Verdiği Zehir Benim İlacım

1264 Kelimeler
Devin'den Kapıyı art arda yumruklayıp tekme atıyordum. İlacın etkisi gidince geriye kalan sadece kendi enkazımdı. "Seni lanet herif aç şu kapıyı" diye çığlık attım. "Seni korkak piç" başımın içinde acı verici zonklama vardı. Bedenimin titremesini geçiremiyordum. Deli hastanesinde verdikleri ilaçlara ihtiyacım vardı. Onlarsız yaşayamıyordum. Kendimi çok kötü hissediyordum. Bedenim bir boşluktaydı. Toparlayamıyordum. "Kız kardeşim nerde?" zihnim hiç dinlenmeden çalışıyor kalp atışlarımı hızlandırıyordu. Kalbim sıkışıyor. Saçlarımı çekiştirdim. Asıldıkça acımın hafiflemesini diledim. Olmadı. Kendime zarar verdim sadece. Kapının kilit sesini bile duymamıştım. Sert şekilde açılan kapı bana çarptı. Ağa denen canavar ile göz göze geldik. Bana yaklaşırken yüzünde tehlikeli bir ifade vardı. Bana doğru yaklaştığı zaman geri çekilmedim. Kolumu kavrayıp beni sürüklemeye başladı. "Bırak beni" diye çığlık attım. Beni iterek banyoya attı. "O çeneni kapat" dedi sinirden kızaran yüzüyle. Kapının tam önünde duruyordu. Ona doğru ilerleyip ittim. Bedenimin kontrolünü sağlarken epey zorlanıyordum. Beni o ilaçlara mahkum etmişti. Beni içeriye doğru itti yeniden. "Duşunu al" dedi sinirle. O an aklıma dün gece geldi. Tanımadığım birine kendimi verdim zannederken en büyük düşmanımla olmuştum. Bunu hatırladıkça kendimden nefret ediyordum. "Kız kardeşim nerde? Beni ona götür. O bensiz yapamaz" "Kendini düşün, onu değil" "Ne demek bu? Bana daha ne kadar zarar verebilirsin? Benden almadığın ne kaldı?" sesim banyonun duvarlarında yankılandı. Üzerime yürürken bu sefer geriye doğru gittim. Eline duş başlığını alıp musluğu çevirdi. Soğuk su bana temas edince irkilip çığlık attım. Ben kaçmaya çalışırken adam beni yakalayıp küvetin içine itti. " Bırak beni aşağılık herif" Ben çırpındıkça tutuşu sertleşti. "Duşunu al. Yada ben seni yıkarım" dedi dişleri arasından. Bana tahammülü yoktu. Benim de ona yoktu. Sanki bana hiç zarar vermemiş gibi yüzsüzce emirler yağdırıyordu. Su ılıdıkça bedenim sıcak suyla gevşemeye başladı. Duş başlığını yerine taktı. "Acele et" dedi. Kapıyı kapatınca biraz daha gevşedim. Sıcak su başımdan aşağıya dökülürken ağlayarak yırtılan geceliği çıkardım. Kendimi kötü hissederdim hep ama şimdi ki kadar kirli ve çok daha kötü hissetmemiştim. Belki de sırf intikam için bana dokunmuştu. İlacın etkisi bana çok şeye mal oldu. Kendimi her zamankinden bir tık fazla kaybetmiş hissediyordum. İç çamaşırlarımı çıkarıp yere attım. Ağlama sesim banyonun duvarlarında yankılanıp kulağıma dolarken titrememe engel olamıyordun. Yandan bulduğum lifle sert şekilde kendimi keseledim. Kendime bakmayı hiç istemedim. Bedenime bakarsam göreceğim görüntü beni korkutuyordu. Kendimi keseledikce biraz kendimi iyi hissettim. Çok oyalandığımı düşünüp temiz suyla yıkandım. Küvetten çıkıp kapının arkasında asılan havluyu almaya çalıştım ama havlu elimden kayıp düştü. Acıyla bir nefes alıp hafif eğildim. Bakışlarım bacaklarıma kaydığı zaman gördüğüm morluklarla yutkunamadım. İlaçlar yüzünden dengemi koruyamayıp çok kez çarpıp morluklar oluştu vucudum da. Ama bakışlarım her ayrıntıyı tarayarak yukarıya çıktı. Ayak ve bacaklarımda, göbeğimde ve kollarımda dahil çoğu yerde morluklar vardı. Bazıları kapıyı tekmelemek yada yumruklamaktan olmuştu ama geri kalanlar o aşağılık doktor ve canavar ağa yüzünden olmuştu. Yerde ki havluyu öfkeyle yerden alıp kendime sardım. Banyonun içinde göz gezdirip silah olarak kullanabileceğim bir şey aradım. Hiç bir şey yoktu. Zaten yıkanırken de sadece sabun vardı. Kapıyı öfkeyle açıp bir hışımla çıktım. Canavarın sesini duyunca sese doğru yöneldim. Adamına emirler veriyordu. Geldiğimi anlayınca bana döndü. "Gidebilirsin" diyerek kapıyı kapattı. Öfke gözümü o kadar kör etmişti ki titreyen ellerimle havluyu çözüp yere düşmesini sağladım. "Bana bak" diye çığlık attım. "Bu yanlızca bedenime verdiğin, verdirdiğin zarar" sesimin çatallı çıkmasına engel olamıyordum. Yüzünden anlık şaşkınlık geçti. "Ya ruhuma verdiğin zarar? Bu kadar günahın vebalini alabilecek misin?" diye sorarken parçalarına ayrılan kalbimin bir daha toparlanmayacağını biliyordum. Bakışları kısa bir süre bedenimde gezindi. "Görüntü güzel değil mi? Bir doktorun her gece tacizlerini hak edecek kadar güzel?" "Kapat çeneni" dedi yumruklarını sıkarak. "Havluyu al yerden" diye emretti. "Sen bana emir veremezsin canavar." iki adımla önüme gelip havluyu yerden alıp bana sararken ben havluyu itiyordum. Kolumu yine sert şekilde kavrayıp havluyu üzerime sarmaya çalışırken onunla boğuşmaya devam ettim. Beni iterek sert şekilde duvara yapıştırdı. " Bana karşı koyma " diye bağırdı. Sesi o kadar güçlüydü ki kulağımın zarını titretmişti. Kapının çalınma sesini ne o ne ben duyacak halde değildik. "Ağam neler oluyor?" diye sordu dışarıda ki adamı. Sesimiz o kadar gürültülüydü ki dışarıdan duyuluyordu. İçerde ki canavar ise havluyu üzerime bastırdı. Gözlerinde ki öfke benim öfkemin kat be kat üzerinde görünüyordu. Benden ölümüne nefret ettiği belliydi. Geri çekildiği zaman ben bir süre kendimi toparlayamadım. Koyu mavi gözleri gözlerime bir avcı gibi kilitlendi. "Seyfi" diye bağırdı. "Burdayım ağam" adamı hızla cevap verdi. "Doktorun doğal yoldan ölmesini sağla" dedi. Bakışlarını yüzümden hiç çekmedi. Doktoru neden öldürmek istesin? Adamının sesi bir süre kesildi. "Emredersin ağam" dediği zaman benim için de potansiyel bir katil olduğunu anladım. Ya Merve? Ona ne yapmıştı? Bu soruma hiç bir zaman cevap vermedi. Sırtımı duvardan ayırdım. "Merve nerde? Kız kardeşim nerde? Ona ne yaptın?" "Odana geç giyin." "Bana cevap ver. Yoksa bu evi başına yıkarım" "Bana bak küçük şeytan" dedi dişlerini sıkarak. "Seninle seviştim diye düşüncelerimin değişeceğini zannetme. Katil ebeveynlerinin babamı öldürmesinin bedelini siz iki kardeş ödeyeceksiniz." Yazar notu: (Devin'in babası, Malik'in babasını öldürdü.) "Annem kimseyi öldürmedi. Yalan söylüyorsun" "Yalan mı?" diye kükredi. "Baban öldürdü babamı" bir an duraksadım. Babam o dönem hapisteydi, nasıl olurdu? Ben babamı hayal meyal hatırlıyorum. Onunla olan anılarımda hiç iyi bir olay yoktu. Annemle sürekli tartışıp uzun süre gidip dönmediğini hatırlıyorum. Ben hiç bir şey bilmiyorum ki. " Şu odaya geç üzerini giyin. Seninle ilgili kararımı sonradan vereceğim" "Kardeşimi istiyorum. Bizim suçumuz yok" "Arada suçsuz insanlar bedel ödediyse bu siz değilsiniz" dedi soğuk sesiyle. Elimi titreyen diğer elimin üzerine koydum. Hiç bir şeyi anlamıyordum. "Annem öldü." sözümü bitirmemi beklemeden "Kes sesini" dedi. "Odana dön" ağzımı açacak gibi olunca beni kolumdan kavrayıp odaya tıktı. Ne söylersem söyleyeyim kar etmedi. Yatağın kenarına oturup uzun süre boşluğa baktım. Yine elim kalbimin üzerine gitti. Derin derin nefesler alarak sakinleşmeye çalıştım. Ayağa kalkıp yatağın üzerine koyulan eşyaları giydim. Giyecek hiç bir şeyim yoktu. Basma etek ve yalnızca bir penye. Üzerimi giyindikten sonra yatağa uzandım. Merve daha 10 yaşındaydı. Bana yaptıklarını mı yapmıştı ona da? Düşüncesi bile beni kötü etkiliyordu. Uzansam da rahatlayamadım. Mideme ve kalbime kramplar giriyordu. Kalkıp biraz yaslandım. Yine rahat edemedim. Biraz pencereye baktım yine olmadı. Zihnimi susturamıyordum. Yine saatlerden habersizdim ama zaman akıyordu. Kapının kilidinin açılma sesi geldiği zaman başlığa yaslanıyordum. Gelenin kim olduğunu biliyordum. "Hastamız bu" dediği zaman bakışlarım ona döndü. Arkasında doktor olduğunu düşündüğüm bir kadın vardı. Kadın bana yaklaşırken kendimi geriye çektim. "Merhaba Devin. Benim adım Zeliha. Seni muayene etmeye geldim" dedi kadın gözlerine baktım bir yardım umudu ile. "O canavar beni kaçırdı" dedim sakin olmaya çalışarak. Çünkü ne zaman bağırsam felaketlerin ardı arkası kesilmiyordu. Kadın, canavara bakıp bana döndü. Elini elimin üzerine götürüp "Kendini nasıl hissediyorsun?" diye sordu. "Bana yardım et" dedim. Canavarın sinirlenmesi umrumda değildi. "Sana yardım edeceğim ama önce bana nasıl hissettiğini söyle" canavara bakıp doktora döndüm. "O gitsin" dedim. Bir an sessizlik oldu. "Kapının yanında olacağım" diyerek odadan ayrıldı. "Bana yardım et doktor hanım. Beni kaçırdı" dedim inanmasını umarak. "Bak ellerin titriyor, bedenin kontrolünü sağlayamıyorsun. Seni muayene etmeme izin ver" Doktoru ikna etmeye çalışmak işe yaramadı. Ne kadar dil döktüysem olmadı. Kapıdan çıkmasına izin vermediğim için canavar içeriye girip kadını elimden aldı. Dolu gözlerle kadına baktım. İyi mi yoksa kötü mü anlamadım. Doktor çıkınca canavar bana ters bir bakış atıp çıktı. Yine ellerim boş yatağın başlığına yaslandım. Gözlerim boşluğa dalarken giderek durumum kötüleşiyordu. Kapının kilit sesini duyunca kendimi kontrol etmeye çalıştım ama olmamıştı. Canavar yatağın ucuna bir tepsi bırakıp "İç" diye emir verdikten sonra odadan ayrıldı. Arkasından nefretle baktım. Yine dalmıştım. Bakışlarım tepsiye döndüğü zaman ilaçları görüp hızla toparlanıp tepsiye yöneldim. İlaçları alıp tek tek içerken küçük bir mutluluk hissettim. Onlara ihtiyacım vardı. Onun bana zehir diye verdiği ilaç benim için şifaydı.... İlaç yavaş yavaş etkisini gösterirken kaygılarım yavaş yavaş silinmeye başladı. Tek bildiğim şey ilaçların tozu yüksekti ve onlarsız yaşayamayacağım. Beni mecbur bıraktığı hayatımı devam ettirirken bu ilaçlara muhtaçtım...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE