"Gökçe!"
"Alexis değil mi?"
"Benim adım Gökçe!"
"Tamam, sakin ol Gökçe. Gel çıkalım odadan yaramı kapatmam lazım!"
Akay'ın elini sıkmamıştı Gökçe.
Şimdi konseyle görüştükleri odada Atlas ve Arin konuşurken aklında onunla tanıştığı gün vardı.
Arin’i partideki adamdan kurtarıp kendi evine getirdiği gün evdeydi Gökçe. Bütün olanları saklandığı yerden izlemişti. Gökçe o günden sonra Arin’le tanışacağı günü sabırsızlıkla beklemişti.
Atlas'la bunu konuşmuştu Gökçe.
Arin’i kendilerinden görüyorlardı. Düzenin hayatlarını paramparça ettikleriydi onlar.
Ve eninde sonunda yolları kesişiyordu çünkü kalabalıklardı.
Akay'ı ise onlardan görmüyordu Gökçe.
İyi bir hayatı olmuş, soylu biriydi yani onlardandı.
Düşmanıydı.
Güvenmiyordu.
Ona güven veren tek kişi Atlastı ve o da şu an Arin’i sakinleştirmeye çalışıyordu.
İkisini izlerken aklından bunlar geçiyordu. Ara sıra araya girip espri yapıyor, ortamı yumuşatmaya çalışıyordu.
Tek yapabildiği buydu işte!
"Gidelim mi artık!" diye sordu Akay ikisine.
"Çıkalım bu binadan bir an önce, evimde devam edersiniz konuşmaya!"
diye ekledi.
Atlas, Arin’in elinden tuttu ve çıkmak için kapıya yöneldiğinde Arin durup elini çekiştirdi.
Ve sorması gereken o soruyu sordu.
"Sen Varion değilsin değil mi?"
Atlas gözlerini kaçırdı.
Akay;
"Konuşacağız bunları Arin gidelim, lütfen!"
Arin karşı koymadı elini sıkı sıkı tuttuğu Varion'a benzeyen adamı takip etti.
Üçü birlikte binadan çıkıp Akay'ın aracına bindiler. Eve gidene kadar kimsenin ağzını bıçak açmadı.
Eve vardıklarında Gökçe onları bekliyordu.
Tetastaydı.
Arkası dönük oturmuş etraftaki yapay yeşil manzarayı izliyordu.
Teras kapısından ilk giren Akay oldu. Kumral saçlara bir süre baktı. Gökçe arkasını döndüğünde yüzünde kocaman bir gülümseme vardı.
O gülümseme Akay'da fırtınalar koparsa da kimse bilmiyorlardu.
Bu gülümseme hem acı hem tatlıydı.
Tatlı olan tarafı Akay bu gülümsemenin bağımlısı olmuştu.
Acı tarafı o gülümseme hiçbir zaman kendisi için olmamıştı.
"Atlas!" diye koştu yanından geçip kardeşi bildiği adamın boynuna kollarını doladı.
O an içinde hissettiği nefret kime karşıydı bilemiyordu Akay.
Kendisine mi ikisine mi?
Arin, Atlas'ın arkasında duruyordu.
Gökçe'nin gözleri onu gördüğünde aklına onu ilk görüşü geldi.
Eve getirmişti Akay onu. Kendisi gizlenirken onun salonun ortasında giydiği şık kıyafetiyle oturuşunu izlemişti. Asıl bir kadın, diye geçirmişti içinden. Sessizdi,
Düşünceliydi.
Onu hatırladığı halinden biraz farklıydı.
Gözaltıları şişmiş, gözlerinin içide kızarmıştı. Yanakları kızarmıştı. Çok ağlamış olmalı, diye geçirdi içinden Gökçe.
Aynı şeyleri yaşıyorlardı. Kaderdaştılar...
Arin ona soğuk soğuk bakarken o dayanamamış boynuna atılmıştı.
"Hoşgeldin Arin!" diyerek daha da sıktı boynunu.
Arin şaşkındı. İlk defa gördüğü bu genç kadının samimiyetini garipsiyordu.
Gökçe sonunda kollarını çözüp kendini geriye çekip gözlerinin içine baktı.
"Gel sana evi gezdireyim, Arin!"
Arin kaşlarını çattı. Gerçekten bunca olaydan sonra yapacağı ilk şey ev gelmesi miydi?
Onun iyi niyetini okuyabiliyordu ama şu an olayları anlaması daha önemliydi.
Gökçe'nin yanında geçip gitti.
Terastaki tekli koltuğa oturup kendisine bakanlara eliyle işaret verdi.
"Oturun sizi dinliyorum!"
Akay ve Gökçe oturmuş en son Atlas ağır ağır karşısına geçip oturmuştu.
"Anlat!" dedi Arin, Atlas'a bakarak.
Atlas durdu, birkaç saniye düşündü. Sonra sesinin çatalaşmasını önlemek için öksürdü ve konuşmaya başladı.
"Varion benim kardeşim. Yani ölen ikiz kardeşim yerine babamın ürettiği en gelişmiş model. Yıllar önce babam, insan hayatının iyileştirilmesi üzerine yazdığı öneri ve tavsiye yazılarını meclise sunmasıyla her şey başladı. Hayat daha da zorlaştı bizim için. Babam ateşli fikirlerini her ortamda savunmaya devam ediyordu. Onu destekleyen çok kişi vardı. Sonra bir gece annem ve babam eve gelmediler. Varion'la o zamanlar on sekiz yaşındaydık. Ve haber geldi ikisi de ölmüş. Ben öldürüldüklerine inanıyordum ama Varion benim söylediklerimi komplo teorisi olarak gördü. İnanmadı. Gerçi o duygusuz makinenin insan tarafında olması imkansız. Ben ona kardeşim dedim, o ise beni hayatından çıkardı. Bu adamdan uzak durman lazım Arin!"
Uzak durması gerektiği biliyordu ama yapamıyordu işte. Onun için endişeleniyordu.
Gökçe;
"Senin üzerinde deneyler yaptı. Sana verdiği zararın boyutunu bile bilmiyoruz. Aylarca seni eve kapattı Arin!"
Kandırılmıştı. Onun tarafından yine yine kaldırılmıştı ama en kötüsü bu değildi tekrar gelse şimdi ne söylerse söylesin yine inanırdı.
Gökçe;
"Adi or...ç..."
"Hişttt, ağzına yakışmıyor!" Salondan terasa doğru gelen adım seslerinden sonra bu ses duyulmuştu.
Varion kapıda göründü.
Arin şaşkınlıktan eli ayağı birbirine dolandı ve nasıl olduğunu anlamadan kendini onun açtığı kollarına doğru koşarken buldu.
Ve başı göğsüne çarpmış kollarını sımsıkı beline dolamıştı. Kafasına konan buselerden sarhoş oluyordu.
Gözleri kapalıydı.
Bütün acıları, derdi uçup gitmişti.
Huzurluydu.
"Bana bak, İyi misin?"
Kafasını evet anlamında salladı Arin.
Atlas;
"Bizi rahat bırak Varion?"
"Sen niye böylesin kardeşim. Ha! Sorun çıkarmaya devam ediyorsun. Sana benim gibi davran derken konsey karşısında öyle davran dedim, Arin’e benmişsin gibi davran demedim. Sen nasıl do-?" dedi Varion ve onun boğazına yapıştı.
"Sen ne hainsin! Arin’i kurtarmak için bizi ateşe attın, kendin neredeydin? Saklanıyordun her zamanki gibi Varion? Tek yaptığın bu! Eğer yakalansakdık haberim yok derdin. Yine beni ortaya atardın Varion. İkizim benim yerime geçti derdin. Senin yüzünden hapis yattım ben, babamın mirasını sen aldın. Onun oğlu olmamana rağmen!" diye bağırdı. Ardından yumruk attı Varion'a. Varion sendeledi yere düşecekken kendini toparladı, tam vuracakken tuttu kendini. Yumruğunu sıktı.
"Gel konuşalım Arin!"
Elini tuttu ve boş bir odaya götürdü. Kapıyı kapattıktan sonra tekrar sımsıkı sarıldı.
"Bundan sonra sen ve ben... Birlikteyiz..." Dudaklarına uzandı öpücükler kondurdu.
"Seni koruyacağım Arin, her şey yoluna girdi. Artık yeni bir kimliğin olacak, yeşil kart demek özgürlük, itibar, servet demek! Kimseye hesap vermeden yaşayacağız!
Vera’dan ayrıldım. Yani artık benim için çalışmıyor, işten çıkardım."
Tekrar dudaklarını öpmeye başladı.
"Doyamıyorum sana Arin!"
Belinden tutup kendine çekti. Dudaklarını iyice bastırmıştı.
"Bunun için ne kadar bekledim bilemezsin! Şu rahatlığa ulaşmak seninle birlikte olmak için ne kadar uğraştım!"
Tekrar dudaklarını bastırdı.
Arin onun dudağını ısırıp itti.
Varion dudağını tutarken şaşkın şaşkın baktı ona.
"Niye yaptın bunu?"
"Niye mi, niye mi?" diye bağırmaya başladı. Niye mi diye bağırarak ona vuruyor. Çığlık atıyordu.
Atlas aniden içeri daldı. Öfkeliydi.
Arin’i arkası dönük Varion'a vuruyordu.
Atlas belinden tuttuğu gibi çekti onu.
Kulağına fısıldadı.
"Sakin ol güzelim, sakin! Buradayım, yanındayım!"
Akay, Varion'un önünde durmuştu.
Varion'un gözlerinden öfke akıyordu.
Ses tonu kalınlaşmış, sinirlerine hakim olamıyordu.
Akay'ın çekilmesi için sağa sola itekliyordu onu. Bir taraftan da konuşmaya çalışıyordu.
"Akay, ben istedim kurtarmanızı. Planı ben yaptım, anlıyor musun? Onu bana karşı doldurmuş! Dokunma ona... Bırak onu Atlas!"
Akay;
"Sakin olur musun?" dedi Varion'a.
Gökçe de Arin’in yanında küfürler savuruyordu.
"Bırak lütfen dostum, Bırak!" diye yalvarıyordu.
"Dokunmak mı dedin Varion?" diye bağırdı Arin.
"O odada beni öptü Atlas. Dudaklarımdan öptü. Gerçekti Varion... Gerçek! Hayatımın en güzel anıydı!"