6. bölüm

1298 Kelimeler
Abim'in sözleriyle kahkahamı tutamayarak gülmeye başladım eray da abimin surat ifadesini komik bulmuş olacak ki oda gülmeye başladı. "Of ezgi of git ara annemi birşeyler uydur gelmesin daha yeni sevgili olduk kızla hemen ayrılmayalım" dedi abim eray gülerek kolunu abimin omzuna koyup konuşmaya başladı "Harbi oğlum sen kıza ne dedin de kız kabul etti teklifi kaç sene sonra" diye sordu abim' in o anlar gözünün önüne gelmiş olacak ki gülümsedi "Bu kız benim kardeşim sana yenge demek istiyor gel yengesi ol gülüm dedim" dediğinde eray'la göz göze gelip yüzümüzü buruşturduk ve aynı anda yanıtladık abimi "Gülüm mü?" Dedik aynı anda allah için abi başka kelime mi yoktu o ne öyle krolar gibi abim yüzümüzün buruştuğunu görünce "Niye buruştu yüzleriniz sizin?" Diye sordu eray'la yine göz göze geldik aynı şeyi düşünmüş olacağız ki yine yüzümüzü buruşturduk "Söylesenize lan" dedi abim sinirle ona bakarak konuşmaya başladım "Gülüm ne abi otolar gibi insan birtanem nurtanem nartanem falan der " dedim eray da beni başıyla onayladı. "Tamam birazdan derim" dedi abim biz ona soru dolu bakışlar atınca açıklamaya başladı. "Dışarı da gezmeyi teklif ettim kabul etti ben gidip üstümü değiştireyim " diyerek cevabımızı beklemeden yanımızdan ayrıldı eray'la arkasından şaşkınca baksakta o gözden kaybolmuştu. "Kaldık mı baş başa " dedi eray bakışları bana dönerken bende ona bakarak cevapladım onu "Öyle oldu işin varsa tutmayayım ben seni " dedim dilim böyle dese de gitmesini istemiyordum benim sözlerimle gülümsedi "Aslında işim yok seninde yoksa beraber çarşıya çıkalım hem sana da ığdırı gezdirmiş olurum " dedi hefesle başımı aşağı yukarı sallayarak neşeyle zıplayarak yanıtladım onu "Olur olur çok merak ediyorum benimde bir işim yok" dedim benim bu halime kahkaha atarak konuşmaya başladı. "Hadi o zaman hazırlanıp çıkalım ben seni araba'nın orada bekliyorum " dedi cevap vermeden koşarak lojmana ilerledim arkamdan kahkaha sesini duysamda umursamadım eve geldiğim de hemen odama girerek dolaptan kırmızı boğazlı bir kazak kot pantolon alarak banyoya girdim kısa bir duşun arkasından üzerime sectiklerimi giyerek saçımı kurutup maşayla uçlarına şekil verdim yüzüme hafif bir makyaj yapıp odamdan çıktım merdivenlerden inerken askılıktan üstüme siyah deri ceketimi giyip başıma da siyah bere mi takınca evden cıktım araba'nın oraya ilerlediğim de eray'la göz göze geldik yanında gökhan murat ve yusuf vardı yanlarına ilerlerken eray beni inceliyordu bende ona baktığımda aynı giymistik onunda üstünde siyah deri çeket kırmızı kazak vardı istemsizce gülümsedim diğerleri de eray' ın bir yere baktığını fark edip bana doğru döndüklerinde bir benim giydiklerime bir eray'ın giydiklerine bakıp sırıtıyorlardı. "Ooo sevgili kombini de yapılmış siz hayırdır" dedi gökhan ikimize bakıp pis pis sırıtırken ona gözlerimi devirdim "Saçmalama oğlum yok öyle birşey ezgiye ığdır'ı gezdirecegim" diye yanıt verdi eray onu başımla onaylayıp gökhan'a baktım "İyi bizde dışarı çıkacaktık ezgiye biz gezdiririz ığdır'ı "dedi ikimize barak gökhan murat ve yusufta onu başıyla onayladılar "Kardeşim haklı bizle gezer ezgi " dedi murat "Hem bilmediği yerleri de ona anlatarak tanıtırız" dedi yusuf bana bakarak onlarla da gezebilirdim ama eray'la gezmek isteyen tarafım daha baskındı tam cevap verecektim ki eray benden önce davranarak yanıtladı onları "Size gerek yok ben gezdirir anlatırım ezgi' ye heryeri " dedi ve belimden tutarak arabaya yönlendirdi onun bu davranışı diğerlerini kahkaha attırsa da gökhan'ın diline düşürmüştü "Kantinde ezgi'nin dinlettigi müzik neydi ah buldum aşıksın dırı dırı rım aaşıksın dırı dırı rım sen aşıksın arkadaş" diyor bir taraftan kahkaha atıyordu allah için bu çocuk bu neşeyi nereden buluyordu eray beni yolcu koltuğuna bindirip onlara sizle görüşeceğiz bakışı atarak sürücü koltuğuna binerek arabayı çalıştırıp askeriyeden çıktı o dikkatle arabayı kullanırken bende etrafı inceliyordum her yer bembeyaz insanlar bir yerden bir yere yetişme çabasındaydı uzaktan herkes mutlu görünüyordu bilmiyorduk ki o mutlu insanlar ne acılar yaşıyordu eray' ın bana seslenmesiyle ona baktım "İlk nereye gitmek istersin?" Diye sordu bilmiyordum ki burayı "Burada hiçbir yeri bilmiyorum sen nereye götürürsen artık " dedim bana kısa bir an bakıp tekrar yola baktığında "O zaman ilk bir öğle yemeği yiyelim daha sonra gezelim" dedi onu başıyla onaylayınca bir Restoran'ın önünde arabayı park edip indik Restoran'ın içine girince mavi ve beyazın hakim olduğu bir mekandi sıcak ve samimi bir ortam gibi görünüyordu bir masaya oturup yemekleri sipariş ederek gelmesini bekledik "Eee nerelere gideceğiz ?" Diye sordum merakla eray bir kaç dakika düşündü daha sonra gülümseyerek yanıtladı beni "İlk Tuzluca Tuz Mağaraları' nı gezeriz ardından Tarihi Babek Mağarası'nı oradan Şahmeran Tepesi ve Mağarası nı gezeriz" dedi onu başımla onaylayınca garson siparislerimizi getirdi eray buraya özgü yiyeceklerin güzel olduğunu söyleyince tatmak için hepsinden bir porsiyon sipariş etmiştik adları değişik olsada tatlarına bayılmıştım isimleri gerçekten değişikti ayranaşı, süt hörresi, zibilli pilavı, katlet, cılvır, tavuk şorva hepsi birbirinden güzeldi yemeklerimizi yedikten sonra eray hesabı ödeyerek mekandan çıktık dediği gibi ilk tuzluca tuz mağaralarına gitmiştik ben bol bol fotoğraf çekerken eray da bana burayı anlatıyordu. " Burası 55 dönümlük bir alanı tuz kaplı olan Tuzluca Tuz Mağaraları’nın solunum yollarına iyi geldiği bilindiği ve solunum rahatsızlığı yaşayan kişilere iyi geldiği bilinen bilgiler arasında olup ziyaret edilmesi öneriliyor. Türkiye’nin 100 yıllık tuz ihtiyacını karşılayabilecek bir imkana sahip olan mağara aynı zamanda günde 60 ton tuz üretme imkanına da sahiptir. Gizemli atmosferi ile kendine hayran bırakan mağara Tuzluca ilçesinde konumlanıyor. Mağaradan elde edilen tuz bölgedeki önemli ticari alanlardan biridir. Hatta öyle ki bu doğal mağara tuzunun çok sayıda hastalığa iyi geldiği varsayılıyor"dedi büyülenmiş gibi etrafıma bakarak eray' a döndüm "Burası harika bayıldım " dedim benim cümlemle gülümseyerek telefonunu çıkarttı "Ozaman beraber bir anı bırakabiliriz " dedi ve kolunu omzuma attı ben ona bakarken o kameraya gülümseyerek fotografımızı çekti ben hala öylece ona bakarken kolunu benden çekerek arabaya doğru ilerledi yani bana seslenmeyi ihmal etmedi "Hadi daha gidecek yerlerimiz var " onun sesiyle kendime gelerek arkasından arabaya bindim yok sessiz geçmiş bu seferki durağımız tarihi bebek mağarası olmuştu arabadan iner inmez ben fotoğraf çekerken eray anlatmaya başladı. "Burası iki odalı şekilde olup turizm yönünden önemli bir yere sahiptir. Mağaranın şöyle bir hikayesi vardır; Odlar Yurdu olarak bilinen bu coğrafya üzerinde ilk kez kültür savaşlarını başlatan Babek, 832. yüzyıllarda İslam dini altında Arap kültürünü Türklere aşılamaya çalışan kişilere karşı bir savaş başlatmıştır. Bu savaş 22 sene boyunca çok kez başarı ile neticelenmiştir. Sonrasında Abbasilere yenik düşen Babek belirli bir süre Aras Nehri’ni geçtikten sonra Ağrı Dağı’nın kıyısındaki düz ovanın eteklerinde konumlanan mağarada yaşamaya devam etmiştir." Dedi bu kadar bilgiyi nasıl öğrenmişti ki ben ona cevap vermeden de o yanına gelerek yine kolunu omzuma koyarak telefonuna baktı önceki seferden alışık olduğum için bir tepki vermeden kameraya bakarak gülümsedim bir birinden güzel bolca fotoğraf çekilip buradan da ayrıldık gittiğim iki yere de bayılmıştım Şahmeran Tepesi ve Mağarası'na geldiğimizde yine hayran kalmadan duramadim ben etrafı incelerken eray gittiğimiz iki yerde ki gibi bana burayı anlatmaya başladı. "farklı hikaye ve masallara konu olmuştur. Halkın anlattığı dikkat çekici hikayeye göre; sonu gelmeyen uçsuz bucaksız bu mağara yılanların en ihtişamlı ve en çok korkulan olan Kral Şahmeran, yörede yaşayan bir insana aşık olmuştur. Aşkına karşılık gören Şahmeran ve aşık olduğu kişi mağarada yaşamlarına devam eder. Hikayenin sonu kimse tarafından bilinmiyor olup gizemi hala korumaktadır. Epey bir yıl sonra bu büyük mağarada yontma taş devrine ait çok fazla eşyaya rastlanmıştır. Öyle k, burada yaşayan insanların evlerinde dahi bu kalıntıların izleri mevcuttur." Dedi etraftan bakışlarımı çekerek ona baktım "Bu kadar bilgiyi aklında nasıl tutuyorsun ?" Diye sordum "Bilmem küçüklükten gelen birşey okuduğum şeyleri unutmam " dedi gülümsedim yanıma gelerek bana baktı "Bir fotoğraf daha çekeyim mı?" Dedi onu başımla onaylayınca elini tekrar omzuma koydu bu sefer ben biraz ona yaklaşarak elimi beline doladım bu hareketime şaşırsada belli etmemeye çalışarak kamerayı açtı tam çekmek için basacaginda parmak uclarimda uzanarak yanağına öpücük kondurdum o öyle kalırken tuşa çoktan basmıştı bana öylece donup kalacağım hareketler yaparsan bende yaparım eray bey ben onun bu haline kıkırdarken o kendine gelmiş olacak ki bana bakarak yüzümün kızaracağı o kelimeleri söyledi. " gülünce seni kollarımın arasına alıp o seni daha güzel gösteren gülümsemeni saklamak istiyorum kimseye gülümseme ezgi sadece bana gülümse ki bir ben göreyim senin o güzelliğini"....
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE