Gece yarısı döndü Onur. Papyonunu çıkarmış, gömlek düğmelerinden üçünü çözmüştü. Ağlamış gibiydi, saçı başı dağılmış. Çoktan üzerimi değişip günlük giysiler giymiştim ben. Saçlarım spreyli, yüzüm makyajlı da olsa, bugün saatler önce evlenmiş gibi görünmüyordum. Kötü bir şey olmuş, dedim. Yüreğime bir sızı çöktü. Salona girdi. İlk kez bize ait evin salonunda yan yana oturduk. Hali üzdü beni, cesaret vermezsem anlatamayacaktı da elini tutar tutmaz hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. Daha beter korkmaya başladım. Bir bardak su getirdim, teskin etmeye çalıştım, defalarca "Sakin ol." dedim, dinlemedi beni. "Ailene mi bir şey oldu? Kaza gibi bir şey değil, de lütfen." Başını iki yana salladı. Bir türlü susturamıyordu kendini. "Korkutuyorsun beni Onur." Kalktı ayağa, peşinden gidecek oldum; yüzü

