bc

Siyah İnci

book_age16+
401
TAKİP ET
1.9K
OKU
contract marriage
reincarnation/transmigration
fated
second chance
badgirl
bxg
mystery
royal
enimies to lovers
first love
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

Denizden kovulmuş bir deniz kızı . Zalim bir kralin eline düşer . Hapse atildiginda bir Prensle tanışır kurtulur hapisten . Uzun macera dolu .

Ama deniz kizi beklenildiği gibi masum değildi . Hükmetme arzusuyla , hırsa kapılmıştır .

Kendini beğenmiş , başkalarını önemsemeyen yer yüzü onun için bir sinav olmuştu .

Cezasını bitirmek için iyilik yapmak zorundadır ama yaptığı kötülükler , yaptığı iyiliklerden fazladır .

Iyilik yapmaya çalıştığında eline yüzüne bulaştıran bir karakter .

Varlığıyla bir kralligin kaderin değişecek peki Prens onun hayatını ve karakterini değiştire bilecek mi ?

Komedi ve macera dolu bir o kadar da gizemli bir hikaye sizi bekliyor 

Başlama tarihi.: 4 nisan 2021

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
1
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . Efsaneye göre deniz kenarında siyah inci bulunursa , bir deniz kızı denizden atılmıştır . . . Ve siyah inciler deniz kıyısında bulunmaya başladı . . . . Köylüler gece gündüz bu deniz kızını aramaya başladı . Ne yazık ki bu krallık zalim bir kralındı . Söylentiler zalim kralın kulağına gittiğinde yüzünde bir gülümseme belirdi . Köylülerden daha fazlasını biliyordu , deniz kızları hakkında . Deniz kızı demek sınırsız zenginlik demekti . Mutsuzken ağladığında gözyaşları siyah inciye dönüşüyordu . Mutluluktan ağladığında beyaz inci . Aşkı için ağladığında mor inci . Bunun dışında denizkızlarının önemli bir güçleri vardı . Altın . . . . Sınırsız altına dönüştürme yetenekleri . Kral mutlulukla o sınırsız altının hayalini kurmaya başladı . Dolup taşan hazine odasını düşününce gözleri parladı . Tüm krallıklardan güçlü olurdu böylece . Hep istediği savaşları kolaylıkla çıkara bilirdi . Tüm dünyaya hükmede bilirdi . Muhafızları toplayıp talimat verdi . “ Deniz kenarındaki her ev aranacak . Herkesi tek tek kontrol edeceksiniz . Bana o deniz kızını getirene bir kese altın . ” Muhafızlar ödülün mutluluğuyla bağırmaya başladılar . Kral eliyle hareket etti ve muhafızlar saraydan koşar adımlarla çıktılar . Deniz kızını bulduktan sonra bir kese altın değil , bir sandık dolusu altın verirdi . Tahtına oturup meyvesini yerken altının getireceği gücü hayal etmeye devam ediyordu . . Ordu , zırh , silah ve yenilmez krallık . . . . . . Günler geçerken muhafızlar deniz kızını bulamıyorlardı . Her eve girip bakıyorlardı . Her eşyayı kaldırıp altına bakacak hale gelmişlerdi . Kral günden güne sinirleniyor ve krallığa bir duyuru yapıyor . “ Her kim deniz kızını bulup krala teslim ederse , ona 2 kese altın verecek . ” Artık sadece muhafızlar değil , tüm krallık kızı arıyordu . Neye benzediğini bilmiyorlardı . Tek düşünceleri insana benzeyen ve tuhaf davranan bir kız . Tanımadıkları ve tuhaf davranan kızları takip ediyorlardı . Tuhaf gördükleri kızları , altın almak için krala teslim ediyorlardı . Kral deniz kızı olduklarını ispatlayana kadar onlara türlü işkenceler ediyordu . Sonunda hepsi ölüyordu . Ve bir gün yine dolunay gecesiydi . Umutlar tükenmişti . Deniz kızı denize dönmüş , ya da hayatını kaybetmişti bir yerlerde . Bir muhafız gece gündüz demeden deniz kıyısını gözetliyordu . İnanıyordu onu bulacağına . O zaman gördü . Mağaralar tarafından denizin kıyısına yaklaşan kızı . Üstünde temiz bir elbise vardı . Deniz kızına benzemiyor diye düşünürken , kız dizlerinin üzerine çöktü ve ağlamaya başladı . Ayın ışığıyla parlıyordu bedeni . Önündeki siyah incilerin parlaklığı göz kamaştırıyordu . Sakince saklandığı yerinden çıkıp kıza doğru yaklaştı . Kız duyduğu seslerle kafasını , arkasına döndü ve gelen muhafızı gördü . Silahını çıkarmış ve üstüne geliyordu . Ayağa kalktı ve yeni alışmakta olduğu bu ayaklarla koşmaya başladı . Ama yürümeye çalışan bir bebek gibiydi . Daha henüz doğru düzgün gezemiyordu bile . Koşmaya gelince bir kaç adımdan sonra düşmüştü . Kolay bir avdı , muhafız için . . . Muhafız mutlulukla kızı yakalayıp , kalın bir iple bağladı . Geriye krala teslim etmek kalmıştı . Kız garip sesler çıkarıp bağırmaya çalışıyordu ama onu kimse duymasın diye kumaş parçasıyla ağzını kapattı . Bu kızı arayan yüzlerce kişi vardı . Yerdeki siyah incileri doldurdu kumaşının içine ve beline bağladı . Bu inciler onun deniz kızı olduğunu ispatıydı . Gecenin karanlığında etrafı sadece ayın ışığı aydınlatırken bir kader yazılıyordu . Bir krallığın kaderi . . . Muhafız kızı atın sırtına atıp , kendi de bindi . Koşar adımlarla saraya girdi . Hiç durmadan , kimseye aldırmadan . Alacağı altının mutluluğuyla atı koşturttu büyük salona kadar . Peşinde muhafızlar onu yakalamaya çalışıyorlardı . Atla saraya girmişti , hatta kralın taht odasına doğru koşuyordu . “ Bu ne cüret ! ” diye bağıran kralı görünce durdu . Gür sesiyle tüm sesleri kesmişti . Geride muhafızın kalp atışlarının sesi kalmıştı . Attan inip reverans yaptı ve kızı atın sırtından alıp kralın önüne götürdü . “ Kralım affedin beni . Size deniz kızını getirdim . ” Kızın ağzını eğilip açtığında , kızın baygın olduğunu gördü . “ Ne malum kızın denizkızı olduğu ? ” dedi kafasını yana yapıp kızı incelerken . Günlerdi bir sürü kız getirmişlerdi saraya , bunun onlardan farkı ne diye bakıyordu . Beline bağladığı kumaşı açtı ve siyah incileri kralın önüne serdi . “ Ayın ışığında bedeni parlıyordu ve ağlıyordu . Gözyaşları bu siyah incilere dönüşüyordu . ” Kralın mutlulukla gözleri parladı ve eliyle diğer muhafızlara işaret edip yakınına çağırdı . “ Kızı götürün odaya kapatın . Bu muhafızı idam edin ! Kimse bir daha benim taht odama , atla girmeye cüret etmesin . ! ” Muhafızın yalvarışları artık bir işe yaramıyordu . O artık ölü bir adamdı . Altını düşünüp , kralın ne kadar zalim olduğunu unutmuştu . Kız gözlerini açtığında , yumuşaklık hissetti . Uyuduğu yer denizden çok farklıydı diye düşündü . Güneşin ışığı gözlerini acıtırken , eliyle gözlerini kapattı . Ve yataktan yere düşüp köşeye sindi . Kafasını ellerinin arasına alıp ne yapacağını düşünüyordu . Bilmediği bir dünyada , bilmediği bir yerdeydi . Kapılar büyük gürültüyle açılınca , olduğu yere daha da sindi . Korkuyordu . . . . . Karşısında elinde taşlar olan bir adam vardı . Taşı kızın önüne attı ve “ Altın yap onu .” Dedi . Kız merakla taşı eline aldı ve bakmaya başladı . Sonra taşı kralın üstüne geri fırlattı . Bir şey anlamadığını gösterirse belki onu rahat bırakır düşüncesindeydi . Kralın aksine karşısında zeki bir deniz kızı vardı . Zekası onu yanlış yola sürükledi ve hırslarına kapıldı . Denizden atılmakla cezalandırıldı . Artık bir deniz kızına dönüşemeyecekti . Diğer güçleri kalmıştı ama deniz kızı olamama onlara en büyük cezaydı . Aniden yüzünde hissettiği acıyla yere yığılmıştı . Aşağılık kral ona tokat atmıştı . Sinirle nefes alıp vermeye başlamıştı . Kimse ona böyle davranmazdı. O denizlerin Prensesiydi . Hatta Kraliçe olacaktı . Bu dünyadaki insanlardan daha üstün görüyordu kendisini . Eşsizdi ve özeldi . Hizmetçilerinin yanında rezil olma duygusuyla , Kral sinirini kızdan çıkarmıştı . “ Bunu götürün zindana kapatın . O taşları altın yapana kadar ne yemek , ne de su verin ! ” Bağırmasıyla , hizmetçiler korkuyla kıza yakınlaşıp , odadan çıkardılar ve kollarından tutup merdivenlerden inmeye başladılar . Bir kapıyı açtılar ve bir anda bir gürültü koptu . Yardım çığlıkları etrafı sarıyordu . Kızın gözleri dehşetle açıldı ve etrafa bakmaya başladı . Yaralı bir sürü insan vardı . Hepsi yardım istiyordu . Hepsi kanlar içindeydi. Bu görüntü midesini bulandırmıştı . Gözlerini kapatıp hizmetçilerin yardımıyla yürümeye devam etti . Tabi kulaklarındaki sesleri kapatamıyordu . “ Tüm hücreler dolu . Buraya kapatalım . ” Diyen erkeğin sesiyle gözlerini açtı . Burada bir erkek hapsedilmişti sadece . Denizkızını da bu hücreye kapatıp arkalarına bakmadan dönüp gittiler . Kız bir köşeye sinip bacaklarını kendisine çekerek oturdu . Kafasını dizlerine yaslayıp seslerin kesilmesini diledi . “ Sen de kimsin ? ” diyen ses ona yakınlaşmaya başladı . Bu onunla birlikte hapsedilmiş bir erkekti . Kafasını kaldırıp kirli gözüken , ayaklarından zincirle bağlanmış erkeğe baktı . Bir söz söylemeden yeniden kafasını dizlerine koydu . İlk kez yediği bir tokat ona geçmişini hatırlattı . Kraliçe olmasına az kalmıştı . Hem de çok az . . . Dolunayda ayinle sahip olacaktı denizlere ama ne yaptı ? Kardeşlerini öldürmeyerek hata yaptı . . . Pişmandı yapamadığı için ve şimdi yer yüzünde tutsaktı . Sinirle ellerini sıktı . Burada çıkmalı ve denize geri dönmeliydi . Ama nasıl yapacağını bilmiyordu . İnsan gibi suda boğulmaya başlıyordu . Hatasını telafi etmesi istendi ondan . O zaman cezası bitecekti . Cezası bitene kadar pişmanmış gibi gözüküp , denize geri döndüğünde hatasız bir şekilde hayalini gerçekleştireceği . . . . Her yerden su ruhları tarafından izlendiğini biliyordu . Attığı her adımdan haberdar olacaklardı . Ama karadaki hayatına karışmaya yetkileri yoktu . Ne yaparsa yapsın , ister ölümün kıyısında olsun , onu kimse kurtaramazdı . Denizden hiç bir şekilde yardım alamazdı . Kararlı ve hırslıydı buna . Bu sefer kimseye acımayacaktı . Şuan için tek düşüncesi bu yerden kurtulmak olmuştu . Kafasını toparlayıp gücünü hissettiği an harekete geçti . Yer yüzünde iyilik yapması istendi Deniz kızından . Ayağa kalktı ve etrafına baktı . Parmaklıklardan tutup etrafına bakmaya başladı . Hiç muhafız yoktu sadece mahkumlar vardı . Aklına gelen bir fikirle sırıttı ve arkasında zincirle bağlanan erkeğe döndü . “ Sen kimsin ? ” diye sordu narin bir sesle . Erkek sırıtarak “ Ben Prens John . Gördüğün gibi burada esirim . Duymuşsundur belki beni . ” Diye konuştu . . Kafasını yitirmiş olmalı diye düşündü . Burada uzun süredir esir olmalı . Bir prensi buradan kurtarmak , iyilik yapmak demek . Denize dönmesi için bir şans ola bilirdi . “Bir birimize yardım edelim ve çıkalım buradan . ” “ Hahaha nasıl yapıyoruz bunu ? 1 aydır ben çıkamadım ve sen şimdi gelmiş diyorsun çıkalım ? Öyle kolay olsa çoktan çıkmıştım . ” Alaylı konuşmasına gülmeden edemedi . “ Ben senden daha zekiyim ve güçlüyüm . ” Diye kendini övmeye başladı deniz kızı . “ Öyle tabi canım . Çıkalım hadi . ” Diye ayağa kalktı kahkaha atarak erkek . “ Bana inanıp , inanmamak sana kalmış . Ama çıkmak istiyorsan inanmalısın . Şimdi otur yerine ve çamurlu toprağı toplamaya başla . ” Gayet ciddi bir tonda dediği laflara Prens inanmadı ve gülmeye devam etti . “ Kendin topla toprağı. Hem ne yapacaksın toprakla ? Tünel mi kazdıracaksın bana ? ” Kız yere eğilerek sivri ve büyük bir taşı eline aldı . Dikkatle baktıktan sonra gözlerini kapattı ve o taşın gümüşe döndüğünü hayal etti . Ve saniyeler içinde elindeki taş gümüşe dönmüştü . Prens geri geri giderek yere düştü . “ Büyücü . ” Diye gözlerini şaşkınlıkla ve şokla açmıştı . “ Şimdi toprağı topluyor musun yoksa burada kalmaya devam mı edeceğiz ? ” dedi son derece kararlı bir şekilde , gülümsemesi yüzüne yayılırken . Gümüşe dönüştürdüğü taşı Prensin önüne atıp kendisi geri yerine oturdu . Prens gümüşü alıp inceledikten sonra toprağı toplamaya başladı . İkna olmuştu . “ Ne yapacaksın bu toprakla ? ” Diye sordu merakla . “ Yuvarlak yaparsan gümüşe dönüştürüp ağırlaştırırız . Muhafızlar içeri girince kafasına vurup bayıltacaksın . Gördüğün gibi içerde hiç büyük taş yok . Zincirlerini kırarsın vurarak ve kurtuluruz . Birazcık daha büyüyle güçlü olacak ve zincirlerinden kurtulmana yardım edecek .” Prens hayretle gözlerini açtı . Plan iyiydi ama eksiği vardı . “ Muhafızlar hiç kapıyı açıp içeri girmezler ki , başka bir şey düşünmelisin . ” “ Orasını bana bırak ve işini yap . ” Deyip gözlerini kapattı . Deniz kızı planlamıştı her şeyi kusursuz bir şekilde . O muhafızlar içeri girecekti ! . Buna emindi ve inanıyordu . Güçlerinin kaynağı inançtı . Büyüleri de böyle etkili oluyordu . Olacağını hayal eder ve yaparlar . En önemlisi inanırlar . “ Sen neden yardım etmiyorsun ? ” “ Ellerimi kirletmek istemiyorum . ” dedi ve alayla sırıttı . Son derece de açık sözlüydü . Prens içinden sinirlense de kaçışları ona bağlıydı ve elleri zaten kirliydi , birazcık daha kirletse bir şey olmazdı . O yüzden bir kelime daha etmedi ve kazmaya , toprağı toplamaya devam etti . Nihayet çamurlu toprağı toplamıştı . “ Büyücü bitirdim . ” Diye seslendi . Nihayet kurtulacaktı bu pis yerden . Heyecanla kızın yapacaklarını bekliyordu . “ Nihayet . ” Diye mırıldandı ve gözlerini açıp oraya yaklaştı . Parmağıyla top şeklinde olan çamurlu toprağa dokundu . Dikkatle baktıktan sonra gözlerini kapatıp onu gümüşe dönüştürdü . Toprak bir anda beyazlamaya ve parlamaya başladı. John gördüklerine inanamıyordu . Hayranlık ve şaşkınlık onu ele geçirmişti . “ Şimdi kır zincirlerini . ” Deyip geri yerine oturdu . John mutlulukla gümüşü eline alıp sert zemine doğru yürüdü . . Sert zemine zinciri bırakıp , gümüşle sert bir şekilde vurmaya başladı . Bir kaç vuruştan sonra narin zincirler kolaylıkla kırılmaya başlamıştı . “ Şimdi zincirin kırılmamış gibi yap ve onu da sakla . ” diye seslendi deniz kızı . Nihayet planını böyle yürürlüğe koymuştu . John onun dediğini yapıp yere geri oturdu . “ şimdi ne yapıyoruz ?” Diye sordu gözleri parlarken . Bu sefer içinde bir umut yeşermişti . Sonunda buradan kurtulacaktı . Çamurlu parmağını temizlerken , kendinden emin bir şekilde “ Muhafızın gelmesini bekliyoruz . ”dedi . Önündeki küçük taşların bir kaçını altına dönüştürdü ve etrafa farklı yerlere attı . Hepsi kapıdan uzak ve John’a yakın yerlerdeydi . “ Altın da mı yapa biliyorsun ? ” Prensin şaşkınlığı ve merakı daha da büyümüştü . "Sen nasıl bir büyücüsün ? Burada ne işin var ? .” Sorularının ardı arkası kesilmiyordu . Çok meraklanmıştı ve aklına gelen her soruyu , diline döküyordu . “Ben bir Denizkızıyım ! Bir daha bana büyücü deme . ” Diye tısladı . Bir deniz kızı ve bir büyücü arasında fark vardı . Ve bir birlerini hiç sevmiyorlardı . “ Doğru ya sizi büyücüler lânetlemişti dimi ? ” Kız sinirli bakışlarını prense yöneltti . Tatlı yüzünün korkunçlaşmasıyla prens yutkundu . Deniz kızlarının tehlikeli varlıklar olduğunu da biliyordu prens . Bir çok hikaye duymuştu onlarla ilgili . Balıkçıları kandırıp , denize çekip yiyorlar ya da denize düşenleri boğup öldürüyorlarmış gibi bir sürü hikaye okudu . Öldürmekten zevk aldıklarını ve böylece güçlendikleri cümlesi aklına gelince duraksadı . Karşısında gerçek bir deniz kızı vardı ve okuduğu hikayeler yalan değildi diye düşündü . Sinirlenince nasıl bir hal aldığını görünce , yutkunmaması elde değildi . Sanki karanlık bir aura hücreyi doldurmuştu , deniz kızı sinirlenince . O yüzden sessiz kalıp beklemeye başladı . Kapıların açılmasının , gürültüsü prensi bu işkenceden kurtarmıştı . Adım sesleri onlara taraf geliyordu . Düşündüğü gibi bir muhafız gelmişti . Yere bakınca , sarı altınları görünce , gözleri parladı . “ Ben hemen Krala gitmeliyim . ” Diye mırıldanınca , kız en tatlı sesiyle konuşmaya başladı . “ Dur . Kral senden bir kanıt isteyecek . Ona altınları götür . ” Muhafız içeriye dikkatle baktıktan sonra girip , girmemek arasında kararsız kalmıştı . Deniz kızı kralın nasıl biri olduğunu hatırladı . Az çok bakınca çözmüştü o insanı . “ Kral çok sinirlenip seni idam ettirecek ona altın götürmezsen . ” O zaman muhafız yutkundu ve krallarının ne kadar zalim olduğunu hatırladı . “ Evet götürmeliyim . ” Diye mırıldanıp kapıyı açtı , heyecanla ve içeriye girdi . Farklı yerlerdeki altınları toplamaya başlayınca , sırtını döndüğü John bir hışımla ayağa kalktı ve gümüşten olan kocaman taşı , muhafızın kafasına vurdu . Darbeyle yere düşen muhafız bayılmıştı . Anahtarları alıp ayağında kalan zinciri açtı . Mahkumlar olanları görünce sesleri yükselmişti . Herkes bu yerden çıkıp , kurtulmak istiyordu . John , dışarı çıkınca mahkumlara , sakin olmalarını , herkesi buradan çıkaracağını bildirdi . Teker teker bir kaç hücrenin kapısını açtı . Herkes bir birine yardım ediyordu . Kız bayılan muhafızın kılıcını ve küçük bıçağını alıp , oradan çıktı . Tüm hücrelerin kapısı açıldıktan sonra bula bildikleri silahları kuşandılar . Kız elindeki silahı prense uzattı ve “ Beni koru . Buradan çıkmanı bana borçlusun . !” Dedi kafasını dik tutarak . Prens alayla gülerek kılıcı aldı ve “ Evet kraliçem sizi hayatım pahasına koruyacağım . ” Dedi ve yürümeye başladı . Ne kadar bir insandan yardım istemese de , şuan buna mecburdu . Yaşamak için ona bir koruma lazımdı . En azından buradan çıkana kadar . Sonra yollarını ayıracaktı . Herkes hazır olduktan sonra , dışarı çıkıp muhafızları etkisiz hale getirmeye başlamışlardı . Bağıranlar ve kan etrafı sarmıştı . Kız prensin arkasında durup o ne tarafa gidiyorsa , o taraf gidiyordu . Bir Denizkızı ola bilirdi . Özel güçleri de ola bilirdi ama ölümsüz değildi . Ölmemeliydi , onu bekleyen hedefleri vardı . Diş kapılara koşup nihayet saraydan uzaklaşmıştılar . Onlarla bir kaç kişi de Prensi takip ediyordu . “ Ormana gidelim izimizi kaybettiririz . ” Diye söylenip etrafa bakınca , bir adam küçük bıçağı çıkarıp kızın boğazına dayadı . Deniz kızı bir anda neye uğradığını şaşırdı . “ Ne yapıyorsun ? ” diye tısladı kız . İnsanlar hiç iyilikten anlamaz diye düşünürken , boğazına bıçak dayayan kişi konuşmaya başladı . “ Hücrede neler yaptığını gördük . Sayende zengin olacağız . Şimdi kılıcı bırak Prens ve bize teslim ol . ” Kız sinirle derin nefesler aldı ve başıyla ‘ hayır ’ diye işaret etti prense . Kolunda sakladığı küçük bıçağı çıkarıp hızlı bir şekilde adamın karnına sapladı . Prens diğer 3 kişiyi yere sererken , kız yaranan boşlukta kendini kurtardı . Adamları halledip bir birlerine bakmaya başladılar . İkisinde de gram pişmanlık yoktu . Atlı sesleri gelince koşmaya başladılar . Hava kararmaya başlamıştı . “ Krallığın ne kadar uzaklıkta ? ” diye sordu kız koşarken . “ 1 haftalık yol . ” dedi büyük bir kayanın arkasına saklanırken . “ Peki bu krallıktan nasıl çıkıyoruz ? ” “ Bu da uzun bir yol . ” Umutsuzca etrafa bakıyorlardı . Ormanın etrafında koşuşan mahkumlar ve onları öldüren muhafızlar vardı . “ Hadi gidelim bir mağara bulalım . Burada bizi kolayca öldürürler . “ Etrafta oklar ve koşuşan mahkumlar vardı . Aralarına dalıp onlarda koşmaya devam ettiler . Başka çareleri yoktu . Taşın arkasında bulurlardı onları . Açık bir alandaydılar . Bir anda bir ok kızın sırtına saplandı ve kız büyük bir çığlıkla yere düştü . İşte bu özgürlüğe koşarken , beklediği bir şey değildi . “ Ölmemeliyim . ” Diye son kelimelerini söylerken , acıyla gözlerini kapattı ve kendini karanlık bir boşluğa bıraktı . Etrafta bağıranların sesleri bir uğultu gibi gelmeye başlamıştı ve yavaş yavaş onlarda kesiliyordu . . . . . .

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

SENİ HİSSEDİYORUM ( 2 )

read
8.2K
bc

evli kadın evli adama aşık oldu

read
13.1K
bc

Tutku'nun Esiri

read
33.1K
bc

Ölüm Yıllıkları

read
1.2K
bc

Kan Kırmızı (Türkçe)

read
4.2K
bc

AĞA' NIN TUTKUSU(+18)

read
107.1K
bc

SU CİN'İ

read
2.3K

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook