içlerinde bir ağırlık vardı. Hem korku, hem de yaptıkları şeyin getirdiği bir sorumluluk. Zihinsel olarak yorulmuşlardı ama yola devam etmeleri gerekiyordu. Eve vardıklarında, **Leyla** hala gözyaşlarıyla yıkık haldeydi. **Ayşe Hanım**, genç kızı kucaklamış ve onunla birlikte sakinleşmeye çalışıyordu. **O an, Leyla'nın yaşadığı travma bir kez daha her yönüyle ortaya çıkmıştı.** Selim, **Leyla’nın halini gördükçe, içindeki acıyı ve endişeyi hissetti**. Ama o, **Leyla'ya sahip çıkmak zorundaydı**, çünkü kızın geleceği, geçmişteki acılardan çok daha değerliydi. **Selim, Ahmet’e dönerek**: _"Ben Leyla'yla konuşmam gerekiyor. Ama senin buna ihtiyacın var mı?"_ diye sordu. Ahmet başını hafifçe sallayarak: _"Ben iyiyim, Selim. Git, senin yerin orası. Leyla için belki biraz daha

