13.bölüm

2125 Kelimeler
levent in söylediği ile onların yanına gitmek istesem de çocukları burada bırakamayacağım için zorda olsa onların gelmesini bekledim ne kadar aklım muratta olsa da görevim gereği siviller daha önemliydi. bakışlarım çocukları bulduğunda kızlar susup korkuyla etraflarına bakıyorlar erkekler ise kızlardan bir adım önde durarak onları korumaya çalışıyorlardı dikkatli baktığımda erkeklerinde yüzlerinde morluklar vardı o kargaşada fark edememiştim daha önce aralarında konuşan çocuğa kısa bir bakış atıp etrafa bakmaya devam ederken konuşmaya başladım "Sizi neden dövdüler" diye sordum çocuk kendisine dediğimi anlamış olacak ki ilk derin bir nefes almış sonra kızlara kısaca bakıp gözlerini kaçırarak yere bakmıştı. O anda anlamıştım nedenini gözlerim dolarken bende aynı çocuk gibi derin bir nefes vererek kendime geldim kızları kurtarmak isterlerken şerefsizler onları devre dışı bırakmak için dövmüş olmalılardı kızlardan neden gözlerini kaçırdığı da ortadaydı kurtaramamıştı kurtarmak istemişti ama olmamıştı diğer erkeklerde aynı onun gibiydi hiçbiri kızlara bakmıyordu. Bakışlarımı tekrar ona çevirdiğimde oda bana bakmıştı gözlerinin içine baktım dolu gözlerimle ona sen elinden geleni yaptın Kurtaramasan da çalıştın diyordum gözlerimle anladı mı bilmiyorum ama burukta olsa gülümsedi onları bu hale getirenler cezalarını çekecekti ne kadar daha etrafı kontrol ettim bilmiyorum sağ tarafımda hareket hissedince silahımı o tarafa doğru tutarak gelenin biraz daha yaklaşmasını bekledim gelen sesler biraz daha yaklaşmıştı ki çocukların hareketlenmesiyle hemen onlara dönüp parmağımı dudağımın üzerine koyarak susmalarını sağladım benim işaretimle hepsi susunca dikkatimi tekrardan sağ tarafa vererek nişan aldım ateş etmek için hazırlanıyordum ki gelenler bizim timdi önde Eray ve Abim kollarında bir şerefsiz arkalarında gökhan ve yusuf biri kollarından diğeri bacaklarından tutarak getirdikleri murat arkalarında levent,haluk ve ömer vardı silahımı indirerek çocuklara baktım onlarda timi görmüş olacaklar ki rahat bir nefes alıp rahatlamışlardi. Gözüm yine bizimkilere dönünce gözlerim ilk murat'ı buldu gözlerimde ki yaşlar tekrar akarken eray'ın sesiyle ona baktım "Yavaşta olsa nefes alıyor iyi olacak kardeşim " dedi onu başımla onaylayip ellerinde ki şerefsize baktığımda abim onu daha sıkı tutarak "Murat'ı vuran şerefsiz " dedi eray ile göz göze geldik ne demek istediğimi anlamış olacak ki "Sonra gü...ezgi" dedi güzelim diyecekti ama abimin olduğunu fark etmiş ve lafı duzeltmişti. Abimden saklamak istemiyordum ama biraz daha bekleyebilirdi hep beraber ankaya bindigimizde hepimizin tek düşündüğü murattı... Ne kadar süre geçti bilmiyorum kurtardığımız çocukları ailelerine teslim etmeleri için diyarbakır karargahına bırakmış kızların başına gelenleri ailelerine anlatmalarını söylemiştik ve hemen ardından murat için geri dönmüş ve hemen hastaneye gelmiştik kaç saattir burada ameliyathane'nin önünde bekliyorduk bilmiyordum hepimiz bir köşeye geçmiş gözlerimizde ki yaşlarla birinin çıkıp bize bilgi vermesini bekliyorduk ambulanstan murat'ı indirirken saadet'in o halini hiçbirimiz unutamayacaktık ne kadar çok seviyormuş murat'ı gözlerim yaşlı bizim ekibe baktım hepsi düşünceler içinde öylece ameliyathanenin kapısına bakıyordu eray sakin kalmaya calışsada ayaklarını titretmesine bakılınca pek sakin kalamıyor gibiydi abim hemen yanımda sessizce oturup gözleri boşluğa bakarken gökhanda ben gibi ağlıyordu içimizde en duygusalımiz o ve bendim bence haluk ve levent çay ve yiyecek birşeyler almak için kantine gitselerde dolu olan gözlerini saklayamıyorlardı yusuf ve ömer ise sabırsızca bir sağa bir sola gidiyorlardı ne kadar daha bekleyecektik bilmiyordum bu kapı açılınca ya kötü haber alacaktık yada sevindirecek bir haber tek temennim ikinci seçeneğin olmasıydı düşüncelerimi ameliyathanenin kapısının açılması kesti içerden çıkan sevimle hepimiz ona doğru ilerleyince gözlerinin kıpkırmızı ve yaşlı olduğunu fark ettim diğerleri de fark etmiş olacaklardı ki öylece kalakaldılar kimse tek kelime edemiyordu o anda saadet'in acılı sesi duyuldu "Kalk murat kalk yalvarırım gitme murat gitme" Onun acı dolu sesiyle dengemi saglayamadım yere düşecektim ki eray'ın beni tutmasiyla ona yaslandım gözlerinde ki yaşlarla yenileri eklenirken ona baktım gözünden tek bir yaş düştü sevdiğim adamın silemedim ağlama diyemedim çünkü bende ağlarken diyemezdim hepimiz acıyla ağlayarak aglamamaya çalışarak öylece dururken bir ses daha duyuldu ameliyathanenin içinden bu doktor ali bey'in sesiydi. " Bu bir mucize Hasta hayata döndü ameliyat'a devam ediyoruz hadi herkes yerine " Sevim tekrar içeri girerken hepimiz tek kelime etmeden bir süre bir birimize baktık ilk kahkaha gökhandan geldi onun kahkahasi ile hepimiz kendimize gelerek gülerek birbirimize sarıldık "Geri geldi kardeşim bize geri geldi " dedi gökhan sevinçle yusuf aynı murat gibi gökhan'ın kafasına vurarak "Tabi gelecek oğlum o murat başkan bir kere onda pes etmek yok" dedi gökhan onun bu sözüyle başını aşağı yukarı sallayarak "Murat başkan oley murat başkan oley murat başkan oleeey" diye bağırıp yerinde zıplamaya başladı eray ilk etrafına bakıp daha sonra ona dönerek kaşları çatıp bir şey diyecekti ki kolundan çıkıp bende gökhan'ın yanına giderek kolumu omzuna atıp onun gibi zıplayarak bağırmaya başladım. "Murat başkan oley murat başkan oley murat başkan oleeey" Diğerleri de ilk başta bunlar değişik gibi bakıp bize katılınca abim ve eray gülümseyerek bize bakmaya devam ettiler. O anda ne bize kızgın bakan kisiler nede gulerek videomuzu cekenler umrumuzda değildi arkadaşımız iyiydi yaşıyordu ya bizim için en önemlisi oydu.... Ameliyat'ın üzerinden bir saat geçmişti murat iyi olduğu için normal odaya alınmış hepimiz ilk evlere dağılıp üzerimizi değiştirip tekrar hastaneye dönmüştük doktor ali bey saadet'e bir hafta izin vermiş ama o iznini murat'ın yanına onunla ilgilenerek geçirecekti ne kadar eve git biraz dinlen gel desekte cevabı olumsuz olunca bende evden çıkarken kendi kiyafetlerimden onun içinde bir iki parça bir şey alıp hastaneye gelmiştim şimdi ise hepimiz murat'ın yanında koltuklarda oturup sohbet ediyorduk doktor ali bey durumunun iyi olduğunu bir iki saate uyanacagını söylemişti ne kadar kalabalık etmeyin desende hiçbirimiz gitmeyi düşünmüyorduk " Ne zaman uyanır ?" diye sordu gökhan belki yuzuncu kez gözleri murat'ın üzerindeydi. "Yuzuncu kez söylüyorum oğlum birazdan uyanır herhalde" dedi ömer gözlerini devirirken "Ama uyanmiyor oglum birazdan diyip duruyorsun hep " diye onu cevaplasada gokhan'a bu sefer levent ten geldi yanıt "Oğlum bir dakika arayla sorup duruyorsun aynı soruyu adamın sevgilisi bile senin kadar çene yapmıyor sessiz sessiz bekliyor " dedi gökhan ilk saadet'e bakıp bakışlarını levent'e çevirdi. "Oğlum mal mısın kız doktor biliyordur ne zaman uyanacagını niye sorsun" dedi "O zaman ona sor sende her seferde bize soracağına " diye gokhan'a bakti haluk "Oğlum size soruyorum o cevaplasın diye kızım sana dedim gelinim sen anla manasında ama kız doktor ama anlamıyor ki " diye cevapladı gokhan haluk'u haluk sessiz kalınca gökhan beklentiyle saadete bakınca saadet dayanamamış olacak ki aynı şekilde gökhan' a bakarak konuşmaya başladı. "Doktorum ama o kadar da ermiş değilim bu hastaya bağlı bir saat'e de uyanır iki saatte " diye cevapladı gökhan ise aldığı cevaptan pek memnun kalmamış olacak ki derince bir of çekip arkasına yaslandı ben onun bu haline kıkırdarken diğerleri göz deviriyordu. Bakışlarım yanımda oturan eray'a kaydı daha yeni sevgili olmuştuk ama sevinememiştik bile ona baktığımı fark etmiş olacak ki onunda bakışları bana dönünce gülümsedim ilk gözlerimin içine baktı daha sonra gülumsememe değdi gözleri ve oda gülümsedi ne güzeldi gülümsemesi benim bakışlarımda onun gülümsemesine kayınca bana doğru eğildi onun bu hareketiyle bir an tedirgin olup abime baktım allah'tan yusuf la derin bir sohbetteydi bakışlarım tekrar eray' ı bulunca kulağıma doğru eğildi "Ne yapacağım ben senin bana aşkla bakan o yeşil gözlerini ne yapacağım bana o güzel gulumsemeni tek bana öyle bak ezgi bir tek bana böyle gulumse " dedi nefesimi mi tutmuştum ben nefesim kesilmişti o nasıl bir sözdü öyle eray biz hala dip dibe birbirimize bakmaya devam ederken bir öksürük sesi böldü bakışlarımızı abim kaşlarını catmış bize dik dik bakarken ben kendimi biraz geriye çekerek başımı yere eğdim abim kesin birşeyler anlamıştı anlamasada şüphelenmeye başlamıştı. Erayda kendini geriye çekip abime bakınca abim derin bir nefes alarak "Hayırdır niye dip dibe girdiniz siz?" Diye sordu ben sorusuyla korkuyla eray'a baksamda o sessizce abime bakmaya devam ediyordu abim eray'dan bir cevap alamayacağını anlayınca bana baktı onun bana bakması beni daha çok tedirgin ederken eray derin bir nefes alarak konuşma ya başladı "Biz ezgiyle birbirimizi seviyoruz ve sevgiliyiz" dedi damdan düşer gibi ben şokla açılmış gözlerle ona bakarken o sadece abime bakıyordu. Allah için eray bu böyle mi söylenirdi bakışlarım yavaşça abime dönerken o kaşlarını daha çok catıp bize bakmaya devam ediyordu bakışlarım diğerlerini bulunca gökhan hariç hepsi şok olmuş gibi şaşkına bakıyor gökhan ise şimdi sıctin kanka der gibi bakıp gülümsüyordu tabi ona eğlence çıkmıştı bakışlarım tekrar abimi bulunca onun bakışları da beni buldu "Ne diyor bu ?" Dedi ben yanıt verecektim ki gökhan benden önce davranarak konuşmaya başladı "Ezgiyi sevdiğini ezgininde onu sevdiğini ikisinin sevgili olduğunu söylüyor ateşcim" dedi ben ona sinirle bakarken bu sefer bana dönüp "Ne yalan mi kanka " dedi gülümseyerek ama sen görürsün gökhan bir gün senin bana işin düşecek bunun öcünü senden almazsam adım ezgi değil "Doğru söylüyor biz sevgiliyiz " dedim abim benden duydukları ile bir anda ayağa kalkarak bize doğru bir adım atmıştı ki erayda hemen ayağa kalkarak benim önümde durdu abimin bana kızıp bir şey yapacağını düşünmüş olacak ki beni korumak için önüme geçmişti ama abim bana ne olursa olsun zarar vermezdi ki "Ateş geri at o adımı yoksa ben artırırim" dedi sesindeki o sert tınıyla abim bir adım daha ona doğru atınca o da abime yaklaştı " Atmıyorum oğlum ne yapacaksın? Hem kardeşime göz dik hemde gel birde bana burda adamlık tasla " dedi sinirle "Ezgi'ye vereceğin ufak bir zararı önlemek için karşındayım ateş uzaklaş "dedi abim onun cümlesiyle kahkaha atınca tim daha çok şaşırıp abime bakıyorlardı abim kahkahalarınin arasından bana bakıp "Sana zarar vereceğimi düşünüyor bu " dedi ve daha çok kahkaha atmaya başladı diğerleri birbirlerine bakmaya devam ederken abim bir anda eray'ın suratına yumruğu cakınca eray koltuğa düştü ben çığlık atıp ona doğru egilirken abim konuşmaya başladı "Bir ben asla ezgiye zarar vermem iki sen nasıl kardeşsin lan kardeşim dediğin adamın kardesine o gözle bakıyorsun serefsiz" dedi eray beni hafifçe itip tekrar ayağa kalktı " Ezgiye zarar vermeyeceğini bilsemde onu herşeye karşı korurum bu sen olsan bile evet sen benim kardeşimsin senin kardesinde kardeşim olmalıydı ama kalp bu kime ait olduğunu bilemiyoruz benim kalbimde ezgiye ait tek ona böyle atıyor sen ne dersen de ben ona aşıgım" dedi ben ona gülümseyerek bakarken abimin bana dönmesiyle gülümsememi kesip ona baktım "Sen seviyor musun bunu ?" Diye sordu eray'a kısa bir bakış atarak "Evet onun beni sevdiği kadar bende onu seviyorum belki ondan daha da çok bizim kalbimiz birbirimize mühürlü abi" dedim benim sözlerimle gülümseyip başını yere eğdi hepimiz onun ne yapacağına bakarken o bir anda başını kaldırıp eray'a tekrar bir yumruk atıp konuşmaya kaldığı yerden devam etti. "Eğer onu bir üzersen kardeşimmiş komutanımmış demez senide üzerim " diye onu tehtid edince gülümsedim abim ilişkimize onay vermişti. Eray sanki hiç yumruk yememiş gibi ayağa kalkarak "Emin ol kendimi bile üzerim ama onu asla " dedi bana bakıp tekrar abime dönerek abim başını aferim der gibi sallayıp gülümseyerek ona sarıldı erayda ona karşılık verince bu sefer hepimiz kahkaha attık... Neredeyse öğlen oluyordu ama murat uyanmamışti doktor ali bey gelip arada kontrol ediyor durumunun iyi olduğunu söyleyip gidiyordu tabi giderken bana bakıp gülumsemesini saymasak eray ve abim adami buldukları yerde doveceklerdi ama ben onun bana gülümsemesini yanlış tarafa cekmiyor sadece eski hastası olmama bağlıyordum "Uyan lan artık " diye seslendi gökhan bu sefer saadeti zorla yatağın yanında ki sandalyeden kaldırmış kendi oturmuş kaç defa olduğunu saymadığım sözünü tekrar ederken odada ben saadet sevim ve gökhan vardık diğerleri kantine inmişti görevimiz zorlu olduğu için bir süre hepimiz izindeydik "Gökhan oradan kalksanda saadet mi otursa hani sevgilisi o ya " dedi sevim kaşlarını çatıp bakarken gökhan omuzlarını kaldırıp indirirken "Bana ne Bana ne " demeyi unutmadı saadet ona göz devirirken aklıma gelenle sinsice gülümsedim gökhan beyden intikam vakti gelmişti "Eee sizde ne var ne yok sevgili oldunuz mu sevgili gibisiniz ama " dedim imalı imalı gökhan sözlerimle dikkatini murattan çekip bana çevirince sevim sitemli sesiyle yanıtladı beni "Valla gökhan beyden bir şey gelmedi sevgili değiliz olmayacağız gibi de " dedi "Benden ne gelmesini bekliyorsun ki" diye sordu gökhan allah için anlamamışmiydi sevim onun bu cümlesi ile gözlerini devirip tekrar bana baktı "Görüyorsun neden olmayacağız dedigimi" dedi onu başımla onaylayınca gökhan bu sefer bana dönüp "Kanka benden ne bekledigini bilsem sevgili olacagimda bilmiyorum ki " dedi bu sefer göz devirme sırası bendeydi allah için gökhan ne bekleyebilir teklif etmeni olabilir mi bunu gözlerimle anlatmaya calişsamda anlamamis olacak ki "Teklif olabilir mi ?" Dedim benim cumlemle aydınlanma yaşamış olacak ki "Haaa o iş kolay " dedi ve ayağa kalktı sevim'in yanına giderek dizleri'nin üstüne cöktü Ücümüzde gökhan'a merakla bakıyorduk acaba nasıl bir romantik cümle kuracaktı da sevim hayır diyemeyecekti gökhan derin bir nefes vererek konuşmaya başladı. " Kız sevim güzelim kim alacak seni şu yaştan sonra hadi sevgilim ol ha." Ne demişti o o cümleyi kurdun mu gökhan allahını seversen kurdun mu? Sevim sinirle ayağa kalkınca gökhan da onunla beraber ayağa kalkıp beklentiyle ona bakarken sevimden gelen sert bir tokatla neye uğradığını şaşırdı "Hayır gerizekalı hayır " diyerek odadan çıktı gökhan sevimin arkasından şaskınca bakarken saadetle birbirimize bakıp kahkaha atmaya başladık biz kahkaha attıkça gökhan bir bana bir saadet'e bakıyor hala hiçbir şey anlamiyordu "Ne oldu şimdi ya?" Diye sordu merakla saadet ve ben onun bu haline daha fazla gülerken o hala bizden bir cevap bekliyordu ama beklediği cevap ne benden ne de saadetten geldi "Hayatımda duyduğum en saçma çıkma teklifiydi lan"
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE