Ben duyduklarımla başımı yere eğerken onun gülümsediğine emindim beni gerçekten utandırmıştı ben utanmış bir şekilde yere bakmaya devam ederken benim konuşmayacağımı anlamış olacak ki hafif öksürükle konuşmaya başladı
"Hadi gidelim ilk çarşıda bir yemek yer öyle geçeriz askeriye'ye "dedi onu başımla onaylayarak arabaya doğru ilerledim normalde cesur bir kız olsamda böyle konularda utangaç oluyordum ben arabaya binince arkamdan bir süre bakıp oda yanıma oturup sürmeye başlamıştı yolculuk sessiz geçiyordu ben duyduğum kelimelerin etkisinden cıkamamıştım onun ise neden konuşmadığını bilmiyordum gideceğimiz restoranın olduğu sokağa girdiğimizde yol kapalıydı eray yolun neden kapatıldığını öğrenmek ister gibi etrafa bakarken bende aynı şekilde etrafa baktım ileride tanıdık bir yüz görünce bakışlarımı ondan çekip eray'a baktım
"Eray ileride murat'ı gördüm bir sorun mu var acaba "dedim benim soylediklerimle eli emniyet kemerine giderken beni yanıtsız bırakmadı
"Olabilir gel bir bakalım " diyerek arabadan çıktı o görmesede başımı sallayarak arkasından kapıyı açarak arabadan çıktım murat'ın yanına gittiğimizde siyah bir araba'nın yanında kaşları çatık etrafa bakıyordu.
"Hayırdır kardeşim ?" Diye sordu eray murat eray' ın sorusuyla kaşlarını düzeltse de hala sinirliydi o ağzını açmış cevap verecekti ki arkasından gelen çığlıkla bakışlarımız oraya kaydı bir adam elinde silahla bir kadının boğazını tutmuş kadın korkuyla çığlık atmıştı ücümüzde hemen adama doğru adım atarken adam'ın sesiyle olduğumuz yerde kaldık
"Sakın yaklaşmayın " diye bağırdı bize bakarak kadın başına dayanan silahla hıckırarak ağlarken adam sinirle daha çok bastırıyordu silah' ı
"Tamam yaklaşmıyoruz bırak kadın'ı " dedi eray adam eray'ın sözleriyle kadını biraz daha kendine çekip
"O benim eşim boşanmak istemiyordum ama o boşandı cezası ölüm o cezasını çekecek " diye bağırdı kadın titreyen sesiyle konuştu
"Hasan bırak beni bu konuyu kaç kere konuştuk bitti artık " dedi kadın demek ki istememiş boşanmış boşandı diye öldürmek mi gerekiyordu kaç kadın bu nedenden öldürülmüştü sorulunca namus deyip geçmişlerdi
"Bırak kadını teslim ol " dedi murat sinirle gerçekten bu adam'a sinirlenmemek elde değildi bir adım atmıştım ki bakışları beni bulunca kadında ki silah'ı bana yönlendirerek bağırdı
"Yaklaşma yoksa seni de vururum" dedi eray onun sözüyle bir adım atacak gibi olsa da murat onu durdurmuştu
"Tamam yaklaşmıyorum hadi bırak silah' ı ve sakince konuşalım " dedim sesimi onu ikna edecek ses tonuna getirerek ama adam hâlâ aynı fikirde olacak ki silah' ı indirmeyi geç daha çok bastırıyordu. Ben bir cümle daha söyleyecektim ki adam'ın bir anda yere yığılmasıyla şaşkın bir yerde ki adam' a birde elinde büyük bir odun tutan kadın' a bakıyordum eray ve murat hemen adam'ın yanına ilerleyip onu arabaya götürürken bende korkuyla titeyen kadın'ın yanına ilerledim kızda kadın'ın yanına gelmişti.
"Iyi misiniz?" Diye sordum korkuyla titeyen kadın'a kadın aglamaktan konuşamasa da başını aşağı yukarı sallayarak iyi olduğunu söylemişti
"Isterseniz bir hastaneye gidelim " dedi yanımda ki kız kadın başını sağa sola sallayarak ona yanıt verirken eray ve murat yanımıza gelmişti
"Polis merkezini aradık gelip adam' ı alacaklar " dedi eray onu başımla onaylayıp tekrar kadına bakmıştım biraz daha iyi gözüküyordu.
"Sizi de polis merkezine göndermemiz gerekiyor ifade ve şikayet için " dedi murat kadın başını sallayıp bizden uzaklaşınca yanımda ki kıza dönerek gülümsedim
"Ben ezgi karaaslan " dedim elimi uzatarak kız uzattığım elime bakıp gülümseyerek tuttu.
"Memnun oldum bende saadet köse " dedi gülümsedim
"Yardımınız için teşekkür ederiz saadet yanım ben üsteğmen eray kaya" dedi eray elini uzatırken kızda onun elini tutup sıkarken yanıtladı onu
"Memnun oldum eray bey rica ederim bende bir nevi sizinle aynı mesleği yapıyorum " dedi
"Polis misiniz?" Diye sordu murat kendini belli etmek ister gibi kız murat' a bakarak
"Hayır doktorum" dedi murat aldığı cevapla
"Nasıl aynı mesleği yapıyor olalım kızım sen doktor biz asker" dedi kız murat'ın söylediklerine kaşlarını çatarak yanıt verdi
"Sizde insanların hayatını kurtarmak için çalışıyorsunuz bende " dedi ben kızın söyledikleriyle gülümsedim
"Ama yine de aynı meslek degil" dedi murat kız ona bakıp gözlerini devirsede eray ve bana bakarak gülümsedi
"Neyse benim gitmem gerekiyor size iyi günler " dedi ve biraz önce murat'ın önünde beklediği siyah arabaya doğru ilerledi arabanın yanına gitmişti ki murat'ın sesiyle kız dahil eray ve benim bakışlarımda murat'a döndü
"İnşallah doktorluğunda sürücülüğün kadar kötü değildir" dedi kız onun cümlesiyle kaşlarını catıp cevap verdi
"Sen benim sürücülüğümü nereden biliyorsunda konuşuyorsun?" Diye sordu haklıydı hem kötüyse murat' a neydi.
"Arabayı park edememissin böyle park eden elbet kötü sürüyordur" diye cevap verdi kıza allah için murat sananeydi kardeşim sanane kız kaşları çatık bir süre murat'a baksa da yanıtsız bırakıp arabasına biniyordu ki bizim murat yine susmadı
"Haklıyım değil mi ondan cevap vermeden gidiyorsun" dedi kız murat'a bakıp murat'ın bozulup bizim kahkaha atacağımız o cümleyi kurdu.
"Haklı olduğundan değil cevap verip seninle aynı konuma düşmemek için sonucta IQ düşük biri var karşımda " demiş ve arabasına binerek uzaklaşmıştı kız murat'a laf sokup gidince ben ve eray kahkaha atmış murat işe bir süre arkasından şaşkın ördek gibi bakmıştı daha sonra kendimize gelerek birşeyler yiyip askeriye'ye gitmiştik arabadan inince ikisine de bakarak iyi akşamlar diyerek eve doğru gidip eve girmiş odama cıkmıştim bu gün biraz yorucu gectiginden üstümü değiştirerek yatağıma yattım telefona baktığımda saat daha yediydi ama yorgun olduğum için uyumaya karar verdim abim sevgilisiyle olduğu için geç gelirdi daha fazla düşünmemek için başımı yastığa koydum zaten sonrasını hatırlamıyorum
Sabah çalan telefonumun sesiyle uyandım telefonum çalmaya devam ederken ben yatakta telefon arıyordum o korkuyu anca yaşayan anlardı telefonu yastığımın altında bulunca rahat bir nefes vererek çağrıyı yanıtladım
"Aloo" sesim uykulu cıkıyordu
"Ezgi ben ve enes ığdırdayız abini aradım bakmadı telefona gel bizi al havaalanından" dedi annem
"Tamam anne ben bir saate gelirim siz sıcak bir yere geçip beni bekleyin " dedim beni onaylayınca telefonu kapatarak saate baktım saat ondu abim annemin telefonuna cevap vermediyse hala sevgilisiyleydi bir taraftan abimi arayıp diğer taraftan üstümü giyiyordum abim üçüncü calışımda açınca konuşmasına izin vermeden konuşmaya başladım
"Abi annem ve enes buraya gelmişler seni aramışlar ama ulaşamamışlar beni aradı şimdi gel al diye müsaitsen gidebilir misin yoksa ben bir asker ile gideyimmi?" Diye sordum
"Merhaba ben hilal ateş lavaboya gitmişti çalınca açayım dedim ben abine diyeyim o sana döner canım " dedi hilal tahminim doğruydu kızı yanıtsız bırakmamak için konuşmaya başladım
"Tamam canım görüşürüz " dedim ve telefonu kapattım saçlarımı düzeltip salık bırakıp telefonumu alarak odadan çıktım merdivenlerden inerken çalan telefonumla bakışlarım telefonu buldu abim arıyordu.
"Efendim abi" dedim ayakkabılıktan ayakkabımı alırken
"Ezgi biz suan şehire uzağız eray'ı aradım seninle beraber o gidecek havaalanına birazdan yanında olur " dedi o anda çalan zulme ceketimi alıp abime yanıt verdim
"Geldi abi kapatıyorum ben gelince görusuruz" dedim ve cevap vermesini beklemeden yüzüne kapattım telefonu kapıyı açtığımda bir adet gülümseyen eray bana bakıyordu bende ona gülümseyerek evden çıktım
"Annen ve kardeşin gelmiş abin aradı " dedi arabaya giderken onu başımla onaylayıp
"Evet ben gelin degince hemen soluğu burada aldı " dedim cümlemle bir birimize bakıp kahkaha attık çünkü annem abimi görünce soru yağmuruna tutacaktı arabaya bindiğimizde oyalanmadan havaalanına gitmeye başladık
"Annen çokmu istiyor bir gelini olmasını?" Diye sordu eray yoldan kısa da olsa bakışlarını çekip bana bakarken
"Evet gelin ve damat için ölüp bitiyor annem bir ara enese sevgili yaparsan ilk gün getir kıza bir bakayım begenmezsem olmaz demişti çocuk bir süre sevgili falan yapmamıştı" dedim sozlerime gülüp
"Sana baskı yapmadı mı ?" Diye sordu
"Oo ne kadar komşunun oğlu varsa hepsinin fotoğrafını bulup getirmişti bak diye " diyerek cevap verdim ama bu sefer bilmedi kaşları çatık yola bakarak yanıt verdi
"Baktın mı sen?" Diye sordu bu sefer ama sesinde bir gariplik vardı.
"Tabi bakmadım " dedim gercekten de hic birine bakmamıştım benim yanıtımla gülümsesede cevap vermemişti yolun geri kalanı sessiz gecmisti. Havaalanına varınca arabadan inerek cevreme bakındım annem ve enesi göremeyince telefonu elime alıp arıyordum ki karşımdan gelen annem ve kardeşiyle telefonu geri cebime koydum annem yanıma gelince gülümseyerek kollarının arasına girdim.
"Annemmm" dedim titrek bir sesle gerçekten özlemiştim
"Dur deli kız beni de aglatacaksin" dedi annem gerçekten onun sesi de titriyordu gülümseyerek ayrıldım annemden kardeşime bakıp kollarımı açarak ona sarıldım özlemiştim yakışıklımı
"Hoşgeldin bucur" dedim saçlarını karıştırarak bana kaşları çatık bakıp saçlarını düzeltirken yanıt verdi.
"Hoşbulduk hoşbulduk" dedi tane tane sinirlendiği zaman tane tane konuşurdu ben onun bu haline kıkırdarken annem çoktan erayla tanışmış bavullar bagaja koydurmuştu. Hep beraber arabaya bindiğimizde annem ve enes arkaya ben ise eray'ın yanına oturmuştum eray da yerine geçince arabayı çalıştırıp askeriye'ye doğru yola çıkarken annem sorularını sıralamıştı eray'a
"Ee eray oğlum nasılsın?
"Iyiyim efendim siz ?" Dedi eray
"Iyiyim oğlum şükür ee bekarmısın?" Allah için anne ne yapacan bekarsa
"Bekarım efendim" diye yanıt verdi eray anneme annem aldığı cevaba memnun kalmış olacak ki neşeli bir sesle
"Allah hakkında hayırlısını versin oğlum var mı sevdiğin biri?" Diye sordu anne bu nebicim bir soruydu ama gerçekten var mıydı? Bende ona merakla bakarken göz göze geldik gülümsedi ve bana bakarak
"Var efendim " dedi varsa neden bana bakarak söylüyordu ki bana bakmasını geçtim ben niye üzülmüştüm Başımı ondan çekerek cam' a çevirince bozuldugumu anlasada birşey söylemeden yola devam etti annem tabi cevapsız bırakmadı onu
"Allah sevdiğine bağışlasın seni " dedi içtenlikle eray annem'in sözüyle derin bir nefes verip amin dedi askeriye' ye geldiğimizde abim ve diğerleri bizim evin önünde toplanmışlardı biz arabayı park edip bavullarla yanlarına gelince abim kapıyı açarak hepimizi içeri aldı eray bavullari kenara koyarken annem ve abim sariliyorlardı.
"Hoşgeldin annem" dedi abim sımsıkı sarılırken ben babama düşkündüm o da anneme
"Hoşbulduk oglum" diyerek abimden ayrılıp diğerlerine sarılirken abim enesle sarılıyordu. Daha fazla kapının önünde durmayalım diye salona geçmiştik
"Ee çocuklar nasılsınız?" Dedi annem murat gökhan ve yiğit'e hitaben
"Iyiyiz teyzem siz" dedi murat arkasından
"Iyiyiz teyzem siz " diye aynı cümleyi kurdu yusuf
"Iyiyiz ezgi kankiloşkomun annesi teyzoskom sen" dedi gökhan murat onun cevabıyla kafasına vurarak
"Düzgün konuşsana oğlum komutanı nın annesi o " dedi gökhan kafasını ovalarken
"Yavaş vursana lan"dedi onu takmadığını gösteriyordu murat cevap verecekti ki enes'in cümlesiyle hepimiz kahkaha attık
"Sen ona bakma gökhan abi seni en iyi ben anlarım bunlarda bana aynı yapıyorlar zekama zarar veriyorlar" dedi abim ve beni gösterirken diğerleri onun cümlesine gülerken abim ve ben enes'in zekam demesine gülüyorduk çünkü onda zeka diye birşey yoktu. Kahkahamı zor kotek durdurup ayağa kalktım
"Karnınız nasıl birşey hazırlayayım mı?" Dedim hepsine tek tek bakıp hepsi başını hayır anlamında sallayınca gülümseyerek
"Ozaman birer kahve içelim " diyerek mutfağa girdim ben kahveleri yaparken onlar derin bir muhabbetin içindeydiler...
Kahveler olunca fincanlara koyarak tepsiyi elime aldım içeri girip tek tek dağıtıp yerime oturmustum ki gokhan'ın söyledikleriyle öylece kalakaldım...
"Kahvelerimizde geldiğine göre allah'ın emri peygamberin kavliyle kızınız ezgi'yi oğlumuz eray'a istiyoruz "..