Uzun zaman sonra ilk defa böyle güzel bir akşam geçiriyorduk. Kahkahalarımız neredeyse hiç dinmemişti. Hatta fark ettim ki, çenem gülmekten hafifçe sızlıyordu. Bir ara masanın çevresine göz gezdirdim; herkes mutluydu. Volkan’ın gözlerinde şakalaşmaların ve mizahın verdiği ışıltı, Batuhan’ın her zamanki alaycı ama içten gülümsemesi, Elisa’nın masum kahkahaları... Ama asıl dikkatimi çeken, Ecevit’ti. Normalde hep ciddi, soğukkanlı ve ketum olan bu adamın bile bu akşam yüzünden gülümseme eksik olmuyordu. Yanında karısı Nagihan oturuyordu ve itiraf etmeliyim ki, birlikte olduklarında Ecevit’ten daha mutlu birini tanımıyordum. Ecevit’in işinin zorluklarını biliyordum. Vladimir’le olan yakın dostluğundan dolayı onun meslek hayatına dair ufak tefek şeyler öğrenmiştim. Nagihan da onun gibi yoğun

