Biri daha yargılar da beni suçlusun diye parmağını dike dike üzerime yürürse yeter diye bağıracaktım. Mahmut, bizi geri gelmiş görünce şaşırdı iyice. "Fena bir şey olmuş!" diye bir eliyle diğerine vurdu. Kardeşinin yüzüne eğildi. "Kovdu mu adam sizi?" Paltomu çıkarıp asarken kendininkini benimkinin yanına iliştirdi. "Kovmuş! Vurdu mu yoksa sana İpek kardeşim." "Babam vurmaz!" diye savundum az evvel terk ettiğim babamı. "Ondan dizini dövüyor şimdi," diyerek geçti bir köşeye oturdu Mehmet. Şeytan dedi, yol sakallarını. Iraklı Hüseyin kimliği talan olsun. Uzağına oturdum, köşe koltuğun iki uçlarında kalınca biz, tam ortamıza geçti Mahmut. Anlatmamızı bekledi. Ben de Mahmut’a ayak üstü evlilik teklifi ettim. Üstün zekama, çözümlerime bir sövmediği kaldı Mehmet’in. "Bak Mehmet, seni büsbütü

