Normalde istediğim gibi istediğim yerlere gidemiyor olsam da kaçtıktan sonra bu kadar kapatılmak hiç hoşuma gitmemişti. Kurduma kavuştuktan sonra artık kabıma sığmıyor dağ tepe dolaşmak istiyordum. Sürekli birilerinin bana dayattığı hayatı yaşamak istemesem de son kez eşim için bu esarete katlanacaktım. Dylan'ı kendime en kısa sürede aşık edip onunla ruhumuzu birleştirmeliydim. Ayrı kalmak ona ne hissettiriyor bilmiyordum ama benim ruhum acı çekiyordu.
Villanın kapısını açıp dışarıya çıktım. Otlara, çalı, çırpıyı görmeye bile ihtiyacım vardı. Yarı kurt yarı insan olunca iki tarafında istekleri kabul görüyor, bedenimiz bunu yapmaya mecbur hissediyordu. Bana göre bu durum her canlı için geçerliydi. Kimse hapis hayatı yaşamak istemezdi.
Jeremy'nin kokusu yaklaşmaya başlayınca dibime kadar gelmesine izin verdim. Jeremy iyi birine benziyordu, en azından ben öyle umuyordum.
"Çok bunaldın değil mi odada kalmaktan? Özgür kalınca hemen kendini dışarıya attın"
Başımı yukarı aşağı sallayıp onu onayladım.
"Yarın Dylan senin karşına en güçlü korumalarını çıkaracak bunun için hazır mısın? Ve merak ediyorum nasıl bu kadar güçlüsün? Yanlış anlama güçlü olman iyi bir şey ama sende ki biraz fazla değil mi?" Diye ard arda sorularını sıraladı. Sanki hızlı konuşan bir insanla konuşuyordu arkadaş.
"Ço-çok u-uğraşarak. Ke-kendi mi bil-bildim bileli gü-güçlü olmak i-için u-uğra-şıyorum"
Jeremy derin bir nefes alıp
"Aslında herkesin belli bir gücü vardır Layla. Bu güç doğru çalışma ile bir miktar artabilir ama sende ki güç, sadece üzerimde denediğin için bu kanıya vardım diye söylüyorum orantısız. Yani gereğinden fazla güçlüsün. Bunun bir açıklaması olduğunu düşünüyorum"
"Ta-tanrı ver-vergisi" diyerek geçiştirmek istedim ama inanacağını zannetmiyordum.
"Öyle olsun bakalım. Aç mısın? Dolapta bir şeyler var istediğin zaman yapıp yiyebilirsin"
"Te-teşekkür e-e-ederim" dedim hafif tebessüm ederek. Ben bana iyi davranılmasına pek alışkın değildim. Demek ki dünyada iyi insanlar da vardı. Jeremy yanımdan ayrılınca Anna ve Antonio amcayı düşündüm. Umarım benim yüzümden Borkan onlara zarar vermemişti.
Çimenlerin üzerinde oturup bir süre daha orda takıldım ardından villaya girdim. Dolabı açıp en iyi yaptığım şeyi yaparak etrafta ki tüm korumalar için yemek yaptım. Tahminime göre 5 tane koruma vardı etrafta. Çünkü 5inin kokusu sürekli yakındaydı. Arada vardiya değişimi yapıp dinleniyorlar, ardından işlerinin başına dönüyorlardı.
Dışarıya çıkıp Jeremy'yi aramaya başladım. Bahçede oturmuş sigara içiyordu. Yanına gidince bana baktı.
"Her- herkes için yemek haz-hazırladım. Ben ken-kendi hak-hakkıma düşeni a-alıp oda-odama çek-çekileceğim. Si-size af-afiyet olsun"
Jeremy bana şaşkınlıkla bakıp
"Zahmet etmeseydin" dedi nazikçe.
"Bo-boş du-durmayı sevmem" diyerek yürümeye başladım. Jeremy'nin sert solukları kulağıma doldu. Hızla mutfağa girip kendime bir tepsi hazırladıktan sonra odama döndüm. Yemeğimi aç kurt gibi yiyip tepsiyi mutfağa götürdüm. Tencereler bıraktığım yerde değildi. Demek ki bahçede yiyeceklerdi. Kendi tepsimde olan bulaşıkları yıkayıp zaman geçirecek bir şeyler aramaya başladım.
Ertesi gün öğleden sonra.
Bu saat olmuş Dylan dan bir ses yoktu. Güya bugün geleceğini söylemişti. Onu özlüyordum, kokusu burnumda tütüyordu. Oturduğum yerden ayağa kalkıp hem söyleniyor hem bekliyordum. Dakikalarca yürüdükten sonra yorgun hissederek yatağa oturdum. Burnuma dolmaya başlayan kokusuyla derin derin nefesler almaya başlayıp, koku yaklaştıkça içimde ki kurdu zapt etmek için ekstra çaba sarf ediyordum. Yoksa içimden çıkıp direkt eşine koşacaktı.
Benim de kalbim heyecanla hızlanırken bir an önce onu görmek için sabırsızlanıyordum. Onu hiç tanımadan seviyordum. Biraz ukala ve asi bir adam olsa bile önemli değildi. Kendince oda haklıydı. Jeremy'nin kokusu hızla yanıma yaklaşırken kapım çalındı.
"Ge-gel" diye seslendim. Jeremy kapıyı açıp bana baktı.
"Patron seni bekliyor Layla ve bekletilmekten kesinlikle hoşlanmaz" diyerek uzaklaşmaya başladı. Derin bir nefes alıp üzerime rahat şeyler giyip üst kata çıktım. Oturma odasına yönelince eşimin başını arkaya yaslamış dinlendiğini gördüm. Dinlenirken bile yakışıklıydı be.
Boğazımı temizleyince gözlerini açıp doğruldu ve bana baktı. Beni üstten aşağıya hiç acele etmeden süzdükten sonra ayağa kalkıp
"Beni takip et" diyerek yürümeye başladı.
Onu takip ederek villadan çıkıp bahçede gördüğüm tahmini 10 adamın yanına doğru yürümeye başladık. Adamlar benden epey iri yarı ve güçlü görünüyordu. Ama bu benim için sorun değildi. En güçlüsü beni biraz zorlardı ama atlatamayacağım bir şey değildi. Hem onlardan güçlüydüm, hemde dövüş sanatlarında iyiydim. Bu ikisi bir araya gelince yenilmez bir güç oluyordum.
Adamların karşısına geçince bakışları beni buldu. Gözlerinde ki şaşkınlığı okuyordum. Büyük ihtimalle karşılarında erkek bir dövüşçü bekliyorlardı. Kadın olduğu mu görünce çoğu erkeğin vereceği tepkiyi verip şaşırmışlardı.
Dylan kenara doğru yürümeye başlayıp bizden uzaklaştı.
"En fazla kaç kişi ile baş edebilirsin?" Diye sordu.
Adamların üzerinde göz gezdirip çokta dikkat çekmemek için elimi kaldırıp 2 parmağımı kaldırdım. Dylan mesajı alınca
"2 adam kalsın gerisi kenarda beklesin" diye emir verince ikisi kaldı diğerleri çekildi. Kalanlar üzerinde göz gezdirince hâlâ bakışlarında ki şaşkınlık mevcuttu.
"Hazır olunca başlayın"
Saldırı pozisyonu alıp beklemeye başladım. İkisi birbirine bakıp onlarda benim gibi saldırı pozisyonu aldı. Şimdi ilk kim başlayacak sorusu üçümüzün de aklını kurcalamaya başladı. Onların başlamayacağını anlayınca ilk önce ben saldırdım. Hızlı bir adım atıp önüme çıkana bir yumruk salladım ama vuruşum dan kaçtı. Bu taktiği seviyordum çünkü vuruşun hemen ardından adamın ayağına çelme takmış yere upuzun serilmesini sağlamıştım.
Diğeri bana doğru uzun bir adım atınca karnına bir tekme geçirip geriye doğru sendelemesini sağlayıp ardından hızla koşup ona bir kaç tekme daha atarak yere düşürdüm.
"3 adam saldırı pozisyonu alıp saldır"
Ben daha ne olduğunu anlamaya çalışırken üç adam üstüme doğru gelmeye başlayınca hızla onlara dönüp üçünü de etkisiz hale getirdim. Sonunda geriye kalan beşi saldırı pozisyonu alınca tekme, tokat aklıma ne geldiyse vurarak hepsini etkisiz hale getirdim ama bende çok yoruldum. Göründüğü kadar kolay değildi.
"Adamlarla ilgilen Jeremy. Sende beni takip et Layla"
Durup derin bir nefes alıp yürüyen adamı takip ederek villaya girdim. Eşim tekli koltuğa oturup bana baktı.
"Bu kadar güçlü olman şaşırtıcı. Robot falan mısın? İnsan da şüphe uyandırıyorsun"
Yorulmuştum ama araya bir adam daha sığdırıp dövebilirdim, eşimi.
"Ro-robot değilim" dedim. İlla beni konuşturacaktı arkadaş.
"Benim korumam olmak istediğine emin misin? Tamam çok güçlü olduğunu görebiliyorum ama işin içine silahlar girince gücün de etkisiz hale gelir."
Kurşun gümüş olmadığı sürece sorun değildi. Sadece iyileşmesi yüzeysel yaralara göre daha zor olabilirdi.
"E-eminim" dedim hiç tereddüt etmeden.
"Sana ne görev verirsem yapacak mısın?"
Başımı yukarı aşağı sallayıp onu onayladım. Güçle ilgili olan her şeyi yapabilirdim sıkıntı yoktu.
"İyi o zaman. Silah kullanmayı biliyor musun?"
Başımı sağa sola sallayıp bilmiyorum dedim.
"O zaman silah kullanmayı öğreneceksin. Bizim işlerde bu önemli"
"Tamam"
"Maaş ve kalacak yerin olacak. Onun dışında bir ihtiyacın olursa Jeremy'yi bulabilirsin. Bir süre daha burda kalacak ardından benimle birlikte yaşamaya başlayacaksın."
Bana tam olarak güvenmiyordu. Aslında ona hak veriyordum bir anda hayatına girmiş güçlü bir kızdım. Bu sanırım herkes için şaşırtıcı bir durum olurdu. Dylan ayağa kalkıp kapıya doğru yürürken
"Odana dönüp dinlen. Şimdiden sonra hayatın daha yoğun bir tempoda geçecek" diyerek yanımdan ayrıldı. Sert bir soluk bırakıp gidişini izleyip yetmedi bir de pencereden villadan ayrılışını izledim. Yine kalbimi hüzün kaplamıştı o giderken ama yapacak bir şey yoktu biraz daha zaman gerekiyordu beni kabul etmesi için.