Kemiklerim kırılacak kadar ağrıyordu ama acıyı hissetmeyecek kadar mutluydum. Hayatıma karabasan gibi çöken o pislikten kurtulmuştum. Hayatımı mahveden, bana psikolojik ve fiziki baskı yapan pislik artık bu dünyada yoktu. Devran, her ne kadar bizi görünce kalp krizi geçirip öldü dese de, ben böyle olmadığını biliyordum. Nasıl öldüğünü düşünmek dahi istemiyordum. Artık bu dünyada yok ya, bu içimi rahatlatıyordu. "Ne düşünüyorsun?" Elimin üzerinde hissettiğim dokunuşlarla bakışlarımı yanımda uzanan adama çevirdim. Bu sabah hastaneden çıkıp annemlerin yaşadığı konağa gelmiştik. "Rahat ederim diye burada kalalım istedin ama hayvanlarına ne olacak? Eminim bir hafta boyunca beni aramaktan onlarla ilgilenememişsindir. İlgilenebildin mi?" "Nasıl ilgilenebilirim? Aklım, kalbim sendeyken onlara

