"Onu vurdun..." bu adamın ne kadar ürkütücü olduğunu bazı anlarda unuttuğum oluyordu. Saniyelik bu unutmalar sonrasında, her seferinde pişmanlık duyuyordum. Fakat hangi bir sözüne şaşırayım bilememiştim. Ağasar ailesinin babalarının bu hale gelmesine bir başka adamın sebep olmasına mı, Nuriye'nin bu adama sevdalanmasına mı, yoksa Bozkurt'un onu vurmasına mı? Rüzgar bir kere daha esip saçlarımı uçurdu. Gözyaşımın ıslattığı yerlerde keskin bir acı oluşmuştu. "Soğuk oldu, içeriye gir." dedi yeniden. Ancak meseleyi daha iyi anlamak istiyordum. Bu yüzden, onun gibi ben de sözümü yineledim. "Onu vurdun... Nuriye'nin sevdalandığı adamı..." "Vurdum." netti. Başımı eğerek gözlerimi kaçırdım. Basit bir kurşun yarası, kimseyi böyle nefrete bürümezdi. Fazlası vardı. Ve bunu sormadan söyle

