"Sara saçmalıyorsun! Hadi güzelim, at o elindekini yere." "Bana güzelim deme!" Kırık parçayı bileğime biraz daha bastırdığımda ellerini saçından geçirip "Tamam!" diye bağırdı. "Lanet olsun tamam! Yeter ki bırak şunu!" Sırıttım. Bu adamı yola getirmenin tek yolu onu blöf yaparak kandırmaksa eğer, bunun âlâlarını da yapardım. "Beni bırakacaksın!" diye bağırdım. "Evime!" Pes edercesine kollarını iki yana düşürdü. "Tamam bırakacağım." dedi. "Yeter ki bırak şunu!" "Hayır!" dedim. "Beni, hemen, şu an, şimdi, bırakacaksın!" Bana doğru bir adım attığında tehditkâr bir bakış atarak olduğu yerde durmasını sağladım. "Başka bir şey istesen?" "Yeter!" diye bağırıp bir adım geriledim. "Yürü!" "Nereye?" "Kapıya!" Kapıya geldiğimizde gözlerimle kulpu gösterdim. Çenesi kasılmıştı. Kulpu indirdi

