Bölüm 12

787 Kelimeler
Uğursuz, korkunç sesler, yoldan hızla geçen arabaların uğultusuna karışıp dağılıyordu. Cemal, yamaçtan aşağı nasıl indiğinin bile farkında değildi. Dönüp ardına baktığında Nazire'nin tombul vücudunun ön kısmını elinin altındaki bir tişört parçasıyla kapatmaya çalışarak peşinden yamaçtan aşağı kayarak indiğini gördü. Bir şey daha gördü. İki erkeğin bulunduğu yerde olmadıklarını. Nefes nefese koşarken başını sağa sola çevirip nerede olduklarını anlamaya çalıştı. Gitmiş olamazlardı. Kesin, karısını yakalayıp ona 'şey' yapacaklardı... "Aman Allah'ım! Buna nasıl dayanırım, nasıl dayanır?!" diye aklından geçirdi. O yüzden canhıraş bir şekilde bağırdı. "Koş, Nazire! Koş! Çabuk..." Aceleden elindeki elbiselerinden bazılarını yere düşürdü. O hızla birkaç adım gitmişti ki ne düşürdüğüne bakmak için duraksadı kısacık bir an. Pantolonu, ezilmiş toprak ve çimenlerin üzerinde boş bir çuval gibi, paçaları birbirine dolaşmış vaziyette yerde duruyordu. Onu almazsa arabayı açamazdı. Anahtarı cebindeydi. Hemen geri döndü. Korkudan kan beynine hücum etmiş, yüzü kıpkırmızı kesilmişti. Pantolonu almak için aşağı eğilirken karısının çıplak bacaklarını gördü. Tam elini pantolona uzatmış tutup çekecekken çamurlu bir ayakkabı 'lap' diye canım güzel pantolonun üzerine bastı. Başını kaldırdı, kirli sakallı, kırklı yaşlarda hain suratında pis, yılışık bir gülümseme olan erkekle göz göze geldi. "Aceleniz mi var? Eğlence kaldığı yerden devam edecek demedik mi?" Dili tutulmuştu sanki. Çırılçıplak, anayol kıyısında, ormanın dibinde, savunmasız bir şekilde orman kaçkını bu iki adamın ellerindeyken kendilerini nasıl savunacaktı? "Ne, ne demek istiyorsun? Biz karı kocayız. Ne eğlencesinden..." Cümlesini tamamlayamadan adamın çürük dişlerinin göründüğü geniş ağzından korkunç bir kahkaha patladı. "Karı kocaymışlar... Ormana kadın kaldırdım demiyor da pezevenk... Duydun mu Alp, karı kocaymışlar... Eee, tabii. Fan fin yapınca karı koca olunuyor zaten. Şimdi karı koca olma sırası bize geldi aslanım... Bakalım sen yolu ne kadar açmışsın, temizlemişsin. Bir de biz ilerleyelim kanal boyunca..." Diğer erkeğin kahkahası arkadaşının susmasına neden oldu. "Bu adam araba farı görmüş tavşan gibi dondu kaldı olduğu yerde. Sen karıyı tut, götür yukarı. Ben de adamı getireyim," dedi ve elini Cemal'e uzattı. Başlarına gelene halen inanmakta güçlük çeken Cemal, girdiği şokun etkisiyle suspus durumda, dikiliyordu. Alp, Nazire'nin arkasından yamaçtan ayaklarıyla toprakları taşları koparıp yola akıtarak kayıp geldi, kadının dibinde, çıplak vücuduna çarparak durabildi. Nazire, çarpmanın etkisiyle öne doğru savruldu ve diğer adamı altına alarak üzerine düştü. Cemal, karısıyla birlikte yere düşen adamın ayağının altından pantolonunu olanca gücüyle hemen çekip aldı ve Nazire'nin tombul bileğini yakaladığı gibi peşinden sürükledi. Kapıyı açar açmaz kendilerini arabadan içeri attılar. Adamlar düştükleri yerden kalkıp gelmişler, arabanın kapılarını açmak için hamlede bulunurlarken Cemal hemen kapıları kilitledi. Korku, heyecan, telaş bir olmuş, tüm vücudunu zangır zangır titretiyordu. Erkeklerden biri kapıları açamayınca arabanın hareketini engellemek için önüne geçti, Cemal'in arabayı sürmesini engellemeye çalıştı. Nazire'nin yüzü, korkudan bembeyaz kesilmişti. camdaki pis suratlı adamın iğrenç gülüşlerine ve yaptığı abes el hareketlerini görmeye tahammül edemediğinden yüzünü avuçlarının içine saklamıştı. "Çabuk ol Cemal! Sür şu arabayı. Kaçalım... "Arabanın önüne geçti bu salaklar, ezilecekler!.." dedi stres dolu bir sesle Cemal. Nazire, heyecan ve korku dolu bir sesle bağırdı. "Boş ver, ezilen ezilsin. Sür arabayı, çabuk!.." Cemal gaza bastı, lastikler olduğu yerde hızla döndü, yere sürtünüp patinaj çekti. Adam halen arabayı bırakmıyor, kaportaya tutunmuş, pişmiş kelle gibi sırıtıyordu. Yüzü kıpkırmızıydı. Cemal'in aklının başında olduğu pek söylenemezdi, uğursuz yerden gazlayıp gitmek istiyordu. Yol kenarından ana yola karışmak için trafiğin içine doğru hareket etti. Adamın kendini yere atacağını sanıyordu. Sandığı gibi olmamış, adam onlarla anayolda araba kaputu üzerinde bacakları bir sağa bir sola savrularak gidiyordu. Nazire, bağırdı tekrar. "Cemal! Adam düşüp ezilecek, yavaşla biraz..." Karısının sesiyle kendine gelir gibi oldu ve ayağını frene götürdü. Dikiz aynasından baktığında diğer adamın da yol boyunca koştuğunu gördü. "Şuraya yanaş, atlasın gitsin... Ölümüne biz sebep olmayalım..." Cemal, emniyet şeridine girdi. Yavaş yavaş gitmeye başladı. Bu sırada diğer adam da yetişip gelmişti. Eline geçirdiği taşları arabaya doğru fırlatıyordu. Cama, kaportaya tak tuk diye sesler çıkararak şiddetle çarpıyordu. Cemal, bu yüzden panikle gaza basınca araba ani bir hızla ileri fırladı. Motor kapağındaki adamın da elleri kurtulmuş, yola düşmüştü. Cemal, adamlardan kurtulmanın sevinciyle gaza bastıkça basıyor, önüne gelen her aracı sollayıp geçiyordu. Korkuları giderek yatıştı. Nazire, aklına takılan soruyu sormadan duramadı. "Adama bir şey olmuş mudur?" "Hayır, olmadı. Dikiz aynasından baktım. Domuz gibiydi. Arkadaşı ayağa kaldırıyordu..." dedi Cemal. "Bir daha sürpriz sözcüğünü bile duymak istemiyorum. Az kalsın adamlar ırzımıza geçeceklerdi yahu. Ucuz kurtulduk Nazire." Yoldan geçen arabalar, iki çıplağı bir arabanın içinde görünce merak edip bakıyorlardı. "Herkes niye bizim arabaya bakıyor Cemal?" dedi camdan vuran güneş ışığında bembeyaz parıldayan cildiyle Nazire. "Tabii bakarlar. Üstümüzde bir şey yok ki..." "Kıyafetlerin çoğu ormanda kaldı. Bir yerde duralım da valizden kıyafet alıp giyinelim." "Olur hayatım..." Bir virajı döner dönmez polis kontrol noktasına denk geldiler. Polisler yolu kesmiş, sırayla arabaları durduruyorlardı. "Nazire göğüslerine bir şey ört. Polisler görmesin..." "Ehliyet ruh..." Polis 'ruhsat' diyememişti. Gözleri şaşkınlıktan kocaman açıldı. Çünkü lüks otomobil içinde iki çıplak yetişkin insan vardı. "Niçin çıplaksınız siz?" Sonra Nazire'ye çevirdi bakışlarını. "Hanımefendi, çalışma belgeniz vardır umarım..."
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE