bc

Unutuşun Kollarında (Tamamlandı)

book_age12+
33
TAKİP ET
1K
OKU
family
HE
sweet
love at the first sight
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

Alina ve Atlas… Onlar, birbirlerinin eksik parçasıydı. Atlas, Alina’yı bütün kalbiyle severken, Alina’nın gözlerinde yanan aşk, sonsuz bir dünya vadederdi. Ta ki bir trafik kazası, her şeyi sıfırlayana kadar…

Gözlerini açtığında, Atlası tanımayan, ona bir yabancı gibi bakan Alina, hatıralarının yitimiyle savaşırken, Atlas bir kez daha onun kalbini kazanmaya ant içti. Alina'nın hafızası kaybolmuş olabilirdi, ama Atlas’ın aşkı ilk günkü kadar güçlüydü.

"Unutuşun Kollarında" unutulan hatıraların, yeniden yeşeren duyguların ve vazgeçilmeyen bir aşkın hikayesi… Gerçek aşk, hatırlanmadan da yaşatılabilir mi?

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
Bölüm 1: Zamana Karşı
Güneş, İstanbul'un silüetini yavaşça aydınlatırken, Alina Eliz Saygıner atölyesinin büyük pencerelerinden süzülen ışık huzmelerini izliyordu. Fırçasının tuval üzerindeki her dokunuşu, adeta ruhunun bir parçasını esere bırakıyordu. Altın sarısı boya, karşısındaki kompozisyona beklenmedik bir parıltı katarken, gözlerini kıstı. Sanat, onun için sadece bir tutku değil, varlığının temel taşıydı; dünyayla kurduğu en samimi, en özgün bağlantı. Atölyenin raflarında sıralanmış onlarca boya tüpü, fırçalar ve eskizlerle dolu defterler, onun yaratıcı kaosunun sessiz tanıklarıydı. Masasının üzerinde dağınık halde duran renk paletleri, yarım kalmış eskizler ve bir kahve fincanı, sabahın erken saatlerinden beri çalıştığını gösteriyordu. Fakat bu sabah farklıydı. Göğsünün derinliklerinde, tarif edemediği bir sıkıntı kıpırdanıyordu. Yataktan kalktığında Atlas'ın yerinin boş olması, bu tedirginliğin ilk habercisi olabilirdi. Yastığının üzerinde bulduğu el yazısı not, "Bugün önemli bir toplantım var, akşam yıldızları seyrederiz. Seni seviyorum, A." cümlesiyle bitiyordu. Alina notu okurken yüzüne yayılan tebessüm, onu bir parça rahatlatmıştı. Kocasının bu küçük jestleri, kalbini her defasında yeniden fethederdi. Atlas Saygıner. Ona ilk bakışta soğuk, mesafeli görünen, iş dünyasının demir yumruğu olarak anılan adam. Ama Alina'nın gördüğü Atlas bambaşkaydı. Onun bakışlarında gizlenen okyanus derinliğindeki sevgi, kelimelerle ifade edilemeyecek kadar engin, dokunuşlarındaki şefkat gökyüzü kadar sınırsızdı. Onu her sarmalayışında, sanki dünyadaki tüm fırtınalar diniyordu. Mutfağa ilerlerken, Atlas'la olan ilk karşılaşmalarını düşündü. Beş yıl önce, bir sanat galerisinin açılışında kesişmişti yolları. Alina'nın tablolarından biri önünde uzun süre duran ve renkler arasındaki geçişleri inceleyen Atlas, sanatçıyla tanıştırıldığında gözlerindeki o hayranlık ışıltısını gizleyememişti. O gün, Alina da onun o derin, çelik grisi gözlerinin büyüsüne kapılmıştı. Atlas'ın bakışları, ona hayattaki en büyük sırrını açmış gibi hissettirmişti: Gözler ruha açılan en samimi pencerelerdi ve Atlas'ın gözlerinde gördüğü, onu bir ömür boyu peşinden sürükleyecek kadar derin bir ruhtu. Kahvaltısını hazırlarken düşüncelere dalmıştı. Atlas, ona sadece aşkın değil, sadakatin, cesaretin ve içtenliğin de timsaliydi. Onunla geçirdiği her an, hayatının en kıymetli hazinesiydi. Evlerindeki her köşe, paylaştıkları anılarla doluydu: duvardaki resimler, kitaplıktaki fotoğraflar, hatta mutfak masasının üzerindeki minik çizikler bile ortak hikayelerinin izlerini taşıyordu. Masaya oturduğu sırada telefonunun zarif melodisi, düşüncelerinden sıyrılmasına neden oldu. Ekranda Zeynep'in ismi belirdiğinde, yüzünde samimi bir gülümseme oluştu. "Öğlen yemeğe çıkıyoruz. Hayır deme hakkın yok," dedi Zeynep'in canlı, kararlı sesi. Alina, telefonun öbür ucundaki arkadaşının enerjisini hissedebiliyordu. "Beni buna nasıl ikna edeceksin?" "Atlas'ın işkolik programını biliyorum, senin de o atölyeye kapanıp gün ışığından mahrum kalmanı istemiyorum. Hem yeni koleksiyonun için ilham toplamak istemiyor musun? İstanbul'un en güzel manzaralı kafesine gideriz, deniz havası alırsın." Alina derin bir nefes aldı. Zeynep her zaman isabetli tespitler yapardı; on beş yıllık dostluklarının verdiği bir ayrıcalıktı bu. "Tamam, nerede buluşuyoruz?" "Ben seni alırım, on beş dakikaya hazır ol. Geç kalma!" Alina aceleyle gardırobuna yöneldi. Beyaz keten elbisesini seçti; üzerine ince, açık mavi bir hırka alırken duraksadı. Dışarıda hava açık ve ılık olmasına rağmen, içinde açıklanamaz bir ürperti hissediyordu. Sanki evrenin tüm enerjisi, bugünün farklı olacağını fısıldıyordu kulaklarına. Bu hissi görmezden gelmeye çalışarak, saçlarını hafifçe topladı ve en sevdiği gümüş kolye uçunu – Atlas'ın ilk hediyesi olan yarım ay şeklindeki madalyonu – boynuna taktı. Son bir kez aynaya baktığında, otuz iki yaşının olgunluğuyla parlayan ela gözleri, açık kahverengi dalgalı saçları ve yüzündeki o kendine has hüzünlü gülümsemesiyle kendi yansımasını selamladı. Dudaklarına hafif bir ruj sürdü, çantasını aldı ve kapıyı kilitleyerek apartmanın lobisine indi. Zeynep'in metalik gri sedan arabasını binanın önünde görünce, içindeki gerginlik bir nebze hafifledi. Arkadaşının her zamanki gibi radyoyu sonuna kadar açmış olması, ona güven veren bir alışkanlıktı. Arabaya bindiğinde, ikisi arasında her zaman olduğu gibi sıcak bir sarılma ve ardından neşeli bir sohbet başladı. "Atlas sana ne zaman bir tatil ayarlayacak? O adamın biraz izin kullanmaya ihtiyacı var!" dedi Zeynep, İstanbul trafiğinde becerikli manevralar yaparken. Siyah düz saçları, her zamanki gibi mükemmel şekilde şekillendirilmişti; canlı yeşil gözleri yolu takip ederken bile ışıldıyordu. Alina hafifçe gülümsedi. "Bilmem... O işine çok bağlı ama ben de onu biraz rahatlatmaya çalışıyorum. Zaten bu hafta sonu için bir sürpriz hazırlıyorum." Zeynep merakla kaşlarını kaldırdı. "Ne sürprizi bu? Sakın başka bir şey söyleme, evlilik yıldönümünüz mü yaklaşıyor?" "Hayır, sadece... Ona özel bir tablo yapıyorum. Hikayemizin en başından bugüne kadar olan anılarımızı içeren bir şey. Atlas, duygularını pek belli etmese de, anlamı olan şeyleri çok önemsiyor. Onu ne kadar sevdiğimi bilse de, bazen bunu görsel bir şekilde ifade etmek istiyorum." Zeynep başını sallayarak gülümsedi. "O tabloya bayılacaktır, eminim. Aynı senin şu meşhur 'Zamansız Anlar' serine bayıldığı gibi." Alina pencereden dışarı bakarken İstanbul'un eşsiz silüetini izledi. Boğaz'ın iki yakası arasında gidip gelen vapurlar, minik beyaz noktalardı uzaktan. Kısa bir sessizlikten sonra, "Bazen korkuyorum, Zeynep," dedi fısıltıyla. "Neden?" "Her şey çok mükemmel... Hayatımda hiç bu kadar mutlu olmamıştım. Ve bu mutluluk, bazen beni ürkütüyor. Sanki bir gün her şey elimden kayıp gidecekmiş gibi." Zeynep, trafik ışıklarında duran arabayı frenlerken arkadaşına sevecen bir bakış attı. "Bu sadece mutluluğun verdiği bir endişe. İnan bana, sen ve Atlas birbiriniz için yaratılmışsınız. Senin fırçanın tuvale dokunuşu kadar doğal bir şey bu." Alina arkadaşının sözleriyle biraz rahatlamış bir şekilde gülümsedi. Sonra gözleri, yan koltukta duran çantasındaki küçük eskiz defterine kaydı. "Yanımda defter getirdim. Belki sahilde otururken birkaç çizim yaparım." "İşte bu! Seni o atölyeden çıkarmam boşuna değilmiş," diye güldü Zeynep, yeşil ışık yanınca arabayı harekete geçirirken. İşte tam o anda, sol taraftan inanılmaz bir hızla yaklaşan arabanın farları, Alina'nın göz bebeklerine kazındı. Zaman, sanki bir anda durmuş gibiydi. Dünya ağır çekimde dönüyor, seslerin tonu değişiyor, ışıklar bulanıklaşıyordu. Alina refleksle Zeynep'in kolunu kavradı, dilinden tek bir kelime dökülebildi: "Atlas..." Sonra bir saniyenin binde birinde gerçekleşen o çarpışma anı. Zeynep'in tiz çığlığı, metalin eziliş sesi, camların paramparça olması ve ardından, tüm dünyayı yutan derin bir sessizlik... Alina'nın son bilinci kaybolmadan önce düşündüğü tek şey, Atlas'a verdiği sözdü: "Bu akşam yıldızları seyredeceğiz." Ve sonra, koyu bir karanlık çöktü üzerine. Zamanda asılı kaldı, ne geçmişe dönebiliyor ne de geleceğe adım atabiliyordu. Alina Eliz Saygıner, hayatının dönüm noktasındaydı. Ama henüz bunun farkında değildi.

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

MARDİN KIZILI [+18]

read
578.4K
bc

MENZİL 🧭🧭🧭

read
4.7K
bc

AŞKLA BERDEL

read
95.7K
bc

ÖTEKİNİ SEVMEK

read
1.6K
bc

Ağanın Sözde Karısı

read
98.0K
bc

EFSUN: AĞANIN GELİNİ

read
75.3K
bc

CEO'NUN FİRST LADY'SI (+21)

read
62.3K

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook