Annem babamın bizi beklediğini haber verir vermez çıktık Mahmut'un evden. Dükkânın kapısının önünde kardeşinin sırtına vururken benimle göz göze gelmemeye yine özen gösterdi, Mahmut. Nasılsa otururduk bir gün, anlatırdım, anlardı. Onunla bir ömür anlaşılmadan yaşayamazdık ve onunla birbirimiz olmadan da yaşayamazdık. Anlamalıydı! Babam gibi... Bizi annem karşıladı. Ayakkabılarımızı çıkarırken Mehmet'e terlik vermeye yeltenince eğilmeme müsaade etmedi annem. Terlikleri kendisi verdi. İçeri girdiğimizde Mehmet'i ilk gördüğündeki şaşkınlığını atmış annemin aksine, babamın gözleri büyüdü. "İyi akşamlar," dedi Mehmet babamın elini öpmek üzere uzandığında. Hasetlik güdüp de elini vermemezlik edince babam, anladım ki annem babamı iyi işleyememiş. "Ne olmuş sana böyle?" diye şaşkınlıkla feryat

