Ben bunları düşünürken benim ve diğerleri'nin ellerini tutan şerefsizler bizi saadet ve adı'nin sevim olduğunu öğrendiğim kızın yanına getirerek zorla diz cöktürdüler ben onlara kaşlarım çatık bakarken onlar elimizi ayağımızı bağlayarak karşımıza geçtiler
"Şervan nerede?" Dedi baş şerefsiz beni tutanlardan esmer olanı bizde ki bakışlarını çekerek yanıtladı onu
"Füsun'un yanına gidecekti " dedi o anda elebaşlarının telsizinden gelen sesle serefsizin dikkati oraya kaydı
"Ciya neredesin?" Dedi telsizde ki ses bu şervan dedikleri olmalıydı
"mağaradayım şervan sen nerdesin gel bak sana kimleri getirdim" dedi adının ciya olduğunu yeni öğrendiğim elebaşları
"Doktorları getirdiniz mi ciya?" Diye sordu şervan
"Getirdik şervan onlar hariç başka misafirlerimiz de var" dedi bize bakarak
"Oo misafirleri severim söyle bakalım kimleri agırlıyoruz"dedi kahkaha atarak ciya da ona kahkahalarıyla eşlik ederek yanıtladı onu
"Gölge komutan ve biricik timi bu sefer aralarında kadında var " dedi bana pis pis bakarken ellerim bağlı olmayacaktı o bakan gözlerini oyardım ya
"Ooo iyi iyi doktorları ve gölge timini yanıma getir burada misafir edelim onları " diyerek kahkaha attı. Ciya da gülerek ona eşlik etti.
Ikisi'nin konuşmasından bir süre sonra apar topar kaldırılarak mağaradan cıkarıldık önde bizim tim arkada sevim ve saadet etrafımızda sayıca bizden üstün olan teröristlerle şervan denilen adamın olduğu köye getirildik ben etrafa bakarken şervan denilen adam en sonda ki bir evin önünde ellerini arkaya bağlayarak yanında 3 4 adamla bizi bekliyordu yüzünde midemi bulandıran bir gülümseme vardı. Ciya onun yanına gidince gülerek konuşmaya başladı.
"Misafirlerimizi getirdim şervan bir hoşgeldin yokmu onlara"dedi ve kahkaha attı allah için bu adamı elime versinler başka birşey istemiyordum.
"Onlara çok güzel bir hoşgeldin diyeceğiz ciya sen kadınları füsun'un ve yonca' nın yanına götür timi ise arkadaki ahıra bağla onlarla işim sonra" dedi ciya onu başıyla onaylayınca beni saadet ve sevim' i tutanlar kolumuzdan cekiştirerek önümüzde ki eve götürdüler erkekler ne kadar karşı çıkmaya calışsalarda bir şey yapamamışlardı bizi evde bir odaya soktuklarında kenarda üç çocuk birbirine sarılmış bir şekilde ağlıyor yan yana yatan hamile iki kadın ise çığlık atmamak için dişlerini sıkıyorlardı biz onlara öylece bakarken kapı tekrar açıldı içeri ciya ve şervan girdi gözleri ilk yerde yatan kadınları buldu daha sonra ise sevim ve saadet'e bakarak ilk şervan konuştu.
"Ikisi de hamile ve doğum ağrıları başladı "dedi sevim ve saadet'e bakarak ciya belinden çıkardığı silah'ı bize doğru uzatıp devam ettirdi şervan'ın konuşmasını
"Eğer onlara ve bebeklere birşey olursa ölürsünüz" diyerek odadan çıktı şervan yüzünde itici bir gülümsemeyle beni baştan aşagi süzüp arkasından odadan çıktı saadet ve sevim onlar odadan çıkar çıkmaz kadınların yanına giderek durumlarına baktı
"Ezgi sıcak su ve bez getir hemen çabuk " dedi saadet onu başıyla onaylayıp köşe de duran kız çocuğuna bakarak konuşma başladım allahım yardım et bize
"Mutfak nerede?" Çocuk hemen ayağa kalkarak yanıma geldi kapıyı açarak çıktığında beklemeden arkasından ilerledim mutfağa geldiğinde kose de kurulu olan sobadan bir güğüm alarak iki kabın içine sıcak su koydu birini bana uzatınca hemen aldım kose de eski bir tişört görünce onuda alarak saadetgilin yanına geldim kadınlar biraz önceki durumlarından daha beterlerdi ben saadet'in kız ise sevimin yanına giderek ona yardım etmeye başladı
"Üç dediğimde ıkın " dedi saadet kadın onu başıyla onayladı ben kadının elinden tutarak sıktım benden güç almış olacak ki saadet'in sesiyle ıkınmaya başladı.
"Üç"
"Igggg"
kadın ter içinde kalmıştı ben kadının elini biraz daha sıkarken arkamdan gelen sevim'in sesiyle bakışlarım onu buldu
"Hadi daha güçlü ıkın hadi" diyordu diğer kadına bakışlarım kadını bulunca güçsüz bir şekildeydi.
"Akıl yokmu sizde böyle bir adamlardan nasıl hamile kalırsınız? Dedim her ikisine de bakarak saadet'in doğum yaptırdığı kadın bir taraftan çığlık atsa da bana yanıt verdi.
"Bu seni ilgilendirmez asker " dedi
"En çok bizi ilgilendirir sizin dogurdugunuz şerefsizlerle biz ilgileniyoruz sizin doğurduğunuz bizim dogurduklarımızı öldürüyor" diye bağırdı saadet
"Siz onları askerlerle savaşması için dogururken biz vatanımızı korusunlar başkalarının canı yanmasın diye doğurup buyutuyoruz cocuklarımızı" dedi sevim saadet'in arkasından daha sonra ise çok zaman geçmeden iki kadında doğumu yapmışlardı
"Allah'ım sen bu sabileri koru onları anne ve babaları gibi olmamaları için yardım et" dedim ellerimi açarak sevim ve saadet duama amin diyerek yanıt verdiler o anda dışarıdan gelen seslerle birbirimize baktıķ çatışma çıkmıştı sonunda kurtulacaktık kapının acılmasıyla bakışlarımız kapıda ki ciyayı buldu
"Hadin gidiyoruz " dedi sevim saadet ve bana bakarak
"Ciya biz ne olacağız?" Diye sordu saadet'in doğum yaptırdığı kadın ciya ona bakarak
"Askerler sizi bilmiyor köylü sanıp birşey yapmaz bu kızlar bize lazım gölge timi elimizden kaçtı bu kızlar bize lazım "dedi kız onu başıyla onaylayınca tekrar bize bakarak konuşmaya daha doğrusu bağırmaya başladı.
"Size diyorum hemen gelin " dedi o anda saadet ve sevime bakarak ciya'nın üstüne atladım.
"Siz gidin bununla ben ilgilenirim " dedim kızlar yerinden kıbırdanmazken bu sefer bağırdım
"Gidiin"
Kızlar benim sesimle odadan çıkarken yumruğumu yüzüne geçirdim ciya' nın ciya bir iki adım geriye gitsede kendini toparlayarak üstüme doğru geldi çevik bir hareketle ondan kurtularak arkasına geçtim ve kolları mı boğazına dayayarak sıkmaya başladım bir iki kere kurtulmak için cabalasada boynunu sertçe sıkıp hızla yana cevirmemle boynu kırılıp cansız bedeni yere düştü arkamda bir hareketlik hissedince arkama dönmüştüm ki göğüs boşluguma giren keskin birşeyle öylece kaldım bez kesmek için getirdiğimiz bicaktı bu ve sevimin doğum yaptırdığı kadın karşımda yaş ve kin dolu bakışlarla bana bakıyordu ben acıyla yere çöktüğümde kadının arkasından gelen sesle kadın yere düştü bakışlarım bulanıklaşırken yanıma gelen kişilerle zorda olsa onlara baktım eray ve sevimdi
"Ezgi"dedi eray titreyen bir sesle eli bıçağa giderken sevim'in sesiyle vazgeçti.
"Bıçağı çıkarma yoksa burada ölür" dedi eray ona başını sallayarak beni kucağına alarak ayağa kalktı görüşüm bulanıklaşıp netlesirken dışarı çıktık bakışlarım elinde silahla muratı'ın yanında duran saadet'i buldu allah için bu kız doktor değil miydi ?
Eray beni kucağında onların yanına götürüp belim duvara gelecek şekilde yere koydu saadet beni görünce hemen yanıma egılsede murat korkulu yüz ifadesiyle eray'a bakıyordu bana birşey olmasından korkuyorlardı gözlerim bulanık ve netlik arasında gidip geliyordu bakışlarım hemen karşımda bir evin yan duvarını kendine siper etmiş bir şekilde çatışan abim'e kaydı bana doğru dönse bu halimi çok net görürdü ama inşallah bakmazdı bakarsa bütün dikkati dagılırdı ama benim hiç bir istediğim olmadığı gibi bu da olmamıştı abim bana doğru dönmüş ve beni bu halde görünce korkuyla bana doğru gelmişti tabi bütün dikkatı dağıldığı için sağ kolundan vurulmuştu.
"Abiii" dedim güçsüz sesimle abim kolunun acısını bile umursamadan bana doğru koşar adım gelerek bana baktı gözleri kıpkırmızıydı
"Ezgim" dedi titrek titrek gözlerim kapanırken eray'ın sesiyle baygın bakışlarım onu buldu
"Ezgi kapatma gözlerini sakın kapatma"dedi demesi kolaydı
"Dayanamayacagım "dedim sessizce ama o duymuştu
"Dayan güzelim benim diyeceklerimi duymak için dayan " dedi ne diyecekti ki ne duymam gerekiyordu zaman durdu benim baygın bakışlarım onun endişeli bakışlarıyla karşılaştı.
O bana baktı ben ona ben bir çift kahverengi gözlerde o bir çift yeşil gözlerde tutuklu kaldı