Bölüm 20

1664 Kelimeler
Restorandan içeri giren Döndü Gama, pencere kenarındaki bir masada yüzü kapıya dönük bir şekilde oturmakta olan Coşkun'u görünce o tarafa doğru yöneldi. Masaya yaklaşırken yüzünde sahte bir gülümseme belirdi. "Günaydın." "Günaydın." Coşkun ayağa kalkıp nezaketle Döndü Gama'nın oturacağı sandalyeyi çekti. Zarif bir hareketle sandalyeye oturan genç kadının zarafetine restorandaki bazı kadın ve erkekler kıskançlıkla baktı. Erkekler büyük bir ihtimalle Döndü Gama'nın yanındaki erkeğin yerinde olmak istedikleri için Coşkun'u, kadınlar ise Coşkun'un yanındaki Döndü Gama'yı kıskanmıştı. Coşkun'a ve yüzündeki güzel gülümsemesine bakan Döndü Gama, çekici yüz hatları, kısa traşlı saçı ve gözlerini çevreleyen gür kirpiklerini görünce kendine sinirlendi. "Bu adamla burada ne işim var? Ya Mirza beni Kemal'e söylerse? Beni takip etmesini ondan istediyse..." Telaşlandı. Gerilmeye başladı ve tedirginliğini azaltmak için masanın altında bacağını sallamaya başladı. Bu esnada dizi masaya çarpınca bardaklar yerinden oynadı ve ses çıkardı. Coşkun kadının önündeki bardaklardaki sarsıntıyı görünce merakla kadına baktı. "Bir şey mi oldu Döndü Gama? İyi misiniz?" "İyiyim. Niçin sordunuz?" "Masa sallandı ve ses geldi sizin tarafınızdan. Merak ettim sadece..." dedi Coşkun gerçekten meraklı bir yüz ifadesiyle bakarken. Döndü Gama, masanın üzerindeki kumaş peçeteyi alıp servis tabağının altına hafiften titreyen elleriyle yerleştirmek için uğraşırken cevap verdi. "Merak etmeyin. kazayla ayağım masaya çarptı." "Ah! İyi olmanıza sevindim. Kötü hissetmenizi istemem. Çünkü güzel bir kahvaltı etmek için buradayız." Gama'ya göz kırptı ve genç kadın zoraki gülümsedi. "İçecek olarak kahve mi portakal suyu mu alırsınız?" "Çay alırım." "Şöyle yapalım mı? Sanki tercihlerimiz pek uymuyor gibi, yiyecekleri birlikte seçelim, ne dersiniz?" "Tabii, çok iyi olur. Seçelim." Coşkun genç kadından gelen onayı duyar duymaz hemen sandalyesinden kalktı ve Döndü Gama'nın sandalyesini geri çekti. Oturduğu zamanki kadar zarif bir hareketle kalktı Döndü ve kırmızı pantolonun kapattığı ve gözlerden sakladığı uzun, biçimli bacaklarıyla Coşkun'u takip ederek self servis yiyeceklerin sunulduğu masaya ilerledi. Büyük bir servis tabağına lezzetli yiyeceklerden doldurmaya başladılar. Bu kadar çok çeşidin olduğu bir kahvaltıda insan her şeyden alsa aldıklarını bitirmesi imkansızdı. O nedenle Döndü Gama, gerçekten yiyip bitirebileceği sevdiği şeyleri tabağına aldı. Tam masalarına yürüyorlardı ki restoranın orta yerinde Mirza ile karşılaştı. Heyecandan elindeki tabağı düşürecekti neredeyse. Sanki suçüstü Kemal'e yakalanmış gibi bir korkuya kapılan Döndü Gama ne diyeceğini bilemeden donup kalmıştı olduğu yerde. "Günaydın Döndü Gama Hanım. Nasılsınız?" dedi Mirza. Kadının tuhaf halini görünce merak ederek. "Gü- günaydın Mirza Bey. İyiyim." "Kahvaltı tabağınızı masaya götürmesi için size bir garson çağırayım," dedi ve hemen arkasını dönüp etrafta garson bakınmaya başlayan Mirza'yı, kendine gelen Döndü Gama engelledi. "Teşekkür ederim ama buna hiç gerek yok. Kendim hallederim. Garsonları meşgul etmeyeyim. Benden daha önemli işleri olduğuna eminim," dedi yüzüne inandırıcı ve samimi bir gülümseme takınırken. Tereddütle kadına baktı Mirza. Evet, biraz hasta bir hali vardı ama sabah keyifsizliği olabilir diye geçirdi içinden ve onu memnun edeceğini düşündüğü bir soru sordu. "Kemal Bey bu gece burada olacak değil mi?" "Şey..." Başladığı konuşma arkalarından bej renkli keten elbise içinde, kollarından boynuna bağlanmış çizgili bir hırka ve elinde bir kahvaltı tabağıyla gelerek yanlarında duran Coşkun'un sorusuyla yarıda kaldı. "Krep ister misiniz?" Coşkun'a, Mirza ve Döndü Gama birlikte dönüp baktılar. "Günaydın Coşkun Bey, nasılsınız?" dedikten sonra Döndü Gama'ya hitaben, "Siz ikiniz tanışıyor musunuz?" dedi ve şaşkınlığını gizleme gereği duymayan Mirza. Döndü Gama'nın sararan yüzünü fark eden Coşkun hemen araya girdi. "Şey... Aslında daha önceden tanışmıyorduk. Biz dün tanıştık. Tanışmamıza dünkü çekimler esnasında kazara çarpışmamız sebep oldu..." "Evet, dün odam hazırlanırken beklemek için girdiğim dinlenme salonunda..." diye tamamladı Coşkun'un sözlerini Gama ve minnetle Coşkun'a baktı. Sohbetin uzamasından duyduğu rahatsızlığı sürekli gülümseyerek örtmeye çalışıyordu bir taraftan da. Diken üstündeydi. Mirza, Kemal'in sevgilisi olduğunu kesinlikle biliyor olmalıydı ve yanında bir erkekle restoranda onun tarafından görülmesi hiç iyi olmamıştı. Kocaman bir korku yumağı gelip pat diye içine taht kurmuştu Döndü Gama'nın. "Haa, anladım. Pekâlâ, afiyet olsun, benim biraz işim var, izninizle." Bir baş selamıyla onların yanından ayrılan Mirza, biraz düşünceli görünüyordu. Bakan Kemal Bey'i aramasını gerektirecek bir durum olup olmadığından emin değildi. Üstelik Coşkun'un, otellerinin tanıtımını yapmak için burada bulunduğu da göz önüne alındığında gerçekten tanışmaları bir tesadüf olabilirdi. Evet, muhakkak tesadüftü. Bu sonuca vardıktan sonra Mirza rahatladı. Mutfak kısmından içeri girdi. Personel, müdürlerini karşılarında görünce büyük bir saygı gösterip kenara çekilerek kendisine yol verdi. ***** Küvetin içinde oturan Nursel'in arkası Nazire'ye dönüktü. Yaşlı kadın, oğlu ve gelini tarafından tanınmadan işini bitirip bir an evvel odadan gitmenin telaşındaydı. Aykut kahvaltısını yaparken o da hemen gelini Nursel'i yıkayıp banyodan çıkarmayı düşünüyordu. Bu nedenle biraz hızlı ve planlı bir şekilde çalışmak istiyordu. Nursel'in üzerindeki kıyafetleri dikkatli bir şekilde çıkardı. Nursel, ruhu alınmış gibi önünde öylece oturuyor ve hiç olaya karışmıyordu. Sanki vücudu da giysiler da ona ait değilmiş gibi duruyordu. Nazire ne yaparsa, nasıl şekil verirse öylece oturuyordu küvetin içinde. Yaşlı kadın, pek ısınıp sevmediği gelininin çıplak vücuduna bakarken şok geçirmiş bir akıl hastası gibi donup kalmıştı. Kıpırdayamıyordu bir türlü. Kızın vücudundaki çürükler, morluklar ne kadar da çoktu? Bunların hepsini kendi oğlu yapmış olamazdı? Gelinine dokunmaya, tenine değmeye korktu. Ya canı yanarsa, vücudu acırsa? Suyu oldukça ılık olarak ayarlayıp duş başlığını kızın başına tuttu. Ilık suyun her tarafını ıslatmasını sağladı. Saçlarına şampuan sürüp köpürttü. Sırtına, kollarına gül ve lavanta kokulu otelin özel sabundan nazik hareketlerle sürdü. Bacaklarını utandığı için kapatan gelininin dizlerini tutup açmak istediğinde Nursel, acı dolu bir ses çıkardı. Nazire elini hemen geri çekti. Kendisi de azgın, sevişmeyi gerçekten çok seven bir kadındı. Elbette bunda fazla kilolarının da etkisi vardı ama bütün suçu kilosuna atmak yalan olurdu. Gençliğinden beri nedense sekse bir düşkünlüğü vardı. Mahalledeki kadınların erkekler hakkındaki dedikodularını, yatak odalarında kocalarıyla nasıl seviştiklerini anlattıkları hikayeleri büyük bir merak ve hevesle dinlerdi. Bir gün kendisinin de aynı şeyleri yaşayacağını düşünür ve kendi kendine heyecanlanırdı. Şansına kocası da kendisi gibi seksi çok seven biri çıkmıştı. Ama Cemal bile en sert sevişmelerinde vücudunda bu kadar iz bırakmamıştı. Kendi gerdek gecesini düşündü. Cemal'in bacak arasında altın madeni bulmuş gibi iştahla ileri geri hareketini, sabaha kadar canı acımasına rağmen defalarca sevişmelerini. O zaman bile bu kadar çürük ve morluk oluşmamıştı teninde. Hatta kendisi Cemal'in kolunu ısırmıştı aşka gelip... Nursel, duş başlığını yaşlı kadının elinden aldı. Nazire ne yapacak diye ona baktı. Uyuyan gelin uyanıyor muydu? Nursel, eliyle Nazire'ye duş kabinini kapatmasını işaret etti. Uzun uzun suyu bacaklarına tuttu. Apış arasını nazikçe ıslattı. "Aykut!" diye kısık sesle seslendi. Televizyon karşısında kahvaltısını yapan Aykut tabii ki bu cılız sesi duymadı. Nazire banyodan çıkıp oğluna haber verdi. Aykut, gerinerek kalkıp geldi. "Aşkım, buyur?" "Pansuman malzemelerimi ver! Kullanıp çıkacağım..." "Hemen getiriyorum." Hızlı adımlarla geri geldi ve koltuğun üzerindeki bir poşeti alıp banyoya döndü. "Benim yapmamı ister misin?" diye pişkin bir sesle sordu. Nursel tam itiraz edecekken vazgeçti. Pansumanı yapmasına izin verdi. Şeytan azapta gerekti. Biraz nazlanıp ondan intikam alsa ne güzel olurdu değil mi? "Olur." Nazire banyodan çıktı. Karı kocayı yalnız bıraktı. Kahvaltı masasını kontrol etti. Oğlu domuz gibi yemişti. "Tabii yer, kör olasıca sabaha kadar kızı ...miş. Güç harcadı. Yerine koyacak ama bu gidişle karısına ne zaman kor bilemem. Kızı fena hırpalamış. O kolay kolay kendine gelecek gibi durmuyor." "Ayağa kalkmana gerek yok canım. Sen uzan küvetin içine. Hah, şöyle. Aç bakayım güzel bacaklarını, aferin canıma..." Nursel, ısırık izleri ve çimdik izleri dolu, çürümüş bacaklarını iki değnek gibi yanlara doğru açtı. Bacak arasındaki ağrı içindeki yaralı bal küpü ortaya çıktı. Dikiş atılan yerlerdeki dudakları şiş ve kırmızıydı. Zaten tombul olan bal küpü daha da tombul göründü Aykut'un gözüne. Kendini eğilip karısının bacak arasını öperken buldu. Nursel, kocasının tıraşı uzamış çenesini genital organının üzerinde hissedince sakalların sürtündüğü yerlerde şiddetli acı duydu. "Ay! Ne yapıyorsun?" diye bağırdı. Kat hizmetçisi Nazire'nin içeride olduğu o an için aklından çıkmıştı. Zaten Nazire'de kızın bağırmasını duymamıştı. Televizyonda bir programa takılmış, can kulağıyla onu dinliyordu. "Acıyor mu?" "Bir de soruyor musun acıyor mu diye? Tabii acıyor! O kadar dikişi bana attılar." "Aşkım benim, yakında iyileşecek ve öptüğüm zaman hiç acı duymayacaksın. Tek duyacağın şey zevk olacak, inan bana sevgilim!" Suratı çektiği acı ve kocasının pişkin sözleriyle iyice asılan Nursel, "Böyle bir zevk istemiyorum ben. Balayımı kabusa çevirdin. Aynı şeyi ben sana yapsaydım sen ne düşünürdün acaba?" "Ne düşüneceğim, karım beni ne kadar çok seviyor ve istiyor derdim. İnsan sevdiğini ister bir tanem. Ben seni bu kadar çok istediysem seni çok sevdiğim içindi." "İstemene bir şey demiyorum Aykut ancak beni bu hale getirecek kadar vahşi hareket etmene kızıyorum. Halen kendini haklı görüyorsun değil mi? Hiç utanmıyor, acıma hissetmiyorsun?" "Aşk olsun ama, o nasıl söz öyle? Tabii ki üzüldüm canım ama bunlar başkalarının da başına geliyor. Benim vahşiliğimle ilgisi yok ki. Senin vajinanın özelliğiyle ilgili. İki sevişmede darma duman oldu. Çok hassasmış... Ama ileride alışacak..." ***** Nazire başı önünde, kendi kimliğini oğlundan saklamaya çalışarak yatağa yatırdığı gelininin yanından hızla ayrıldı. Bir an evvel şu cehennemden kurtulmak istiyordu. Aykut, annesi olduğunu fark etmediği hizmetçinin önlüğünün cebine bir elli lira bahşiş sıkıştırdı. Ardından yüzüne bakmadan, "Teşekkür ederim, ihtiyaç olursa yine çağırırım, " dedi ve oturma odasına geçip koltuğa yayıldı. Nazire, kahvaltı servisi için getirdiği masayı iterek odadan çıktı. Nursel bir dilim tereyağı sürülmüş ekmek yemiş ve bir fincan kahve içmişti sadece. Koridorun ucunda kendini bekleyen Cemal'i görünce yanına gitti hemen. Ne oldu, ne yaptın içeride dercesine bakan kocasına canı sıkılmış bir ifadeyle baktı. Gördüklerini onaylamaz bir ifadesi vardı. "Oğlanın hali hâl değil. Bize çekmiş bu. Kızı paramparça etmiş, yazık. Çok acıdım valla. İyileştiğinde Aykut kızı yine hastanelik ederse hiç şaşırmam." Cemal'in de yüzü asıldı hemen. Endişeli görünüyordu. "Deme yahu? Libidosu çok yüksek demek ki... Ee, bizim ikimizden de çocuğa geçen genler var haliyle. Böyle olunca da libido tavan yapıyor tabii," diye görüş belirtti Cemal. "Galiba öyle," dedi Nazire de kocasına katıldığını belli eden bir sesle. "Üzülme, genç onlar. Kız da alışır zamanla. Bir şeycik olmaz. Merak etme. Sen asıl söyle şimdi, öğle arasında ne yapıyoruz? Gece yorgunluktan uyuyup kaldık, yaramazlık yapamadık. Ama gündüz sevişebiliriz. Ne dersin kız?" dirseğiyle karısının tombiş koluna vurdu. "Aa, delinin zoruna bak. Biz ne diyoruz, adam ne diyor?" "Kırk yıl düşünsem sevişmeye hayır diyeceğini düşünemezdim Nazire. Sen odaya gel. Fikrini değiştiririm ben..." "Siz ikiniz ne yapıyorsunuz orada!" Sert ve uyarıcı aynı zamanda korkutucu bir ses kulaklarına doldu. İkisi de oldukları yerde titredi. Hemen temizlik arabalarını itip ters yöne uzaklaşmaya başladılar. Kat sorumlusu hanım, onlar gözden kaybolup, temizleyecekleri odalardan içeri girene kadar öfkeli bir yüzle arkalarından baktı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE