5.bölüɱ/Değişim...

1651 Kelimeler
Bir yandan kafama koyduğum şeyi yaparken diğer yandan bu fazla mı olur diye düşünmeden edemiyordum. Her ne olursam olayım sonuçta ben kötü biri değildim. Belki biraz kötü olabilirdim. Ama bir şeytanınki kadar değil! diye itraz ettim hemen. 'Lanet olsada bu beni kötü yapmaz.' diye savunmaya geçerken bir yanım terettütle, bu soruyu sorarken buldu diğer yanım kendime.. 'Kötü değildim değil mi?' Mühürün ortaya çıkmaması için benim burda olduğumu ilan eden büyüsel ismimi haykırdım Camthalion'un çatısında. Gökyüzü büyük bir gürlemeyle yanıt verdi bana ' Duy bu lanetlinin sözlerini Letrus sentem amere! Götür ona acı dileklerimi yer altındaki ruhların iniltisini duysun yarı ölümü tadarken bedeni. Sentiyum litroska amora amentus, Lucretia!' Bu benim gerçek anlamda yaptığım ilk lanetimdi. Büyük bir gök gürlemesini beklerken bütün bulutlar dağılmıştı. Kıçımdan uydurduğum lanet ancak bu kadardı. Ne bekliyordum ki bir de o kadar vicdan yapmıştım ayaküstü. Kendime kızdım. Angelina'nın Cezalı aynı zamanda Lanetli notunun yazdığı kapımı açarken 'Artık kimin lanetli olduğunu düşünmesi gerektiğini düşündüm. Üzerimdekileri bir çırpıda çıkarıp sadece iç çamaşırlarımla girdim soğuk yatağıma bugün günün çok çabuk bitmesini diliyordum. ///Bu günün sabahında/// Ben alışamadığım cezalı formasını giymiş herhangi birinin bana saldırma olasılığıyla tedirgince sınıfıma doğru giderken ayağım bir şeye takıldı. Düz taş bir zemine sahip olan koridorda bir ağacın küçük 'n' şeklinde uzamış oval ağaç köküne takılmış ve kendimi yerde bulmuştum. 'Ezik!' dediğini duydum birinin bu ses tonunu asla unutamazdım. Bu Angelina'dan başkası değildi. Cevresine aldığı üç aydınlık cadıysa etrafımı sardılar. 'Evet şimdi hesaplaşma zamanı tatlım!' Ben şaşkınlıkla ona bakarken onun tek yaptığı ise türüne uymayan kötü cadı kahkahaları atmak oldu. Ben mi kötü olandım onu her gördüğümde kendime bunu soruyordum ben mi kötüydüm? 'Evet şimdi ardına bir fare gibi saklanacağın biride yok ne yapacaksın?' Evet evet biliyorum benim Angelina'nın tabiriyle küçük ufak bir pisi pisim var ve onu çağırmam beni kurtarırdı ama yapamazdım! Bir mühür ve onların canı bu okulu oldukça sarsar tehlike çanları en üst seviyede çalardı. 'Ben kimsenin arkasına saklanmıyorum Angelina. Neden isminin anlamını bana kanıtlayıp bir melek olark uçmuyorsun?' Kızlar gülünce Angelina onlara ters ters baktı. Onlarda küsmeyi zar zor kestiler. 'Seni aptal C7'li!' diye gürledi Angelina Asa'sını sallayarak 'Angeruilm' fısıldadı. Kara bir yılan belirdi. Yılan bana bakıp tısladı. Hemen ardından saldırmak için yaptığı ilk hamden vazgeçti. Yavas yavas sürünerek ayak ucuma yaklaştı. Ben titreyerek hiçbirşey yapmadan Angelina'ya bakıyordum. Korkum yılan değildi(!) Korkum Lanetli olduğumun ortaya çıkmasıydı. Kara lanetler ve kara ormanda ki çoğu yaratık bana itaat ederdi. Bende onları boyun eğdiren koruma dürtülerini devreye sokan birşey vardı. Sonrası mı? Sonrası bir kabus. Gitmezlerdi. Ölene kadar yanımdan ayrılmazlardı. O kara ormanda yaşadığım anılar gözümün önüne geldi midem bulanmaya başladı. Ne kadar gece kabuslarıma gircekte olsa ikinci dereceden bir büyü olan yok etmeyi fısıldadım. 'Derberius' ve yılan iç organlarını etrafına saçarcasına patladı. Ben ağlarken Angelina ve arkadaşları çığlık atıp kayboldular. Ağlamam şiddetlendikçe dizlerimin üzerine çöktüm. Bir profesör beni farkedip revire götürmüştü. Ona kara ormandan bir yılan çağırmaya kalkıştığımı kelimeleri yanlış söyleyince yılanın gelip patladığını anlattım. Sonunda ışınlanma büyüsünü kullandığım kararına vardılar. Biri üzerine yapılan ışınlanma büyüsü yanlış olursa o şey patlayarak ölürdü. Uyuduğumda o yılanı gördüm rüyamda. bedenim çıplaktı ve o beni sarıyordu. Benimse saçlarım uzamış kalçama kadar gelirken gülüyordum. Gözlerimde nefreti, intikamı saf kötülüğü gördüm. Yılan bana tısladı. 'Ben kötü değilim!' diye bağırdım. Ben olan kız güldü. 'Sen öyle san.' Uyandığımda ter içinde kalmıştım. O yılanın intikamını almazsam rüyalarımdan çıkmayacak bir görüntü olacaktı. İşte Kara ormandaki yaratıkların koşulsuz itaatlerinin karşılığında ki bedel buydu. Camthalion'un çatısına çıkarken de yaptığım şey benim intikamım değildi. Onların koruyucusu olan Lucretia'nındı. O yüzden ismini haykırarak lanete başladım. ////Uyduruk lanetten ertesi gün////// Gözlerimi açmak yeni bir C7'li güne başlamak oldukça zordu. Her geçen gün bana dayanılması zor birer işkence gibi geliyordu. Siyah pileli elbisemi giyip koyu kırmızı cübbemi elime aldım. Kitaplar, hayır onları şuanda taşıyacak halim yoktu. Odamda çıktığım ilk andan itibaren koridorda bir oraya bir buraya koşuşturan profesörler fısıldaşan öğrencciler dikkatimi çekti gene neler oluyordu böyle. 'Sen!' dedi profesör Altair 'Ne duruyorsun ortada öyle sınıfına!' . O zaman koridorun ortasında durduğumu farkettim. Merdivenlerden üst kata çıkarken Kharon'a denk geldim. 'Hey aydınlık!' Suratımı buruşturdum ne güzel bir gündü bu böyle ama onunla karşılaşmak için sınıfı bekleyemez miydi? 'Dün seni dersten sonra görmedim?' dedi bana yetişirken. Tabi görmezsin Angelina'nın hedefiydim o zaman bunları hatırladıkça suratımı daha da ekşittim. Ben onu yanıtlamayınca gözleri kısıldı tehtitkar bir sesle 'Sana verdiğim görevden kaçmaya çal...' 'Ha..yır! Sus artık başım ağrıyor' ters tavrım onu sinirlendirmiş olmalıydı. omuzumdan tutup beni duvara çiviledi. 'kendine gel aydınlık ölmek için yalvarıyorsun bana.' diye tısladı. işaret parmağıyla alnımın ortasına vururken 'o küçük aklından neler geçiyor bilmiyorum ama canımı sıkmamanı tavsiye ederim yoksa yarıda bıraktığım işi bitiririm' korkudan bön bön olmuş iki çift gözle ona bakıyordum.Beni bıraktığında yere yılmıştım. O giderken sinirden ellerim zangır zangır titriyordu. Tanrım yeterince gergin ve berbat ruh halinde değilmişimcesine neden üst üste yaşıyordum bunları? Azıcık mola istiyordum senden. fazla geçmeden toparladım neyseki kendimi. Hocalar için çalan çan sesleriyle sınıfa girdim. Daha önce görmediğim bir Profesör bana kaşlarını çatarak baktı. 'Üzgünüm profesör bu ders benim' Kekeleyerek yanıtladım bütün sınıf gülerke 'Be-ben ö-öğren-ci-yim' Profesör demin ki gizlediği alaycılığını ortaya çıkararak gözlüklerinin üzerinden baktı. 'Eğer profesör değilsen ikinci çan sesinde neden derse geliyorsun bu açıkça kendini öğrenci olarak görmediğini gösterir değil mi bayan Dabria?'  Şaşkınlığım onun gülmesine neden oldu. 'İsmini bildiğim için ağzını açıp aptalhane bana bakacağına hemen özür dile ve yerine geç!' diye  yumuşak ve oldukça nazik başlayıp sonlarına doğru bağırırken. Ben korkuyla geri kaçıp kapıya çarpmış buda yetmezmiş gibi ön sıraya oturmuşmuştum. Bütün sınıfın kahkahası da bu komediye eşlik eden dizi müzikleriydi sanki. 'Geç kalan öğrenciler için kendimi tekrar tanıtayım Ben Alandora  Bana Profesör Alandora demenizi istemiyorum bayan Alandora yeterli olacaktır. Dersimiz Telepatik yöntemler..'  İşte böyle bir rezillikten sonra dersin ortalarına doğru sakin geçen bir yarım saatin ardından yine ismim duyuldu. 'Bayan Dabria neden bayan Kimi'yle yer değiştirmiyorsunuz?'  Kimi de kimdi? Kafamı kaldırıp sınıfa göz gezdirdiğimde Obelia'nın yanında ki kızın ayağa kalktığını farkettim. Ne yani Obelia'yla mı oturacaktım. Yerimden kalkıp doğruca onun yanına giderken Kimi bana mahcup bir bakış atmıştı nedenini anlayamasamda.  Obelia kaşlarını çattı. Ama tek kelime etmedi. Votmen'nini kulağına takıp tekrar başını kaldırdığı sıraya koydu. Başak bir olaya bekliyorsanız söyleyeyim hiçbirşey olmadı. Sanırım Tanrı yalvarışlarımı duymuş bana acımıştı. Biraz mola vermeme izin vermiş olmalıydı. Dersin sonuna kadar oldukça iyi gitti bir ara Bayan Alandora bana bakıp göz kırpmış hemen sonrasında hayal gördüğümü düşündüren bir ifadeyle dersi anlatmaya devam etmişti. Çan sesi duyulduğunda Bayan Alandora seslendi. 'Obelia ve Dabria buraya gelin.' Ne tür bir telepattı bu böyle. Sınıftakilerin çoğu kalmış bizi izliyordu. Bayan Alandora duyabileceğimiz en sert sesiyle 'Çan sesini duydunuz neyi bekliyorsunuz!' Sınıf anında boşalmaya başladı. Bir ara Kharon'un merakla bakan iki lacivert gözüyle karşılaştım. Sonrasında sınıfta sesizlik hüküm sürdü. 'Ellerinizi uzatın' dedi Bayan Alandora biz uzatırken o elleimize dokunmadan ellerini biraz üzerinde tuttu. Gözlerini kapattı. Sonra büyük bir kahkaha eşliğinde açtı. 'Sizde ne var?' Sorusu beni olduğu gibi Obelia'yı da şaşırtmıştı. 'Ne olmuş' dedi benden önce o ükalaca. Bayan Alandora güldü. 'İşte onu soruyorum ya ne var neden sizin geçmişinize uzanamıyorum? Sadece isim çok belirgin olan isimleriniz Kara kilitli bir kapının üzerinde yazıyor Obelia ve Dabria korunma büyüsü mü yaptınız?' Ben şaşkınlıkla ağzımı açarken sözü Obelia aldı 'Evet izinsiz özelimizi deşifre etmeye çalışnlara karşı bir önlem sanırım artık birde fare kapanı gerekiyor' diye yanıtladı küstahça. Bayan Adoranın kaşları çatılırken Obelia elini çekti hemen ardından kapı büyük bir gürültüyle açılıp içeriye Profesör Vale girdi. 'Obelia!' diye gürledi. Bayan Alandora'yı farkedince 'Profesör Obelia'yı alabilir miyim?' Profesör kafasını usulce sallayıp onay verirken Obelio odlayarak Profesör Vale'yi takip etti.  Neler dönüyordu böyle kaşlarımı çattım bayan Alandora'nın izniyle sınıftan ayrıldım. Kapıdan çıkmamla Kharon'la burun buruna gelmem bir oldu. 'Ne oldu?' dedi aynı meraklı bakışlarla. Cevap vermeyecektim. Hayır! bugün ki davranışından sonra onu pek ala görmezden gelebilirdim. Omuzuna çarpıp ilerledim. Ben yemekhaneye giderken oda arkamdan bağırıyordu.  'Ne olduğunu söyleyecek misin Dep yoksa ben zorla mı öğreneyim?'' 'Seni lanet İblis!' diye küfrettim içimden. 'Ne yapacaksın tehtitler savurup duvara mı çivileyeceksin!' Karşı koyuşum o9nu hem şaşırtmış hem de eğlendirmiş olmalıydı ki bana yetiştiğinde yüzü gülüyordu. 'Hadi Dep bana kızgın mısın?' Bu çocuğun sorunları vardı. Evet evet kesinlikle! Beni ölümle tehtit eden o değilmiş gibi karşıma geçmiş kızgınmış mıyım diye soruyor birde utanmadan. Bu sefer ne o gece karası saçlarına kanacaktım. Nede o lacivert gözlerinin güzelliğine. Hayır! Yakışıklılığı ve acayip havalı olmasıda beni ilgilendirmiyordu. Tıpkı insanın içine işleyen eriten gülüşü gibi asla asla yumuşamayacaktım o şeytana! 'Git başımdan pis şeytan!' dedim gözlerimi sımsıkı yumarak 'Beni kandıramayacaksın' O mu naptı kalbimi hoplatan kahkahalarından bir tane daha atıp kolunu belime dolayarak beni kendine çekti. Kulağımda ismimin onun sesinden fısıltısını duyduğumda işte bu benim dayanma gücümün sınırıydı. Gözlerimi açtığımda omuzlarım düştü. 'Ne var?' 'Sana bağırıp sert davranmamalıydım' dedi başıma saçlarımın üzerine bir öpücük kondururken 'şimdi bana içeride ne olduğunu söyle' İç çekip cevapladım. Hadi ama o baştan çıkaran bir şeytandı benim yerime koyun kendinizi herkes zaman zaman şeytana uymuştur. 'Bayan Alandora Obelia'yla benim geçmişimi okuyamadı bunun sebebini sordu' dedim. Düşünceli bir şekilde bir süre bana yemekhaneye kadar eşlik ettikten sonra 'Peki Obelia ne dedi?' Tabi varsa yoksa Obelia! 'Koruma büyüsü yaptığını söyledi!' dedim sesimdeki kızgınlığı engelleyemeyerek. Bu hareketim onu şaşırtmıiş ardından güldürmüştü. 'Bana bak yoksa sen Obelia'yı mı kıskanıyorsun?' Doğru olabilirdi ama yalanlayacaktım sonuna kadar. 'Hayır sorgulanmaktan hoşlanmıyorum!' Çemkirdim. Benden şaşılacak bir performansla ... 'Tamam madem öyle benden sana birşey söyleyim o zman ödeşmiş olalım aydınlık ne dersin?' Merakla gözlerine baktığımda 'Bu sabah Aydınlıklardan en iyi öğrenci olan Angelina diye bir kız Lanetlenmiş.' Ben gözlerimi fırlatacak kadar açmışke o sanki güzel  bir filmden bahsediyormuşçasına 'Lucretia'nın bu okulda olduğu kesinleşti herkes diken üstünde... Tanrım kıza yaptığı lanet harika!' Kaşlarım çatılmış korkudan elim titriyordu. Lanet tutmuşmuydu yani. 'He-herkes derken' dedim. 'Vitamlara kadar herkes!' diye yineledi. Vitam'lara kadar herkes mi? Ben ne yapmıştım nasıl bu kadar sorumsuz olabilmiştim böyle. İntikam isteğime nasıl yenik düşer onun beni ele geçirmesine izin verirdim. Kalbim sancıdı. Pişman değildim. Angelina'y7a üzülmüyordum. Bu farkındalık beni daha da sarstı. Gözlerimde dünya kararırken yakalanmaktan ilkkez bu kadar çok korktum... Efsanelerde ki gibi kanımı şeytanlar içecek güçlenecek melekler göğe yükselecek karanlıktakiler artık aydınlıkta da dolaşabilecekti. Tanrım Tanrım ben naptım?
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE