Söylediğimi duymuştu yüzünde beliren gülümseme bana da bulaşmış göz yaşlarımın arasında ona gülümseyerek karşılık vermiştim sevinçle ilk yanında ki murat'a sarıldı daha sonra koşarak hastaneye girerken ben arkasından kıkırdayarak bakmaya devam ediyordum ne kadar baktım bilmiyorum ama bir anda geriye çekilince şaşkınlıkla beni geriye itip pencereyi kapatan gökhan'a baktım.
Pencereyi kapatıp bana baktığında şaşkın bakışlarımı görünce odada ki koltuğa ilerlerken konuşmaya başladı
"Sizin romantik anınız yüzünden dondum be oğlan içeri girmiş hala arkasından şapşal aşık gibi bakmaya devam ediyorsun kendi sağlığım için kapattım pencereyi zaten birazdan odaya damlar " diyerek koltuğa ellerini çapraz yaparak oturdu onun cümlesi biter bitmez açılan kapıyla benim bakışlarım kapıyı bulsada
"Ne demiştim dakikasında damladı" diyerek koltuğa daha rahat bir şekilde yayıldı gökhan gözleri eray ve benim üzerimde gidip geliyordu. Eray ona gözlerini devirsede gözleri benim üzerimdeydi. İkimizde ne yapacağımızı bilmeden sadece gözlerimizin içine bakarken gökhan oflayarak ayağa kalktı.
"Allah aşkına ne yapacağınızı da ben mi söyleyeyim size Ezgi kanka atlasana oğlanın boynuna " dedi yanıma gelerek ben ona öylece bakarken gökhan beni sırtımdan ittirince eray'ın göğsüne carptim ben ona şaşkınca bakarken eray kaşlarını çatarak
"Lan " diyip bir adım atmıştı ki kolunu tutarak bana bakmasını sağladım yoksa gokhan'ı ne yapardı bilemem eray'ın bakışları bana döndüğünde gökhan sessizce odadan çıkmıştı. Gözlerimin içine o kadar yoğun duygularla bakıyordu ki yanaklarımın kızardığına emindim ben ona öylece bakarken gülümseyerek beni daha çok kendine çekti ve kolları sımsıkı beni sardı onun bana sarılmasıyla bende kollarımı beline doladım yüzümde onun yüzünde ki gülümseme'nin aynısı vardı. Kaç dakika birbirimize sarılmış bir şekilde durduk tahmin edemiyordum ama eray kollarını benden cekince bende çekerek ona baktım hala gülümsüyordu.
"Neden öyle bakıyorsun?" Diye sordum bana aşkla hayranlıkla büyülenmiş gibi bakan gözlerinin icine bakarak
"Nasıl bakıyorum?" diye soruyla yanıtladı beni gözleri'nin içi parlarken
"Aşkla hayranlıkla ve büyülenmiş bir sekilde " diye cevap verdiğimde gülümsemesi daha çok yüzüne yayıldı
"Demek ki içimdeki duyguları dışarıya yansıtıyorum" diyerek tekrar beni kendine çektiğinde derin bir nefesi içime çektim aldığım nefesle kokusu burnuma doldu tarcın ve cikolata karışımı bir kokusu vardı ve ben bu kokuya bayılmıştım parfüm ismini öğrenip kendime bir tane almayı aklıma not ettim.
Ne kadar sessiz ve sarılmış bir şekilde kaldık bilmiyordum eray benden uzaklaşıp beni yatağa yatırdığında ayakta durmaktan ayaklarımın ne kadar ağrıdığını anlamıştım beni yatağa yatırdıktan sonra kendisi de koltuga oturmuştu
"Böyle çok uzak olmadık mı?" Dediğimde oda aynı şeyi düşünmüş olacak ki
" olduk" diyerek ayağa kalkıp yatağın yanında ki sandalyeye oturdu onun oturmasıyla eline uzanarak tuttum benim temasımla ilk tuttuğum eline baktı daha sonra gülümseyerek ellerimizi kenetledi.
"NE zaman anladın ?" Diyerek yeni bir sordu sordum boşta kalan elini yanağıma uzatarak okşamaya başlarken
"Neyi?" Diye tekrar bir soruyla daha cevap verdi bana ben ilk dediğimi anlamadı sanıp cevap veriyordum ki yüzünde ki sırıtmayı görünce kaşlarımı çatarak ona baktım
"Ne demek istediğimi gayet iyi anladın bence" diye yanıtladım benim bu halimle ilk bir kahkaha atsada kahkahasını kesip yanağımı yavaşça okşarken
"Seni ilk gördüğüm zaman sana karşı bir şeyler hissetmeye başlamıştım ama zaman' a bırakmıştım belki de kendime itiraf edememiştim bilmiyorum ama şu ayrı kaldığımız sürede çok iyi anladim" diyerek sustu ben ona merakla baksamda konuşacağı yok gibiydi
"Neyi iyi anladın ?" Diye sordum daha fazla dayanamadan sanki bu soruyu benden beklemiş gibi konuşmasına kaldığı yerden devam etmeye başladı eray
"Sana aşık olduğumu" dedi ben ona öylece bakmaya devam ederken o tekrar konuşmaya başladı.
"Ben asker'im ezgim benim için aşk denilince önce vatan gelirdi benim aşkım vatan aşkıydı bir çift yeşil göze kadar sen benim vatanımdan sonra tek aşkımsın yeşil gözlü küçüğüm"
Ah be eray öyle ölmem füze at bu laflara düşmem normal miydi? O benden bir cevap bekliyordu ama ben cümlenin etkisinden cıkamıyordum ki bu söze ne cevap verilirdi ki ne cevap verirsem vereyim bu lafın üstünde olmayacağını da gayet iyi biliyordum o benden bir söz bir cümle beklesede hiç bir şey demeden sadece sarıldım sarılmaylada ne hissettiğimizi anlatabilirdik değil mi?
Geri kalan zamanda eray yanımda biraz daha oturmuş daha sonra ise gitmişti bende yatağa biraz daha uzanıp bu yaşadıklarımı düşünerek kendimi uykunun kollarına bırakmıştım yarın hastaneden çıkıyordum bir süre daha evde kalıp görevime geri dönecektim abimgil karşı çıkacaklarını biliyordum ama görev her şeyden önce gelirdi bunu buraya geldiğim ilk gün abim bana söylemişti ne demişti.
"Askeriz prenses biz yaralıyız deyip oturamayız biz bizim için önce vatan "
Evet bizim için önce vatandı bunu görevlere çıktığımda daha iyi anlamıştım ne ara uykuya daldım bilmiyorum ama gelen seslerle gözleri mi yavaşça açarak sesin kaynağına baktım abim ve eray odada ki koltuğa oturmuş sessizce sohbet ediyorlardı.
"Bugün çıkacak değil mi?" Dedi eray abim onu başıyla onayladı
"Evet annem evde o gelecek diye hazırlık yapıyor bir süre evde olacak ya iyi bakmak istiyor kızına" dedi abimin bu lafına ikisi de güldü
"Ezgi evde kalmayacaktır kendini askeriye ye atarsa şaşırma " dedi ne denirdi ki bu söze beni çözmüştü eray
"Biliyorum ama en azından bir gün evde dursa yine iyi " dedi benim uyandığımı ikisi de fark etmemişti
"Durur durur bugün ki görevden haberin var mı?" Dedi eray abim onu başıyla onaylasa da sessiz kaldı ne göreviydi bu bana niye hiç bahsetmemişlerdi?
"Sence o çocukları bulabilecek miyiz?" Diye sordu abim sesinde bir umutsuzluk bir korku vardı hangi çocuklardan bahsediyordu ki
"Bulacağız ateş bulacagız" dedi eray allah için biri bana da açıklayabilirmiydi neler olduğunu
"Hangi çocukları?" Diye sordum benim sorumla ikiside bana bakmıştı abim ayağa kalkarak hemen yanıma geldi
"Günaydın abim birazdan kantinden sana birşeyler getirir sen yerken bende çıkış işlemlerini hallederim " dedi ben oturma pozisyonuna gelerek abime gülümsedim konuyu unutturmaya çalışıyordu ama ben unutmazdım
"Günaydın abi şuan karnım aç değil (külliyen yalan açlıktan ölüyorum ama bunu bilmesi gerekmiyor suan) şu çocuklarla ilgili olayı öğrenince çıkış işlemlerini halleder cıkarız" dedim benim cümlemle eray kıkırdasada abim derin bir nefes ve terk koltuğa geri oturdu ikiside beni gayet iyi tanıyorlardı bu konuyu oğrenmeden durmazdım. Ikisine de hadi anlatın der gibi bakınca abim eray'a baktı eray abimin kendisine baktığını görünce derin bir nefes vererek konuşmaya başladı.
"Diyarbakır da sekiz çocuk kayıp hepsi on dört on sekiz yaş arası beşi erkek üçü kız hepsi birer hafta arayla dörtlü şekilde kaybolmuşlar" diyerek sustu onun cümlesini ben tamamladım
"Sizde bu çocukların terörist olmaları için kacırıldıklarını düşünüyorsunuz?" Dedim eray başını yerden kaldırarak bana baktı
"Erkekleri o amaçla kaçırdıklarını eminiz" diye yanıtladı beni erkekleri o amaçla kacırdıysalar kızları?
"Kızları ?" Diye sordum eray hiçbir şey demeden bana bakınca aklıma gelenlerle başımı salladım düşündüğüm değildi demi o yüzden kaçırmış olamazlardı eray başını aşağı yukarı sallayınca öylece kalakaldım o çocukları hemen bulmalıydik acele bir şekilde ayağa kalkıp odada bulunan dolabı açıp icinden bavulumu alırken bir taraftan da abim ve eray' a cevap veriyordum
"Peki nerede olduklarını buldunuz mu?" Diye sordum bavulun içinden siyah bir kazak ve bir kot pantalon çıkartırken benim soruma abim derin bir nefes vererek yanıtladı
"Bir yer var bulduğumuz orada olabilirler "dedi onu cevapsız bir akıp
acele ile banyo'ya doğru gidiyordum ki kolumun tutulmasıyla kolumu tutan elin sahibine baktım
"Ezgi bir sakin ol biz bir operasyon düzenleyip oraya gideceğiz " dedi eray kolumu ondan yavaş bir şekilde çekilip
"Sakin olmaya çalışıyorum eray o operasyonda bende olacağım o çocukları bulacağım " dedi
"Biz buluruz sen evde duracaksın ezgi " dedi abim bakışlarımı eraydan çekip abime çevirdim
"Ne derseniz deyin bende geleceğim " diyerek banyoya girdim biliyordum ki ben gideceğim dersem giderdim banyodan çıktığımda odada sadece eray vardı
"Abim nerede ?" Diye sordum yatak düzeltilmişti bavulum ise eray'ın elindeydi.
"Çıkış işlemlerini halletmeye gitti "deyince onu başımla onaylayıp yatağa oturdum aklım hala cocuklardaydi
"Gelmekte kararlı mısın?" Diye sordu eray aklım çocuklar da olduğu için ne dediğini anlamamıştım
"Ne " diye cevap verince derin bir nefes verip yanıma oturdu.
"Bizimle gelmekte kararlımısın?" Dedi hala soruyor muydu bu soruyu geleceğimi belli edememişmiydim.
"Kararlıyım eğer gelmezsem aklım sizde ve çocuklar da kalacak " dedim
Başını tamam anlamında sallayınca gülümsedim benim gülümsediğimi görünce oda gülümsedi aklına birşey gelmiş olacak ki gülümsemesini bozarak konuşmaya başladı
"Birlikteliğimizi abine ne zaman söyleyelim?" Dedi onun bu sorusuyla kalbim hızlansada sakin kalarak yanıtladım onu
"Abim göründüğünden daha çok düşkündür eray bana öğrendiği zaman bana karşı bir sey yapmayacak olsada seni dövme ihtimali yüksek o yüzden şimdilik bir Şey söylemeyelim "dedim benden bu cümleyi beklemiyor olacak ki yüzü düştü ama kararıma saygı duyacağını biliyordum derin bir nefes vererek beni yanıtmayacak cümleleri söyledi.
"Onun bu kıskanclığını anlıyorum benimde kız kardeşim var ama beni dövme ihtimali bile yok güzelim bu korkuyu aklından çıkar yinede kararına saygım var o yüzden sen istediğin zaman çıkar karşısına söyleriz " dedi gülümserken peki benim bu cümlede tek takıldığım nokta güzelim lafı olabilir mi?
"Güzelim mi güzelin miyim gerçekten?" Allah için ezgi bu cümleyi mi kurdun dedim içimden kendime benim bu sorumla şen kahkahası odayı sardı o da bu soruyu sormamış beklemediği için bu soru karşısında gülmüştü.
"Gerçekten güzelimsin" dedi ve beni kendine cekerek sarıldı şimdi gülümseyen bendim kapı anında açılınca korkuyla geri çekildim eraydan gelen abim olabilirdi bakışlarım kapıyı bulunca gelenlerin gökhan ve Sevim olduğunu gördüm Sevim bize şaşkınlıkla bakıyorsa gökhan yüzünde sizi yakaladım gülümsemesiyle bakıyordu.
"Oğlum insan bir kapıyı tıklar dan diye girilir mi?" Dedi eray sesinde ki sinirle
"Ne bileyim sizin koala gibi birbirinize sarılmış olduğunuzu " diye tam yerinde bir cevap verince ben uyanırken eray sabır çekiyordu.
"Hem burası bir hastane giren kişi doktor da olabilirdi kendinizi ona göre hareket edebilirsiniz" diye bize söylenen sevimle daha çok utansamda sesimi çıkarmadım
"Ee gelme sebebiniz neydi?" Diye sordu eray oturduğu yerden kalkarak eray'ın sorusuyla gökhan hemen ciddi tavrını takınıp konuşmaya başladı.
"Görev'e çıkmamıza az bir zaman kaldı burda olacağını bildiğim için gelip haber edeyim hemde birilerini göreyim diye geldim" deyince utanma sırası benden sevim'e geçmişti eray birşey demek için ağzını açmıştı ki kapı tekrar açılıp içeri abim girdi.
"Çıkış işlemleri halledildi hadi gidelim " dedi hepimiz onu onaylanıp odadan çıkmıştık ki abimin sesiyle bakışlarım tekrar abimi buldu
"Gelmesen mi?" Diye sordu
"Geleceğim abi ne derseniz deyin geleceğim inadımı çok iyi biliyorsun" dedim beni sadece başıyla onaylayinca sessizce hastaneden çıktık Sevim bize hoşçakalın diyo hastaneye geri dönmüştü bugün saadet ve sevim'in nöbet günüydü.
Abim ve ben bizim arabaya eray ve gökhan ise kendi arabalarına binerek askeriye'ye geçtik abim iki üniformamında evde olduğunu söyleyince mecburen eve geçmek zorunda kaldım şimdi iki saat annemi ikna etmekle uğraşacaktım.
"Kuzum daha tam iyi değilsin ne görev'i bu kalp evde abingil gider aklımı sende mi bırakacan annem" dedi annem yarım saattir beni gitmemem için ikna etmeye çalışıyordu ama ikna olmuyordum üniformamı giymiş aynaya bakarak saçımı topluyordum.
"Bak hiç beni duyuyor mu? Kızım kime diyorum ben ezgi?" Diye annemin konuşmasıyla daha fazla dayanamamış yönümü anneme dönerek gülümsemiştim.
"Annem" dedim nazikçe
"Kuzum gitme goreve aklım abinde zaten birde sen bu halde gitme " dedi sesi titrekti ve heran ağlayacak gibi dolu gözleriyle
"Annem benim gorev'im bu orada ki çocuklar da bir anne kuzuları onları da düşün abimgilin olmadığı yerde ben yetisirim imdatlarına " dedim annem bu sözumle istemesede başını aşağı yukarı alamayınca kollarımı ona sarıp sımsıkı sarıldım
"Dualarım hep sizinle olacak kendinize dikkat edin " dedi annem göz yaşlarıyla ona burukca tebessüm edip odadan çıktım aşağıya indiğimde abimde hazır bir şekilde beni bekliyordu.
"Hazırım " dedim beni başıyla onaylayıp botlarını giyince bende aynı şekilde botlarımı giyip tekrar anneme baktım yanına eneste gelmişti onunda gözleri yaşlıydı ah benim aglak kardeşim
"İlk önce allah'a sonra birbirinize emanetsiniz " dedi onu başımızla onaylayıp elini ve enes'i öperek evden çıktık anka'nın yanına gidince bir eray'ın olmadığını gördüm ekip beni görünce şasirsada abimin cümlesiyle soru sormadılar
"Inat etti geleceğim diye inadı batsın " dedi hepsine tek tek bakınca hepsinin hazır olduğunu gördüm
"Eray nerede ?" Diye sordum abim kaşlarını çatıp öksürünce abime kısa bir bakış atıp
"Yani eray komutan'ım nerede?" Diye düzelterek tekrar sordum benim bu halime hepsi kıkırdasada gökhan seni gidi düzenbaz diyen gözleriyle bana bakıp
"Arkanda geliyor " dedi sesinde bile ima vardı onun dediği gibi arkama bakınca üstünde ki üniforma ile yakışıklı sevgilim bize doğru geliyordu aklıma gelen şeyle kıkırdayıp bize yaklaşmasını bekledim yanıma gelince ilk bana baksada bakışlarını ekibe çevirdi.
"Çocuklara zarar gelmeyecek o şerefsizlerinde elebaşları hariç hepsini indireceksiniz " dedi onun cümlesi bitince hep beraber başımızı salladık ama bu onu tatmin etmemiş olacak ki gür sesiyle
"Anlaşıldı mı şafak timi " diye bağırdı
"Anlaşıldı komutan'ım " diye bağırdık ekipce bize gülümseyerek anka'yi gösterince hepimiz tek tek anka'ya bindik geriye ben ve o kalınca kulağıma eğilerek
"Ah benim inatçı küçüğüm" dedi ve anka'ya bindi bir şey demeden bende binince anka havalanınca aklıma geleni uyguladım
İşte geliyor özel harekat
İşte geliyor özel harekat
Hilal bıyıklı bozkurtlar, bizim çocuklar
Hilal bıyıklı bozkurtlar, bizim çocuklar
Benim şarkıyı soylememle hepsi kahkaha atarak bana baktılar ben şarkıya devam edecektim ki gökhan benden önce davranarak söylemeye başladı.
Hainler korku salan
Cephelerde kelle alan
Vatan için Şehit olan
Özel Harekat
Hepimiz yine kahkaha atınca sıra yusuftaymış gibi o devam etti söylemeye
Hainlere korku salan
Cephelerde kelle alan
Vatan için şehit olan
Özel Harekat
Hepimiz hemen moda girmistik sözlere abim devam etti.
Güneydoğu'da oyunlar bozar
Güneydoğu'da oyunlar bozar
Şehir şehir, sokak sokak destanlar yazar
Şehir şehir, sokak sokak destanlar yazar
Eray hiç fakit kaybetmeden katıldı bize
Kahpe pusuları aşıp
Aslanlar gibi savaşıp
Dillerinde tekbirlerle
Özel Harekat
Murat,haluk,ömer,levent başka sözleri kalmayınca aynı anda söylemeye başladılar
Kahpe pusuları aşıp
Aslanlar gibi savaşıp
Dillerinde tekbirlerle
Özel Harekat
Onların koro halinde söylemesi hepimizi yine kahkahaya bogmustu şarkı bitince hemen alkışlamaya başladım benim alkışlamamla onlarda alkişlayinca yine güldük ben gülümsemeyle derin bir nefes alırken levent'in sözleriyle ona baktım
"Aramıza iyiki katıldın ezgi sen aramıza katılınca daha bir neşeli olduk " dedi gülümsedim iyiki katılmıştım aralarına
"Hepimize iyi geldin " dedi ömer utanmıştim
"İyiki geldin" dedi haluk yine bir şey diyemedim eray kısık bir sesle
"İyi ki güzelim iyi ki " dedi duymadım sanıyordu büyük ihtimal ama yanında oturduğum için duymuştum abim' e baktığımda o duymamıştı çünkü karşımızda oturuyordu...
Alan' a indiğimizde derin bir nefes aldım o çocuklara inşallah bir şey olmamış olmasını diledim.
"Dağılalım çocukların kaçırıldığı yer biraz ilerimizde hepimiz farklı yerlerden gidip etrafı kuşatacagiz ve çocukların başına bir şey gelmeden kurtaracağız " dedi eray hepimiz ona bakarken konuşmaya kaldığı yerden devam etti.
"Gökhan haluk siz sağ taraftan gidin ateş ömer siz sol taraftan yusuf levent söz düz ilerleyeceksiniz hepiniz adamların dikkatini dagitacaksıniz murat ben ve ezgi de o arada çocukları bulacağız "dedi hepimiz başımızı sallayarak dağıldık abim yanında olmamı istiyordu bunu bana bakan endişeli gözlerinden anlamıştım ama yapacak bir şey yoktu ona gülümseyerek eray ve murat'a katıldım
"Sizce çocukları bulurmuyuz?" Diye sordum murat inşallah derken eray kararlı sesiyle
"Bulacağız " dedi sadece başımı salladım gerisinde hiçbirimiz konuşmadık eray'ın dediği yere yani şerefsizlerin inine geldiğimizde buranın küçük bir köy olduğunu fark ettim dört yada beş ev vardı arkadan kontrol ettiğimiz de hepsinde şerefsizler vardı eray telsizi eline alıp diğerleri ne seslendi
"Çocuklar kuzey yönunde kalan son evde olmalı yanlarında bir kaç şerefsiz vardır üç dediğimde ateş edeceksiniz silah sesiyle hepsi çatışma ya girecektir çocukların yanlarında ki şerefsizler bizde allah yardımcımız olsun" dedi hepimiz aynı anda amin değince eray etrafa bakarak
"Üç " dedi onun sözüyle bir kaç silah sesi geldi bizimkinlerdendi ateş sesiyle içerde olan şerefsizler çıkıp kendilerini güvenli buldukları yere geçerek bizimkilere ateş etmeye başladı ateş sesleriyle eray murat ve bana bakarak
"Murat sen ve ben içerde ki adamları halledeceğiz ezgi sende çocukları güvenli bir alan' a götür" dedi onu başımızla onaylayınca hep beraber çocukların kaldığı evin arkasını dolandık iki pencere vardı eray birinden murat birinden baktılar
"Sağ üçlü bende " dedi eray kısık bir sesle
"Sol üçlü de bende " dedi murat ve o anda ikisi de ateş etti çocuklar silah sesleri ve önlerinde yatan altı cesetle korkmuş olacaklar ki çığlık attılar eray bana bana dönüp
"Gir içeri ezgi biz öbürlerine yardıma gidiyoruz güvenli bir yer bul ve sakın çocukların yanından ayrılma " dedi onu başımla onaylayıp pencereden içeri anlayınca eray ve murat diğerlerinin yanına giderken bende korkuyla çığlık atan çocuklara baktım aman allahım bu ne böyle!!!
Ağlama ezgi sakın ağlama erkeklerin yüzleri gözleri morluk ve şiş kızların saçları dağınık üstleri yırtık allahım düşündüğüm olmamış olsun ne olur
Beni görünce birbirlerine sarılıp hickirarak ağlayan onların önüne siper olmuş erkeklere bakarak göz yaşlarımı tutamadım onlara doğru bir adım atarak
"Ben dostum ben askerim size asla zarar vermem sizi kurtarmaya geldim hemen gitmemiz gerekiyor " dedim hala kulağıma gelen silah sesleriyle kızlar sozlerimle sakinleşip bana baksa da erkekler hala tepkiliydi.
"Sana nasıl güveneceğiz ?" Dedi erkeklerden kumral saçlı mavi gözlü olanı
"Güvenmek zorundasınız hadi " dedim pencereye doğru giderek dedigim onları tatmin etmese de başka şansları yoktu ilk önce kızlar daha sonra ise erkekler geçince bende pencereden atlayarak çocukları güvene alacağım bir yere gitmek için adımlar attım etrafa bakarak ilerliyordum ki önüme çıkan iri yarı iki kişiyle öylece kalakaldım
"Nereye asker " dedi iki kişiden daha irisi
" Sanane şerefsiz " dedim sinirle bu çocuklara eğer düşündüğüm şey olduysa ikisini de elimden kimse alamazdı
"Sıkalım kafasına esat" dedi diğeri tabi canım kolaydı silahımı çekip ikisine de tutunca arkadan gelen gokhan'ı gördüm valla tam zamanında gelmişti birini vursam diğeri ben vurmadan beni vururdu.
"Asker biz iki kişiyiz birimizi bile vurmadan alnından kurşunu yersin " dedi adının esat olduğunu öğrendiğim şerefsiz tam o anda gökhan bi anda onu kendine dönderip digerine de tekme atarken yanıtladı
"Bende varım şerefsiz ikiye iki " dedi ve yüzü ne kafa attı. Ben tekme attığı adamın yere düşen silahını alıp yerdeki pisligi kaldırıp o malum yerine tekmeyi atıp kafasına sıkarken gökhan diğer şerefsizi yerden kaldırıp yumruğu yüzüne geçirdi çocuklar korku ve merakla bu olay'a baksa da gökhan daha fazla uzatmadan şerefsizin kolunu kırıp çığlık attırdı
"Bu çocuklara ne yaptınız şerefsiz " diye bağırdı yerde kıvranan serefsize bir tekme daha atarken
"Ooo " dedi şerefsiz açısına rağmen gülerken bir hickirik sesi gelince hickirigin geldiği sesin sahibine baktım bir elli boylarında siyah saçlı ela gözlü bir kız tireye titreye ağlıyordu ben hemen kızın yanına giderek kollarima cekecektim ki dokunmamla daha çok çığlık atarak ağlamaya başladı.
"Do...dokanma bana"
Kızın cümlesiyle gökhan daha çok sinirle bağırıp yerde ki şerefsizi daha çok tekmelemeye başladı
"Allah sizin belanızi versin şerefsiz it bu çocuklar sizin yüzünüzden bu yaşadıklarını bir daha unutamayacak rahat bir uyku cekemeyecekler " diyerek kafasına sıktı kız titreyerek ağlamaya devam ederken diğer kızlarda agliyorlardi bende yetişememiştik onları kurtarsakta başlarına gelenleri silemezdik
"Ezgi sen çocukları güvenli bir yere götür çabuk " diyen gokhanla kendime gelip başımı salladim çocuklar bize güvenmiş olacaklar ki ben demeden beni takip etmeye başladılar onları anka'nın oraya getirip tek tek bindirdim kızlar sessizce aglasalarda erkekler sessizdi o anda telsizden gelen cümle ile öylece kalakaldım
" komutan'ım murat vuruldu komutan'ım murat vuruldu"
Gözümden dinmeyen yaşlar tekrar akmaya başladı murat vurulmuştu
"Durumu nasıl levent " diye sordu eray allahım ne olur iyi olsun
"Komutan'ım tam göğsünden vuruldu bilinci kapalı allah kahretsin bilinci kapalı " dedi levent
Gozlerimde ki yaşlar daha çoğaldı allahım ne olur ölmesin murat ölme kardeşim sen ölürsen saadet ne yapar...
Saadet'ten
Bugün acil daha bir kalabalıktı gündüz olduğu gibi gece dee çok hasta oluyordu bugün Sevim ile nöbetimiz vardı ikimizde daha bölüm sevmediğimiz için her hasta ile ilgileniyor uzman doktorlar in desteği ile her şeyi hallediyorduk ben acil de bronşit olan bir hasta ile ilgilgilenirken Sevimde hemen karşımda yaşlı bir hasta ile ilgileniyordu
"Kızlar" diye seslenen doktor ali beyle bakışlarımiz onu buldu bu ali bey ezgiyle ilgilenen doktor ali beydi ezgiden etkilendiğini hemen anlamıştım ama ezgi erayla beraberdi bunu ali bey' e de söylemiştik ama anlamıyordu düşüncelerimden çıkıp ona baktığımda Sevimde aynı şekilde ona bakıyordu
"Sevim sen acil ameliyathaneyi hazırla saadet sende benimle acil kapısına gel bir asker vurulmuş bizim hastaneye geliyor durumu kötüymüş ambulans doktoru dedi hemen karşılayıp ameliyata almalıyız " dedi sevimle ikimiz onu başımızla onaylayınca hemen harekete geçtik sevim'in yüzünde de aynı benim yüzümde ki endişeden vardı allahım ne olur bu asker muratgilden bir olmasın doktor ali beyle acil'in kapısına gelmiştik ki ambulans gelince koşarak yanına gittik kapı açılıp iki görevli hastayı indirirken doktor bize bilgi veriyordu
"Hasta göğsünden vurulmuş nabzı çok az heran kalbi durabilir " dedi ve o anda hastayı gördüm bu bu bu murattı aman allahım bu muratti.
"Muraaaaat" diye ağzımdan bir çığlık kaçınca ağlamaya başladım
"Muraaat ne olur ölme muraat" hem ağlıyor hem acıyla bagiriyordum
"Saadet kendine gel işine odaklan saadet " dedi ali bey ama karşımda sevgilim yatarken sakin olamıyordum ki
"Murat ne olur kendine gel beni sakın bırakma murat " dedim onu ameliyathaneye götürürken ameliyathaneye girince ali bey bana bakarak
"Sen girme Hasta yakının herhalde kendinde olamazsın " dedi ama ona bakarak
"Girmek istiyorum" dedim itiraz edecekti ki bağırarak susturdum
"Orada yatan benim sevgilim onun için elimden geleni yapacağım " dedim ve içeri girerek hazırlanmaya başladım hiç bir güç beni durduramazdi hazırlanıp ali beyle ameliyat'a girmiştik sevgilim karşımda cansız bir şekilde yatarken ne kadar soğuk kalabilirdim ki
" neşter" dedi ali bey yanındaki asistanına bana bir şey yaptırmiyordu bu halde odaklanamayacagimi düşünüyor olmalıydı ama odaklanacagima emindim
"Bende bir şeyler yapacağım " dedim
"Kurşunu çıkarmamız gerekiyor ama çok tehlikeli bir yerde dikkat etmezsek ölüm oranı yüksek " dedi ali bey
"Ben çıkartırım " dedim ve hemen sağ tarafa geçtim
"Olmaz saadet bu psikoloji ile ameliyatta yer alamazsın geç kenara ben hallederim çok riskli bir yerde diyorum tek hatan onu öldürebilir " dedi ama onu dinlemedim derin bir nefes alarak aleti elime aldım ve bütün dikkatimle isime odaklanarak kurşunu çıkarttım kurşun hiçbir organa zarar vermeden cikarttigimda hepimiz derin bir nefesi dışarı vermiştik ali hoca elini omuzuma koyarak
"Iyiydin ama tehlike daha geçmedi yarayı kapattıktan sonraki 7 saat önemli uyanmazsa yapacağımız bir şey yok " dedi gözlerim doldu sadece başımı sakladım ali bey yarayı kapatmak için murat'ın başına geçtiğinde planlar oldu murat'ın bir an kan gelince ali hocayla bakıştık
"Allah kahretmesin iç kanama başladı hemen durdurmamiz gerekiyor yola kalbi duracak" dedi ve o anda hiç unutamayacağım o görüntü ve ses duyuldu
Dııııııııııııııııııt
Makineden gelen kalp atışı şimdi kendini düz bir çizgiye ve dıt sesine bırakmıştı
"Elektroşok'u hazırlayın çabuk " dedi ali hoca onun sesiyle kendime gelip hemen murat'ın öbür ucuna geçip ağlamaya başladım
"Murat ne olur ölme murat "
"250 ye ayarlayın hadi murat hadi " dedi ali hoca ve şoku uyguladı bedeni yukarı çıkıp aşağı insede a
Hala o uğursuz sesi duyuyordum hickiriklarim daha çok artarken
"Murat gitme ne olur benden gitme " dedim gözlerim yaşlardan bugulanirken
"300 hadi " dedi ve bir kez daha ama yine o uğursuz ses duyuluyordu
"Doktor bey hastayı kaybettik " dedi asistanı duygu ama başımı sallayarak
"Hayır ona bir şey olmadı o hayatta beni bırakmaz " dedim daha çok ağlarken ali bey bana baktıktan sonra asistanına dönerek
"Son kez 300 " dedi ve bir kez daha şok uyguladı ama yine o dıt sesi vardı
"Saadet üzgünüm " dedi ali bey sesindeki o üzgün tonla başımı iki yana sallayarak
"Hayır o ölmedi o beni bırakmadı murat kalk " dedim murat'ın omzundan tutup sarsarken ali bey ve asistanı beni tutup murat tan uzaklaştırmaya çalışıyor gerisi ise benim bu halime uzgunce bakıyordu Sevim duvar'in kenarına geçmiş hıckırarak ağlıyordu oda varmış ameliyatta ama onu fark edememiştim.
"Size o beni bırakmaz diyorum murat kalk bırakmadım de inanmıyorlar bana kalk lütfen kalk " dedim ama o hala öylece yatıyordu
"Kalk lan kalk bırakmadım de yine beni kose de kıstır öp ama kalk " diyerek sol tarafına yumruk attım sonrası ise derin bir karanlıktı
En son duyduğum kendi sesimdi.
"Ölme murat"