Bir süre arkasından baksamda bir süre sonra kendime gelerek bakışlarımı pencereye çevirdim aklım hem eray'ın söylediği sözlere gitsede düşünmemeye çalışıyordum yoksa düşünceler içinde boğulacaktım ne kadar pencereye baktım bilmiyordum kapının açılma sesi hem pencerede ki bakışlarımı hemde düşüncelerimi bölmüştü eray elinde bir battaniye ile gülümseyerek odaya girip yatağa doğru geldi.
"Sevimden istedim sağ olsun kırmadı verdi uzan üstünü örteyim " dedi eray battaniye'yi açarken onu başımı sallayarak onaylayıp yavaş bir şekilde uzandım örtüyü üstüme doğru uzatırken gülümsemeye devam ediyordu
"Neden gülüyorsun?"diye sordum yattığım yerden gerçekten battaniye daha iyi olmuştu. Üstümü örtüp yan kısımda ki sandalye ye oturup yanıtladı beni
"Bir nedeni yok insan nedensiz de gülümser" dedi doğruydu onun cevabını duyunca anlamıştım sorumun saçma olduğunu ona bu düşüncemi belli etmeden
"Eve git sen annemle abim birazdan gelirler " dedim oda yorgundu yorucu bir çatışmadan cıkılmıştı dinlenmesi gerekirken burada başımı bekliyordu
"Abin ve annen geldiklerinde giderim onların buraya geldigini görmeliyim yoksa içim rahat etmez "diyerek yanıtladı beni gülümsedim eray'ın bu düşünceli tavırları hoşuma gitmiyor değildi. Geri kalan zamanda hic konuşmadık ben sevimin getirdiği kitabı okurken eray da beni izliyordu onun bakışlarıyla ne kadar okudum kitabı bilmiyorum ama bir süre sonra kendimi kitaba veremeyince ona baktım bakışlarımın kitaptan ona döndüğünü görünce dik bir şekilde oturarak bana bakmaya devam etti.
" neden bana bakıyorsun ?" Diye sordum ayracı kitabın kaldığım kısmına koyduktan sonra benim sorumla derin bir nefesi dışarı vererek bana bakmaya devam etti.
"Dalmışım " dedi sadece ama pek daldığını sanmıyordum.
"Seni bu kadar düşündüren nedir?" Diye sordum bu sefer sorumla eli ensesine giderken düşünüyor gibi bir hali vardı ben ona beklentiyle bakmaya devam ettikçe sanki birşey bulamamış gibi etrafa bakıyordu ben tam birşey diyecektim ki kapı'nın açılmasıyla ikimizin bakışlarında kapıya döndü annem elinde küçük bir çantayla içeri girip koltuğa eray'ın yanına oturdu bakışları benim üzerimdeydi.
"Ne zaman uyandın kızım" dedi annem arkasına yaslanırken eray'a kısa bir bakış atarak anneme yanıt verdim annem gelince rahatlamış gibiydi eray
"Bir saat falan anca olmuştur abim nerede?" Diye sordum eray ikisinin bir gittigini söylemişti.
"Doktordan bilgi alacak birazdan gelir " diye bana cevap verdikten sonra bakışlarını eray'a çevirdi annem
"Çok sağol yavrum sana da zahmet oldu evinde dinlenmek varken burada bekledin" dedi gerçekten neden evinde kalmamıştı ki onun yerine başkası durabilirdi.
"Ne zahmeti efendim canı gönülden isteyerek bekledim ezgi'nin başında" dedi derken arada bana baksada annem aldığı cevaptan memnun olmuş olacak ki gülümseyerek bana bakıp eray'ı gösterdi eray'ı damat listesine yazdığına eminim tabi siz bilmiyorsunuz annem daha bu yaşımda bana koca adayı buluyor liste oluşturuyordu ileride evlenmem için gözlerimi devirip anneme bakmaya devam ederken kapı bir kez daha açılınca abim içeri girdi
"Doktor iyi olduğunu ama bir süre hastanede kalman gerektiğini söyledi"abimin bu dediği ile moralim bozuldu oldu olası hastaneleri sevmezdim
"Eve gitsem ama yine hastaneye gelmeye devam etsem?" Dedim abime bakarak o hastaneleri sevmediğimi bilirdi bana olumsuz anlamda başını sallarken
"Doktor ne dediyse o " dedi oflayıp kaşlarımı çatarak karşıya bakarken abim çoktan eray'ın öbür tarafına oturmuştu.
"Enes nasıl ?" Diye sordum o abimle evde kalıyordu
"Hastalanmış gelmeden önce çorba yaptım gitmemi falan dedi ama sen burada dururken olmaz "dedi annem enes hastayken çok mızmız olurdu annem o halini nasıl çekiyordu bilmem ben odama kapanır kolay kolay cıkmazdım
"Sen onun yanına git anne ben burda tek kalırım bir ihtiyacım olunca seçim veya saadet arada geliyorlar yanıma onlara söylerim " dedim ama bana başını sallayarak yanıt verdi
"Kızım gece ne olacak birşey olsa allah korusun aklım burda kalır " dedi abime bakarak tekrar konuşmaya başladım
"Anne abim kalır sen git eve " dedim ama abimin cevabıyla ofladım
"Bugun nöbete yazılmışım gece nöbet tutacağım " dedi ben oflarken eray kaşları çatık düşünceli bir şekilde abime baktı
"Ben sana nöbet yazdığımı hatırlamıyorum kardesim" dedi ama abim koluna vurup kaş göz hareketlerle birşeyler dedi eray anlamıs olacak ki hemen konuşmaya devam etti.
"Haaa şimdi hatırladım evet bugün senin nöbet günün " dedi abim onun sesiyle derin bir nefes vererek
"Sonunda ne oğlum " dedi annem tekrar konuşmaya başlayınca ona baktım
" ateş gidince bir enes'e bak nasıl" dedi abim onu başıyla onaylayıp ayağa kalktığında eray anneme bakarak bir anda beni şaşırtacak o cümleyi kurdu.
"Siz gidin efendim ben ezginin başında kalırım bu gün isim yok nasılsa içinizde rahat olur " dedi ben onun bu cümlesiyle şaşkınca bakarken annem düşünceli sesiyle yanıt verdi.
"Olur ama sende yorgunsun oğlum evinde dinlenirsin" dedi aklı enesteydi ama beni de bırakmak istemiyordu.
"Ben iyiyim efendim siz gidin enes iyi olunca gelirsiniz " dedi abim de onu onaylayarak konuşmaya katıldı
"Eray haklı anne sen burda kalsam aklın eneste olacak eray kalsın aklın burada da kalmamış olur ezgi de güven de olur sen kalsam bu sefer benim aklım sizde kalacak " dedi annem onu başıyla onaylayıp ayağa kalktı.
"Tamam o zaman biz gidelim sizde birşey olursa arayın bizi" dedi eray onu onaylarken ben sadece gülümsedim onlar odadan çıkınca eray az önce kalktığı yere geri oturarak bana baktı
"Bu gece beraberiz istediğin birşey olursa çekinme söyle " dedi onu başımla onaylayıp pencereye dönmüştüm ki kapı tekrar açılınca kapıya baktım Bu günde bu kapı ne çok açılır olmuştu içeri giren doktor ali beydi büyük ihtimal kontrol için gelmişti yanıma gelip tarama bakınca hakkı olduğumu anladım benden uzaklaşınca konuşmaya başladı
"Kendinizi nasıl hissediyorsun ezgi " dedi gülümseyerek yanıtladım onu
"Gayet iyi hissediyorum hastanede yatmama bile gerek yok " dedim benim cevabımla gülsede
"Mecbur kalacaksın arada gelir kontrol ederim" dedi
"Teşekkür ederim ali bey " dedim gülümsemeyle bana aynı gülümsemeyle bakarken
"Ali bey demene gerek yok ali desen yeterli " dedi onu başımla onaylayip
"Peki ali" dedim gülümsemesi biraz daha artmış bana bakarken arkasını döndü eray'ı görünce gülümsemesi bozulsada baş selamı vererek odadan çıktı ali'nin odadan çıkmasıyla eray konuşmaya başladı.
"Bono ali boy domono gorok yok ali doson yotorlo ukala kendini beğenmiş herif" dedi ben ona şaşkınlıkla bakarken o hala doktorun arkasından söyleniyordu onun bu haline daha fazla dayanamayarak gülmeye başladım.
"Hahahahah" benim güldüğümü görünce şaşkın bir suratla bana bakmaya başladı onun bu halini görünce daha çok kahkaha atmaya başladım yüzüme anlamaz bir ifadeyle bakınca kahkahalarımı zor durdurarak ona baktım
"Neden gülüyorsun?" diye sordu benim sustugumu görünce ona cevap verecektim ki kapı yine açılınca o tarafa baktım gelenler bizim tim ve kızlardı eray ve ben onlara soru dolu bakarken gökhan çoktan yatağa oturmuştu.
"Naber carık suratlı kankam benim" dedi
"Sensin carık suratlı be" diye yanıt verdim ona kaşlarım catılırken
"De get ordan ben carık suratlı olsam şu kız bana bakarmı allahsen " dedi eliyle sevim' i gösterirken ben kıkırdarken sevim kaşlarını catmış gökhan'a bakıyordu utanmıştı
"Bakmaz " diye yanıt verdim ona gülümserken benim cevabimla bilmis bir bakışla bana bakıp
"Ha şunu bileydin" dedi ve dönerek sevim'e öpücük attı ben onun bu haline kahkaha atarken sevim daha fazla utanmıştı.
"Şamatayı bırakın ne işiniz var sizin burada ?" Diye sordu eray hepsine bakarak gökhan ona cevap vermeyince yusuf konuşmaya başladı
"Bu şahıs tutturdu hastaneye gidelim ezgi kankama çiğ köfte partisi yapacağım diye biz olmaz dedik bizi de sürükledi arkasından" dedi bir taraftan gökhan'ı gösterip diğer taraftan diğerlerini gösterirken eray kaşlarını catmış gökhan'a baktı
"Oğlum sen deli mısın deli taklidi falan mı yapıyorsun hastane oğlum burası hastane " dedi gökhan onu umursamadan yataktan kalkarak malzemelerin olduğu poşeti açtı içinden örtü çıkarıp yere serdi ardından tepsi çıkarıp malzemeleri karma ya başlayınca eray daha sinirli bir sesle
"Kime diyorum ben ?" Diye bağırdı gökhan tepside ki bakışlarını eray'a çevirip
"Acılı mı seversiniz acısız mı komutan'ım?" Diye sordu bu seni takmıyorum deme şekliydi. Ben ve kızlar onun cevabına gülerken diğerleri yürek mi yedin oğlum der gibi bakıyorlardı eray elleriyle yüzünü sıvazlarken içinden sabır çektiğine emindim gökhan cigkofteyi yogurmaya başlarken bir taraftan da şarkı söyluyordu.
"Iğdırın etafı dumanlı dağlar aman aman ığdırın etrafı dumanlı dağlar aman aman gezme ezgi bu dağlarda seni avlarlaaar gezme ezgi bu dağlarda seni avlarlar" şarkıyı bize uyarlamıştı ben kahkaha atarken murat kaşlarını çatarak
"Oğlum o şarkı öyle mi doğru söylesene " dedi gökhan başını kaldırıp ona bakarak yanıtsız bırakmadı.
"Sen ne anlarsın oğlum şarkıdan kendi yorumumuzu katıyoruz burada " dedi ve işine geri döndü murat ya sabır cekerken kızlar kıkırdıyorduk
"Nasılsın ezgi ?" Diye soran saadetle ona baktım muratla yan yana oturuyorlardı ama murat imkan olsa biraz daha dibine girecekti kızın
"İyiyim sen?" Diye yanıtladım onu soruya soruyla cevap vermek gibi bir huyum vardı ne yapayım
"Bende iyiyim "dedi göz ucuyla dibine giren murat'a bakarak murat saadet'in ona baktığını hissetmiş olacak ki oda başını ona çevirdi
"Niye bakıyorsun?" diye sordu sanki kendisi çaktırmadan ona bakmıyormuş gibi kimse görmesede ben görmüştüm bunların arasında birşeyler olacaktı bundan emindim buraya yazıyorum bunlar iki güne sevgili olduk deyip yanıma gelmezse adımda ezgi değil
"Daha ne kadar dibime gireceksin diye bakıyorum" diye yanıt verdi murat saadet'in cümlesiyle ikisinin arasına bakıp omuz silkti
"Baya bir mesafe var aramızda ne dibine girmesi" diye cevap verince saadet kaşlarını çatarak bu sefer o murat la ikisinin arasına baktı.
"Körsen hastanedeyken bir doktora görünsen iyi olacak "dedi ve arkasına yaslandı murat ona bakıp kulağına doğru eğilip birşey değince saadet yerinden kalkarak odadan çıktı hepimiz ne olduğunu anlamadan murat ta arkasından çıkınca birbirimize bakıştık...
Saadet'in anlatımıyla
Bugün izin günüm olduğu için neredeyse akşam üzeri uyandım diyebilirim o olaydan dolayı hastanenin başhekimi ahmet bey sevim ve bana iki gün izin vermişti ilk gün kullanmak istemedik hem ezgi ameliyatta olduğu için hemde hasta listelerini dolu olduğu için ve bugün ve yarın izin günümüzdü sevim bugünü gökhanla geçireceğini dün akşamdan söyleyince onu aramadan evden çıktım evde durmak beni rahatsız ediyordu bir kac alacak şeylerde olunca kendimi dışarı attım bir taksiye binip bir avm ye gidince kendimi ilk yemek bölümüne attım karnım neredeyse davul calacaktı.
Yemeği yedikten sonra kendimi mağazalara attım birbirinden güzel kazak ayakkabı pantolon çanta takı alıp avmden çıkınca soğuk hava direk yüzüme çarptı bu kış zor geçecekti kar yagsada umursamadan yürümeye başladım kendimi yakın bir taksi durağına atsam iyi olacaktı avmden biraz uzaklaşmıştım ki yanında duran taksiyle bakışlarım taksiyi daha doğrusu içinden bana bakan murat'ı buldu.
"Bin yürüme bu karda "dedi onu hiç reddedemiyecektim başımla onaylayıp arkaya onun yanına oturunca sürücüye baş selamı verdim taksi benim binmemle hareket edince elimdeki poşetleri murat la arama koydum bir paketlere bir bana bakıp
"Sen alışveriş hastalığı olan kızlardansın herhalde " dedi
"Değilim uzun süredir birşey almadığım için çıkmak zorunda kaldım "dedim bana başını sallayarak yanıt verdi telefonu çalınca cebinden telefonu çıkarıp yanıtla tuşuna bastı.
"Efendim gökhan saçmalama oğlum hastane orası"
....
"Tamam be sus artık saadet mi ? Yanımda"
....
"Sonra nasıl yanımda olduğunu açıklarım tamam geliriz "diyerek telefonu kapattı ben ona soru dolu bakışlarla bakınca
"Gökhan ezgiye çiğ köfte partisi verecekmiş gelin diyor " dedi ben şaşkınlıkla ona bakıp
"Hastane de" dedim beni başıyla onayladı hastanede çiğ köfte partisi de bir tuhaf ama benim evimin önünde durunca bakışlarımı tekrar murat'a çevirip
"Benim hazırlanmam gerek ister eve gel benimle ister hastaneye git " dedim murat bana cevap vermeden taksicinin parasını ödeyip
"Abi bir yarım saat sonra buraya bir taksi yollar mısınız?" Dedi adam onu başıyla onaylayınca arabadan indi bende inince taksici beklemeden gidince açıklarım apartmana doğru yöneldi sevim ile küçüklükten beri arkadaşlık ikimizde tıp isteyince ailelerimiz bu evi almış bizde ev arkadaşı olmuştuk ben önde murat arkada eve girdiğimizde ona salonu göstererek
"Sen salonda otur ben birazdan gelirim "dedim beni başıyla onaylayıp salona geçerken bende elimdeki paketlerle odama girdim paketleri kenara koyup dolaptan kırmızı kazak siyah kot pantolon çıkartarak giydim saçlarımı at kuyruğu yapıp yüzüme bir rimel ve ruj kulağıma da kırmızı küpelerimi takınca odadan çıktım murat odadan çıktığımı fark edince boydan boya beni süzdü onun böyle bakması beni biraz uyandırsada belli etmemeye çalışarak kapıya doğru giderek ona seslendim
"Hadi gidelim"
Ben ceketimi giyip arkamı dönmüştüm ki ayağım bir şeye takılıp yere düştüm daha doğrusu murat'ın üstüne ama beni şaşırtan düşmanlarımızın birbirine degmesiydi ben ne kadar şaşkınsam murat ta şaşkındı. Gerisi ise hızlıca gelişti taksi'nin geldiğini belli eden korna sesiyle murat'ın üstünden kalkarak dışarı çıktım murat hemen arkamdan gelerek kapıyı kapatıp anahtarı bana uzattı ikimizde tek kelime etmiyorduk apartmandan nasıl çıktık taksiye ne zaman binip ne zaman hastaneye geldik bilmiyordum bütün yol boyunca aklımda sadece o durumumuz vardı beni en çok şaşırtan ise bu olaydan rahatsız olmamam olmuştu hastanenin önünde bizi bekleyen diğerlerini görünce yanlarına ilerleyerek içeri girdik hastanede nöbetçi doktorlar hasta ve hasta yakınları haricinde kimse yoktu ezgi'nin kaldığı odaya girince derin bir sohbette başlamış oldu. Komik sohbetler dönsede çevremde dibime giren murat tan dikkatimi bazen sohbetlere veremiyordum ezgi biraz daha iyi görünüyordu
"Nasılsın ezgi?" Diye sordum dayanamayarak o olay kötü olsada bizleri bir araya getirmişti ve ben bu ekiple tanıştığıma memnundum. Ezgi bir bana bir dibimdeki murat'a bakıp yanıtladı beni
"İyiyim sen?" Ah ezgi bu sorunun ne zamanıydı ya
" bende Iyiyim" dedim göz ucuyla yanımda ki murat'a bakıp murat sanki ona baktığımı hissetmiş gibi bakışlarını bana çevirdi.
"Niye bakıyorsun?" Diye sordu neden sorabilirdim ki
"Daha ne kadar dibime girebilirsin diye bakıyorum" diye yanıtladım onu biraz daha yaklaşsa koltukla arasında kalıp ezilecektim. Benim cevabimla ikimizin arasına bakıp omuz silkti
"Baya bir mesafe var aramızda ne dibine girmesi" dedi aldığım cevapla kaşlarımı çatarak aramızda olmayan mesafeye bakarak
"Körsen hastanedeyken bir doktora görünsen iyi olacak "diyerek arkama yaslandım benim cevabımla kulağıma doğru eğilerek
"Kör değilim senin dibimdesin dediğin ara bile benim için bir adımlık mesafe dibinde olsaydım bu bu şekilde değil evinde ki gibi olurdu güzelim" dedi burası sıcak mı olmuştu onun sözleri beni utandırınca ayağa kalkarak odadan çıktım utanınca kızaran biriydim benim arkamdan kapı acılsada arkama hiç bakmadan yürümeye devam ediyordum ki kolumdan tutulup duvara yaslandırılınca bakışlarım o kişiyi buldu gelen kişi murattı. Benim ona bakmamla dudaklarımızın birleşmesi bir oldu. Ben şaşkınca öyle dururken o dudaklarını dudaklarımdan çekerek
"Karşılık ver " dedi ve tekrar birleşti dudaklarımız bu sefer bende karşılık veriyordum ne kadar süre geçti bilmiyorum ama dudaklarını aramızda bir nefeslik mesafe kalınca kadar çekip
"İşte dibinde olmak bu güzelim ve bundan sonra kimse beni senin dibinden ayıramaz "
Ezginin anlatımıyla
Murat ve saadet odadan çıkınca birbirimize bir süre bakmakta daha sonra sohbete geri dönmüştük gökhan ondan beklemediğim bir ciddiyetle ciğkofteyi yogururken kapı açılıp içeri murat ve saadet girdi bakışlarımız onları bulsada tek kelime etmiyorduk yani onlarda gökhan cigkofteyi bitirmiş olacak ki bir tabağa katıp bana verirken ona gülümsedim diğerleri de kendi tabaklarını alıp yemeye başlarken hepimiz durumumuzdan mutluyduk elimde ki ciğkofteden bir ısırık daha alıyordum ki içeri giren ali ile hepimizin bakışları onu buldu tabi onun çatık bakışları da bizi
"Ne oluyor?" Diye sordu yanıma gelirken
"Arkadaşlar beni ziyarete gelmişler ziyaret saatini mi geçtik " diye sordum nazik bir sesle
"Ziyaret saati bitti ama onu değil elindekini soruyorum " dedi gözleriyle elimi göstererek
"Arkadaşlar iyi olduğum için çiğ köfte yapmışlar "dedim benim cümlemle tek tek hepsine bakıp tekrar bana döndü
"Bu seferlik birşey demeyecegim ama beslenmene dikkat etmelisin " dedi ben gülümseyerek onu onaylasamda eray hoşnutsuz bir sesle
"Oldu birde senden izin alacaktı " dedi doktor ali'nin bakışları eray'a kayınca bende eray'a baktım.
"Izin almak değil danışmak diyelim biz ona " diye düzeltti onu ali eray oturduğu yerden kalkarak elinde ki tabağı kenara bırakarak ali'ye yanıt verdi
"On dokuz yaşında kız ne yiyip ne yemeyecegini gayet iyi bilir sana birşey demesine gerek yok" dedi sesi git gide sinirli çıkıyordu neden sinirleniyordu ki
"Doktoruyum ben ezgi'nin onun için iyi düşünürüm "dedi ali eray sanki o her cevap verişinde daha sinir oluyor gibiydi kaşlarımı çatarak eray'la bakmaya devam ettim.
"Eray " dedim uyarır gibi eray bana kısa bir bakış atarak tekrar ali'ye döndü.
"Doktoruysan doktoru gibi davran " dedi
"Eray yeter" dedim sesimi biraz yükselterek bu sefer keskin bakışları beni buldu
"Senin de hoşuna gidiyor değil mi bu herifin sana böyle davranması kızım gör artık gör bu herif sana başka gözle bakıyor gör" diye bağırdı bakışlarım ali'yi buldu ben onun gibi düşünmüyordum.
"Ben sen gibi düşünmüyorum eray adam işini yapıyor " dedim
"Ne işi ya ne işi bu piç resmen sana yürüyor " diye bağırdı
"Eray konuşmalarına dikkat et " diye bağırdım bende bu benim tanımış olduğum eray değildi.
"Yeter lan yeter bana bu adamı savunma ben onun gözüyle görebiliyorum ama sen göremiyorsun "diye bağırdı
"Eray çık dışarı" diye bağırdım onunla daha fazla bu saçma neden yüzünden tartışmak istemiyordum
"Sende aynısın sende aynı onun gibisin sende sadece dış güzellige önem veren o sıradan işe yaramaz şımarık kendini begenmiş bir kızsın sana değer vereni göremiyorsun sende diğer kızlar gibisin boş ve gereksizsin" diyerek odadan hızla çıktı beni ne kadar kırdığını fark etmeden ne olursa olsun ne yaparsan yap eray kaya seni affetmeyeceğim...
Hastanede günler geçmek bilmiyordu sevim ve saadet arada öğle araları yanıma geliyor iki sohbet ederek beni kendime getirmeye calışıyorlardı saadet murat'la evde olanları ve burda odadan çıktıklarında olanları bize anlatmada sevinsemde belli edemedim şuan resmen sevgililermiş sevim işe hala gökhan'ın ona çıkma teklifi etmediği için yakınıyordu ben ise sebepsiz yere eray'ı özlüyordum. Abim her akşam yanıma gelsede fazla durmasını istemiyordum sabah yeterince yorgun oluyordu birde hastaneye gelip kalırsa üzülürdüm abim eray'la olanları bilmiyordu bilmesinde zaten o günden sonra eray la karşılaşmamıştım abimde ne yaptığına dair hiç birşey söylemiyordu o söylemeyince sormuyordumda neredeyse bir hafta olmuştu hastanede olalı canım sıkılsada kitap okuyarak geçiriyordum zamanı ali bey izinde veriyordu serumu eline alarak koridorda gezintiye cikabiliyordum yada odada pencereye kadar gidiyordum bugünde gece olmuş ay ve yıldızlar gökyüzünü aydınlatıyordu. Ben ise yatakta yatıp tavana bakıyordum odamın kapısı açılınca bakışlarım içeri giren gökhan'a kaydı bu saatte ne işi vardı ki burada
"Ne işin var gökhan bu saatte burada ?" Diye sordum şaşkınca gökhan yatağa doğru gelip örtüyü üstümden cekerken yanıtsız bırakmadı beni
"Sana birşey göstereceğim " dedi beni dikkatlice yataktan kaldırıp pencereye doğru götürürken
"Ne göstereceksin ?" Diye sorsamda cevap vermeden pencereyi açtı o anda bir müzik sesi duyunca bakışlarım dışarıyi buldu şaşkınca eray ve yanında gitarla şarkı çalan murat'ı gördüm murat çağan şengül'ün kücügüm şarkısını çalıp söylerken eray konuşmaya başladı.
" sensizlik can acısıymış beni bu acıyla sınama
Sensizlik yanlızlıkmış beni yanlız bırakma
Sensizlik kalpsizlikmiş beni kalpsiz bırakma
beni sensiz bırakma kücüğüm
Kücügüm beni affetttt....
Küçüğüm ne olur affett..
Gözümden bir damla yaş akarken ona bakıyordum oda benim gibi ağlıyordu başımı aşağı yukarı sallayarak bağırdım duysun diye
"Affettim affettim eray " sesim titresede bağırdım bu bir hafta da anladım ki ben aşık oldum ben eray' a aşıktım.
Eray sesimi duymuş olacak ki gülümsedi onun gülümsemesi sanki bana bulaştı bende gülümsedim bir hafta önce ne yaparsa yapsın affetmeyeceğim derken suan affetmem ne değişikti değil mi ? Beni aşk mı böyle yapmıştı acaba aşk insanı degiştirir mıydı?
Eray benim gülümsememle kollarını açarak beni şok eden o cümleyi kurdu.
"Seni seviyorum ezgi seni seviyorum sana aşığım çok aşığım bu dengesiz herifle gelecegini paylaşır mısın benim herşeyim olur musun?"
Öylece kalakaldım ne demişti o benim herşeyim olur musun demişti bir taş daha döküldü yanağıma ve bağırdım
"Eveeeet senin herşeyin olurum eray seni seviyorum eray kaya"