Zifiri karanlıktı oda. Koltuğun dibine bırakılan çantadan el yordamı ile Güneş'in bezini, kremini alıp altını değiştirsem de hiç yemek yemeden saatler geçirip, bir bardak bile su içmedim. Tuvaletim geldi; sabırla bekledim, kalkmadan yerimden. Güneş'i sımsıkı tuttum ve hiç bırakmadım kucağımdan. Güneş'ten evvel uyanan Muhammet'ti. Kapının kilidini açarken uyandım, Güneş'i daha sıkı sardım göğsüme. Kapıyı ardından kapadı. Yine karşıma diz çöktü. "Bacım beni dinlemeyecekler. Bebeğine zarar verecekler, konuş diye. Güzellikle söyle şu adamın adını." "Tanımıyorum." "Tanıdığını biliyorum. Korumak istiyorsun. O kendini kurtardı kaçtı gitti. Benim seni bildiğimi bile bile seni bıraktı. Örgütün bırakmayacağını bile bile. Sen neden koruyorsun onu?" Sahi biliyor muydu? Bildiği için haber vermişti

