*** Zaman her ne kadar su gibi akıp geçmiyorsa da bir şekilde ilerliyordu işte. Vladimir’le her gün birbirimizi yeniden tanıyor, geçmişe dair ne varsa yerinden söküp tekrar yerleştiriyorduk. Bu süreç hiç de kolay olmuyordu. Hafızası, ilaçları kesmiş olmasına rağmen eski hâline dönmemişti. Sık sık rüyalarında bizi gördüğünü söylüyordu. Bazen gecenin bir yarısında uykusundan ter içinde uyanıyor, boşluğa bakarak derin derin nefes alıyordu. “Rüyamda… bizi gördüm,” derken sesi her defasında titriyordu. Bu anlarda ona sarılıp sadece “Bir gün iyi olacaksın, buna inanıyorum,” diyebiliyordum. Çünkü umutsuzluğa kapılmak istemiyordum. Terapiye gitmesi ve doktorun verdiği ilaçları kullanması umutlarımı diri tutuyordu. Yalnız içimde hâlâ bir korku vardı. Ya Vladimir hiçbir zaman eski Vladimir olmazsa

