Ön tanıtım
Devin'den
Odaya girince loş ışık beklemediğim için irkildim. Bakışlarım hızla koltuğa döndü. Avcı bakışları üzerimdeydi.
"Kapıyı kapat, yanıma gel" dediği zaman bedenimden bir ürperti dalgası geçti. Kapıyı kapatırken hareket kabiliyetimin çoğunu kaybetmiştim. Ona döndüğüm zaman bakışlarının beni delip geçmesinden korktum. Bu bakışları biliyordum. Bu bakışların anlamı cezalandırılmamla sonuçlanacaktı.
"Acele et" derken sesinin soğuk ve sert tınısı tüylerimi ürpertti. Kendimi onun yanına gitmek için dürttüm. Bir kaç adım önünde durdum.
"İltifat almak hoşuna mı gitti küçük karım?" diye sordu. Kızması gereken ben iken o bana kızıyordu.
"Ha-hayır" derken sesim titremişti. Aciz olmam en sevdiği şeydi.
"Öyle mi?" diye sorarken bu bir soru değil cevabını biliyormuş ve bana bir cezanın verilmesi hakmış gibi sesi hükmediciydi. Başımı salladım. Yanında duran parlak aleti sonradan fark etmiştim. Makası kaldırıp bana gösterirken yüzünde şeytani bir memnuniyet vardı.
" Önümde diz çök" dedi. Korkum içimde büyürken
"Bana ne-ne yapacaksın?" diye sordum. Korkumu gizleyemiyordum.
"Otur" diye tısladı. Beni öldürmek istese bunu makasla yapmayacağını düşündüm. Belki de yanlıştı bilmiyorum. Sinirli soluğu kulağıma doldu. Bu tahammül edemiyorum, itaat et demekti.
"Arkanı dön tam önümde diz çök" dediği zaman dolu gözlerimi saklamak için arkamı döndüm. Acımı içime gömerek diz çöktüm. Elini başımın üzerinde hissedince başım istemsiz öne kaydı. Yeniden sinirli bir soluk bırakıp başımı kendine doğru çekti. Başımda ki şalı tek seferde çekip alırken saçlarımdan bir kısmını koparmıştı. Canım acıdığı ağlamaya başladım. Saçlarımı kaba bir hareketle eline sarınca keseceğini anlayıp kaçmaya çalıştım.
Kaçmaya çalışınca saçımı daha sert kavrayıp beni eski pozisyonuma getirdi.
"Yapma ne olur" dedim. Makası kabaca saçıma getirip keserken bağırıp çığlık atıyordum. Kaçmaya çalışmak işe yaramadığı gibi, bu onu daha fazla kızdırıyor bana daha sert davranmasını sağlıyordu. Saçlarımı keserken sadece fiziksel acı duymuyordum. Her hareketinde ruhumu da yaralıyordu. O benim acılar içinde sürünmemden zevk alıyordu. Ağlamam umrunda değildi. Benim ağlamam ona sadece zevk veriyordu...