Telefonu kapattığımda ellerim buz gibiydi. Kalbim, sanki göğsümün kafesini kırıp dışarı çıkacak gibi güm güm atıyordu. Aren bana doğru birkaç adım attı, kaşlarını çattı. “Ne dedi?” diye sordu. “Meltem ve Hakan…” Sesim titredi. “Onları rehin almış. Bulduğumuz tablo parçasını istiyor. Eğer 24 saat içinde götürmezsek, öldürecekmiş onları!” Aren’in kaşları havalandı. “Buğra’yı fazla hafife aldık belli ki.” “Kafayı yiyeceğim Aren!” diye bağırdım. “Tıpkı baban gibi nefesleri kesilir dedi! Yoksa…” İhtimal bile vermek istemiyordum ama babamın katili Buğra olabilir miydi? Gerçekten sırrı öğrenmek için babamı Buğra’mı öldürmüştü? Ağlamaya başladığımda Aren hızla gelip bana sarıldı. Telefonunu çıkarıp bir mesaj yazdı. Muhtemelen diğerlerini çağırıyordu. Bu konu sabahı beklemeyecek kadar öne

