10.bölüm

1922 Kelimeler
Ne kadar eray'a cevap vermek istesemde gözlerim benden izinsiz kapanmıştı bilincim kapanırken duyduğum son ses eray'ın sesiydi. "Dayan güzelim ne olur dayan" Ve bu sözlerden sonra bilincimi kaybettim... Gözlerimi açtığımda nerede olduğumu bilmiyordum ayağa kalktığımda beyaz iki katlı bir evin bahçesinde kurulu bir hamakta uyandığımı anlayınca etrafıma baksamda kimse yoktu adımlarım bahçe de ilerlerken etrafımı incelemeye devam ediyordum sağ tarafımda siyah bir masa ve sandalyelerden oluşan bir alan vardı onların hemen arkasında büyük bir ağaca kurulmuş salıncak vardı sol tarafımda ise çocukların oynayacağı geniş bir alanda kaydırak tahtaravali vardı gülümsedim tam istediğim gibi bir evin bahcesindeydim eve doğru yaklaştığımda iceriden ilk iki üç yaşlarında bir kız çocuğu çıktı beyaz elbisesiyle kıvırcık saçlarıyla inci gibi dişleriyle gülerek koşup bahçe'ye girmişti bakışlarım kızda iken içeriden başkası'nın çıkmasıyla kız ona bakarak çığlık atıp koşmaya başladı "Baba yakaya beni babaa yakayayamazşın ki" diyordu kıkırdamalarının arasından "Gel buraya yaramaz cimcime seni bir yakalayayım ham yapacağım" diyordu onu kovalayan kişi bakışlarım o kişiyi bulduğunda şaşırmadım diyemem bu kişi eraydı nasıl yani bu güzel tatlı kız onun kızımıydı? Eray evli miydi? Peki kızın annesi kimdi? Soruları mı tek tek sıralarken eray çoktan kızı yakalamış çimlerin üstüne yatıp gıdıklamaya başlamıştı. "Yakaladım sizi ayza hanım elimden kurtulamazsınız " diyerek kahkaha atıyor diğer taraftan kızı gıdıklıyordu ben onların bu haline tebessümle bakarken kız bir anda bana dogru bakarak kıkırdamalarının arasından bana seslendi "Anne kurtay beni " ne demişti o anne mi? Şaşkınlıkla bir kıza bakıp arkama baktım acaba arkamda başka biri varda ona mi sesleniyor diye ama arkamda kimse yoktu "Anne kurtay beni babamdan " dedi yine gülerken kızın sesiyle daha fazla dayanamayarak koşarak yanlarına geldim ve eray'ın ellerini ayırarak kızı kucağıma aldım kız onu kurtardığım için bana sımsıkı sarılırken bakışlarım kaşlarını catmış bize bakan eraydaydı neden böyle bakıyordu ki ben tam neden baktığını soracaktım ki o benden önce davranarak konuşmaya başladı "Birde kızlar babalarına düşkün olur derler bizim ayza hanım ise annesinden bir an bile ayrılmıyor " dedi sesi sitemkar geliyordu ben ona gülümseyerek bakarken ayza kollarını boynumdan çözerek ona bakti hafifçe ona doğru eğilerek sanki bir sır veriyormuş gibi sessizce konuşmaya başladı. "Ben sana düşyüküm baba annem şor şamanımda yaydım ettiği için anneme kayşı böyleyim yoksa ben senin kışınım" dedi yeni konuşmaya başladığıni belli eden bir sesle şu cimcimeye bakın siz iki dakikada sattı beni eray onun sözleriyle kahkaha atıp kucakladı kızını bu sefer ben onlara kaşlarım çatık bakıyordum eray bakışlarımı fark edince gülümseyerek yanağımı öptü "Üzülme güzelim oglumuzda sana düşkün olur " dedi ve karnımı okşamaya başladı o anda fark ettim karnımın normalden daha şiş olduğunu bakışlarım karnımdan eray'a kayarken her şey bulanıklaşmaya başladı ben korkuyla ona bakmaya devam ederken o ayza'yı daha çok kucağına çekip "Bize geri dön güzelim kızına oğluna ve seni seven bana geri dön "... Derin bir nefes vererek açtım Gözlerimi göğüs kafesimde ki ağrı hafifce kendini belli ederken ben öylece tavana bakıyordum. İlaç kokusu burnuma geldiğinde hastanede olduğumu anlamıştım ilk neden hastanede olduğumu hatırlamasamda aklıma gelen anılarla hastanede olma nedeni mi hatırlamıştım bakışlarımı duvardan çekip odayı inceliyecektim ki acılan kapı ile bakışlarım odaya giren doktora kaydı doktor genç beyaz tenli yirmi üç yirmi dört yaşlarında bir yetmiş veya bir seksen olabilir boylarında siyah gözlü biriydi benim uyanmış olduğumu görünce gülümseyerek bana doğru yaklaşarak yanıma geldi " uyanmışsınız Ezgi hanım kendinizi nasıl hissediyorsunuz?" Diye sordu zorda olsa yutkundum boğazım kuruydu sesimin kısık ve çatlak bir tonda çıkacağını bilsemde yanıtsız bırakmadım "Bi....biraz ağrım var " dedim kısık bir tonda doktor gülümseyerek elindeki dosyaya baktı. "Agrıniz olması doğal gögus boslugunuza saplanan bicak bir kac damara hasar vermiş zorda olsa ameliyatla düzeldi bicak kalbe uzak oldugu icin suan hayattasıniz biraz agriniz olabilir birazdan hemşire gelip serumunuza ağrı kesici ekleyecek bu arada ben doktor ali demir sizinle ben ilgilenecegim bir sorununuz olduğu ne hemşire bana veya bana söyleye bilirsiniz iki saat arayla kontrol için geleceğim şimdi abinize ve arkadaşlarınıza haber versem iyi olacak kaç saattir burada sizin uyanmanızı bekliyorlar " dedi ben ona soran gözlerle bakınca sanki demek istediğimi anlamış gibi "Tam tamına iki gündür uyuyorsunuz ve abiniz ve arkadaşlarınız bir an olsun hastaneden bu kapıdan ayrılmadılar " dedi sol tarafa bakarak onun baktığı tarafa döndüğümde camın arkasında abim ve bütün tim bana gülümseyerek bakıyordu gökhan gülümseyerek elini hızla sallarken bende gülümsedim bakışlarım abime kaydı yüzünde ki gülümseme ile bana bakıyor öpücük atıyordu gülümseme daha çok yayıldı yüzüme bakışlarım onun hemen yanında kırmızı gözleriyle bana bakan eray'a kaydı o anda gördüğüm rüya aklıma geldi yanaklarım kızarmaya başladı o nasıl bir ruyaydı ama unutamayacağım kadar güzeldi doktorun sesiyle bakışlarımı eray'dan çekerek ona baktım "Bir süre sizi burada misafir edeceğiz asker olduğunuzu öğrendim bir süre izinlisiniz görevlere gidemezsiniz " dedi kaşlarımı cattım. Ne demek görev'e gidememek kaşlarım catılırken konuşmaya başladım "Ne demek göreve gidemem ben bir askerim " dedim sitemkar bir tonda biz askerdik kendimizden önce düşünecegimiz başka canlar vardı. "Bir süre istirahat etmeniz gerekiyor ezgi hanım " diyerek odadan çıktı doktor ben istirahat etmek falan istemiyordum camdan dışarı baktığımda doktor ali'nin bizimkinlerle konuştuğunu gördüm kaşlarım catıldı bizimkinler kesinlikle doktorun dediklerine uyacaklardı bundan adım'ın ezgi olduğu kadar emindim bakışlarımı onlardan çekerek karşıya cevirsemde kapı açıldığı için hepsi görüş alanıma tekrar girmişti. Önde abim arkasında eray ve diğerleri odaya girdiği an gökhan hepsinden önce gelip sarıldı "Kankam bizi çok korkuttun öleceksin sandık bir an " dedi kollarıyla daha çok sarıp sarmalarken ona cevap vermek isterdim ama öyle sıkı sarılıyordu konuşmayı geç nefes bile alamıyordum dikişin olduğu yer açılmaya başlayınca elimi kaldırarak sırtına vurdum gökhan bu hareketimi ona karşılık veriyorum gibi anlamış olacak ki daha çok sarılırken "Oy kankam benim sen buradan çık sana çiğ köfte partisi vereceğim " dedi elimi daha hızlı vurmak için kaldıracaktım ki eray imdadıma yetişti. "Lan çekil kız bicaktan değil senin sarılmandan dolayı ölecek " dedi gökhan'ı kolundan çekip kenara ittirirken ben ise derin bir nefes vererek kendime geldim eray haklıydı beni bıçak değil gökhan öldürecekti o nasıl bir sarılmaydı eray yüzümü fark etmiş olacak ki rahat bir nefes vererek tekrar gökhan'a baktı. "Bak kız nefessiz kalmış resmen " dedi sinirle gökhan onun sözüyle endişeyle bana bakarak "Özür dilerim kanka valla bir an sevinçle öyle sarıldım " dedi ben ona gulumseyince oda gülümsedi bakışlarım elimi tutan abime dönünce o da bana bakıyor olacaktı ki göz göze geldik gülümsedi gülümsedim "Nasıl hissediyorsun kendini ?" Diye sordu şuanlık iyiydim elini daha sıkı tutup yanıtladım onu "Iyiyim yine kurtulamadın benden ateş karaaslan " dedim gülümseyerek söylediklerimle oda gülümsedi "Kurtulmak isteyen kim prenses " diye yanıtladı beni ona minnet dolu baktım iyiki o vardı aklıma annemin gelmesiyle endişeyle abime bakınca demek istediğimi anlamış olacak ki konuşmaya başladı "Annemin haberi var biraz önce haber verdim önceden haber vermediğim için bana baya kızdı askerlerden biri onları alıp gelecek " dedi o anda kapı hızla açılıp annem ve enes içeri girince bakışlarımız onlara kaydı annem yaşlı gözleriyle hızla yanıma gelerek abimin kalktığı sandalyeye oturdu onu görünce bende ağlamaya başladım annem elimden tutarak konuşmaya başladı bir taraftan da ağlıyordu. "Ah benim biricik kızım ezgim nasıl oldun iyimisin elleri kırılsın seni bu hale getirenlerin ah kuzum benim" annem bir taraftan saçlarımı okşayıp bir taraftan konuşurken ben sessizce ona bakıyordum abim annemin yanına eğilerek konuşmasını kesti yoksa annem saydırmaya devam ederdi "Anne tamam ezgiyi bu hale getirenler elimizde cezalarını çekecekler sen böyle davranarak ezgiyi üzüyorsun" dedi annem ilk bana sonra abime bakarak göz yaşlarını sildi "Haklısın oğlum " dedi ve yüzümü okşamaya devam etti annem enes annem ve abimden dolayı öbür tarafıma geçerek yanagimdan öptü ne kadar kavgada etsek tartışsakta birbirimize çok düşkündük bakışlarım ona döndü gözlerinin kırmızılıgı ağladığını belli etsede beni üzmemek için kendini tutuyordu bu halime uzuludugu kesindi "Geçmiş olsun ezgi " dedi murat bakışlarımi ona çevirerek gülümsedim "Sagol murat " dedim gülümsedi onunda endişeli bakışları gitmişti öbürleri sessizce yanıma gelerek aldıkları çiçekleri kucağıma bırakınca gülümseyerek onlara baktım hepsiyle yakın olmaya başlamıştım "Bu güzel çiçekler için teşekkür ederim " dedim yusuf yanıt verecekti ki gökhan konuşunca kaşları çatık ona baktı. "Benim fikrimdi dedim kız uyandı eli boş gidilmez bir çiçek alın yoksa bunlarda o akıl nerede" dedi yusuf elini kaldırıp tam gökhan'ın kafaya vuracaktır ki bu sefer murat ondan önce davranarak gökhan'ın kafasına vurdu gerçekten bu çocuk bu gidişle kafasından olacaktı gökhan kafasının açısıyla yüzünü buruştursada yusuf ona kısa bir bakış atıp bana yanıt verdi. "Sen bu gereksize bakma fikir eray komutanındı camdan sizin uyandiginizi görünce doktora haber ettikten sonra bizi aradı biz kantindeydik uyandiginizi söyledi ve cicekciden güzel çiçekleri alıp gelmemizi söyledi bizde gidip aldik" dedi onun cümlesiyle bakışlarım eray'ı bulunca gülümseyerek bana bakmıştı ama ben gözlerimi ondan çekerek karşıya baktım rüyam aklımdan çıkmadan eray'ı bir süre görmesem daha iyi olacaktı ben böyle düşünürken kapı tekrardan açılınca bütün bakışlar içeri giren sevim ve saadet'e kaydı ikiside gülümseyerek içeri girip bana baktılar "Geçmiş olsun ezgi" dedi saadet yüzündeki gülümsemeyle "Sağol canım " dedim aramızda bir yakınlık yoktu ama bir resmiyette yoktu "Kendini nasıl hissediyorsun?" Diye sordu sevim bakışlarım ona kaldığında aynı şekilde gülümseyerek "Suanlik iyiyim ama bir süre burada olacakmışım" dedim sesimdeki sitemi herkes anlamış gibi gulumsediler "Evet bir süre burada misafirimizsin bu kitabı da burada sıkılma diye getirdim " diye gülümseyerek yanıtladı beni sevim elindeki kitabı görünce gülümsedim aslı arslan'ın sevdiğim romanı sokak nöbetcileri'nin ikinci kitabıydı birincisini iki günde bitirmiştim "Bu romanı sevdiğimi nasıl bildin ?" Diye sordum kitabı elime alırken ne zamandır bekliyordum benim gibi gülümseyerek kitaba baktı ve beni yanıtladı. "Bende seviyorum seninde sevdiğini abingil uyanmanı beklerken abinden duydum ilk kitabı aldırmak için abone ne kadar ısrar ettiğini aldırınca iki gün içinde bitirip ikinci kitap diye sayıkladıgini öğrendim ve ikinci kitabı senin için aldım " dedi gülümsedi ve içtenlikle yanıtladım onu "Beni çok mutlu ettin teşekkür ederim " dedim sadece gülümsedi daha sonraki saatlerde kızlar bizimle biraz oturup hastalarına geri dönmüşlerdi saadet ve murat arada bir birlerine kacamak bakışlarla baksalarda belli etmemeye çalışıyorlardı zaten benden başkası da fark etmemişti onların bakışlarını sevim ve gökhan ise bir köşede kendi hallerinde sohbet etmişti. Biz ise sıradan konulardan konuşmuştuk bir saatin sonunda hepsi gidince annem ve ben kalmıştım oda da annem saçlarımı okşarken gülümseyerek onu izledim "Annemm" dedim içten bir sesle saçlarımı okşayan eli yanagıma inerken "Kızımm" dedi aynı içtenlikle annelerin ayaklarının altında cennet var derler ya öyleydi. "Iyi ki annemsin" dedim "İyiki kızımsın" diye yanıtladı gözlerim uykuya yenik düşerken annem hala yanağımı okşuyordu... Gözlerimi açınca beni izleyen bir eray beklemiyordum şaşkınca ona bakıp "Eray?" Dedim onun ne işi vardı ki benim sesimle koltuktan kalkarak yanımdaki sandalyeye oturdu. "Günaydın " dedi gülümseyerek "Acmısın?" Diye devam etti konuşmasına başımı sağa sola sallayarak "Değilim saat kaç ?" Diye sordum bakışları kolunda ki saate kayınca "Saat akşamın sekiz bucuğu" diye yanıtladı beni onu başımla onaylayıp "Peki annem nerede ?" Diye sordum "Abinle geldik size bakmaya onlar eve gittiler sana temiz kıyafetler almak için bende senin yanında kaldım " dedi "Anladım teşekkür ederim " dedim gülümsedi ama yanıt vermedi sonra aklıma bıcaklandigim zaman dedikleri geldi "Eray!" Dedim tekrar göz göze gelince bana soru dolu bakışlar atarken konuşmaya devam ettim. "Bıcaklandığım zaman bana sana söyleyeceklerimi duymak için dayan demiştin söyleyeceklerin neydi?" Diye sordum sorumla öylece kalakaldı ben ona hala merakla bakarken sağ elini ensesine götürerek konuşmaya başladı. "Şimdi yeri ve zamanı değil zamanı gelince söyleyeceğim " dedi onu başımla onayladım ne diyecegini merak etsemde o demediği sürece ısrar etmeyeceğim bakışlarım pencereye kaydığında kar yağıyordu "Kar yağıyor " dedim gülümseyerek izlemesi güzeldi. "Evet kar çok bu sene " dedi onu başımla onayladım "Evet dışarıda suan dondurucu bir soğuk vardır " dedim pencereye bakmaya devam ederken "Evet öyle bir battaniye ister misin saadet veya sevimden isterim senin için " dedi "Olabilir kendin içinde iste" dedim sözlerimle bana baktı "Benim ısınmak için bir battaniye'ye ihtiyacım yok senin yeşil gözlerin benim icimi ısıtıyor " diyerek odadan çıktı arkasından beni şaşkın ve utanmış bir şekilde bırakarak...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE