Bir el tuttu rüyamda elimi, göremedim yüzünü. Sonra duydum sesini. "Sabret İpek," diyordu. Mehmet değildi, Onur'du bu. Bir gece daha kaldım orada. Az uyudum, sadece su içtim, bir kez tuvalet dedikleri o leş çukuruna girmek zorunda kaldım. Dedi ki bana Muhammet, "Ben bebeğini ver dediğimde ver, ver artık sonu geldi, dediğimde bassan da bağrına söker alırım zaten." Karanlık koridorlar, kapıları sökülmüş odalar, orta yerinde ateş yanan yerler. Değişik bir yerdeydim. Yer yer ter, idrar, bok kokan bir yerde. Kaç kişi vardı binada idrak etmem imkansızdı. Birilerini görmeme hiç müsaade etmediler. Tuvalet yolunda bile bağladı gözümü Muhammet. Olur da zaman gelir onları teşhis etmem gerekir diyeydi belki de bu tedbir. Yine de yaşayacağıma dair umutlanma nedenim oluyordu işte. Eninde sonunda ölece

