1
Şuan
İmzaları atmak için patronum Efecan ile karşılıklı oturuyorduk. Önümdeki kağıtlara bakıyordum. Tanrım, patronumla evlilik sözleşmesi yapmak üzereydim! Kim bilebilirdi ki çalıştığım şirketimin sahibiyle evlilik sözleşmesi yaparak evleneceğimi? Eğer bana bunu söyleselerdi bir taraflarımla gülerdim. Kesinlikle!
“Nur, bugün içerisinde imzalamayı düşünüyor musun?”
Dudaklarımı ısırarak sözleşme kağıdına baktım.
İmzalamalı mıydım, imzalamamalı mıydım?
İmzalasam mı, imzalamasam mı?
Doğru mu yapıyorum?
Gözlerimi patronum, müstakbel kocam Efecan’a çevirdim. Kollarını göğsünde bağlamış, beni bekliyordu. Sabırsızdı. Şirkette yakışıklılığı ve mendebur suratı ile bilinirdi. Çok ciddi biriydi, ayrıca katıydı da! Onunla bir yıl boyunca nasıl aynı evde yaşabilirdim ki? Ela gözlerini kısmış, bana bakıyordu. Uzun boylu ve yapılı biriydi. Kendisine bakan biriydi. Küçücük göbeğime baktım; bu aralar biraz salmıştım kendimi. Spor yapan biri değildim, odadan odaya yürümek spor sayılıyorsa tabii. Kıs kıs kıs.
Ellerini saçlarından arasından geçirdi, kolundaki saate baktı.
“Şey,”
Bakışları bana döndü, “Biraz, okumam için izin verin” dedim utana, sıkıla. Kitap okumayı severdim, hatta hızlı da okurdum ama akşamdan kalma olduğum için kafamı bir türlü toparlayamıyordum. İmza attıktan sonra geri dönüşüm olmadığını biliyordum. Beni işten kovabilirdi. Şu an işsiz kalmak son isteğim bile değildi.
“Hadi ama, biraz çabuk oku öyleyse. Toplantıya gireceğim.” dedi. İş kolik olduğunu söylemiş miydim?
Kızım Nur, bu adam seni çiğ çiğ yer. En ufak bir hatada seni kovar. Sağ tarafımdaki omzumun üstünde oturan Nur’a baktım. Ne zaman onun sesini dinlemesem, pişman oluyordum.
Alacağın intikamı düşün, Nur. O Ayaz ve Alev’i şirketten kovabilir, ikisinin de dımdızlak kalmasını sağlayabilirsin. Nişanlını elinden alan Alev’i süründürmek istemez misin?
‘İntikam alacağın zaman iki mezar kaz: Birini kendin diğerini intikam alacağın kişi için’ derler Nur. Buna değmezler. Ayrıca Ayaz namuslu, düzgün bir insan olsaydı seni asla aldatmaz, sana ihanet etmezdi. Sen en iyisi mi vazgeç bu işten. Sen daha iyilerine layıksın zaten.
Onları öylece kendi hallerine bırakamazsın Nur. Hem kaç kere eline böyle bir fırsat geçecek ki? At işte şu imzayı, al intikamımızı. Sol tarafımdaki Nur, beni acayip gaza getiriyordu. Tam da yapmak istediğim şeyleri söylüyordu.
Sakın Nur, onlar için kendinden ödün verme. Sen iyi bir insansın, onların ekmeği ile oynama.
Ekmeklerine yağ mı sürsün yani? Hayır Nur, onu dinleme ve at şu imzayı. Sadece onları kovacaksın ve gururunu ayaklarının altına alan bu iki pisliğe gününü göstereceksin.
Başımı iki yana salladım. Onların ekmeklerine yağ sürmek ya da ekmeklerinden etme gibi bir derdim yoktu. Sadece aynı çatı altında da ekmek kazanmak istemiyordum. Gözümün önünde aşk yaşamalarını istemiyordum sadece. Bu kadardı!
“Özet geçecek olursam, bir yıl boyunca evliymişiz gibi yapacağız. Sonra da boşanacağız, öyle değil mi?” dedim.
Mavi gözlerime ve siyah saçlarıma kısa bir bakış atan Efecan Bey, “Evet, tabii bu evlilik sözleşmesinden kimsenin haberi olmayacak.” dedi.
Başımı olumlu anlamda salladım. Zaten aileme ve arkadaşlarıma bu durumu açıklayamazdım.
Bir anda bakışlarımı patronuma çevirdim, “Herhangi bir yakınlaşma olmayacak ama? Çocuk falan da olmayacak, değil mi?” dedim. Bunu korkarak sormuştum. Eğer çocuk falan girerse işin içine, ben yokum. O kadar da uzun boylu değildi yani!
Kısa bir süre yüzümü inceledi, “Olmayacak.” dedi. “Baba olmak istemiyorum.” Başını yan tarafa çevirdi. Çenesini havaya kaldırdı. Rahat bir nefes verdim, nefesimi ne zaman tuttuğumun farkında bile değildim.
Sözleşmeye hızlıca göz attım, gözüm bir maddenin üstünde durdu: Taraflar istediklerini yapmakta özgürler. Bu madde biraz aklımı bulandırmıştı, zaten nişanlım beni aldatmıştı ve ayrılmıştık. Bir de evlilik içinde Efecan başka kadınlarla olursa ve bu duyulursa rezil olurdum. Bir kez daha boynuzlanmak istemiyordum, hele bu yüzden evliliğimin bitmesini ise kesinlikle istemiyordum! Bütün Türkiye’nin gazetelerine atılmış manşet ile herkese rezil olurdum. Bu rezilliği duyan Ayaz ve Alev benimle dalga geçerlerdi. Onların diline düşmek asla ve asla istemiyordum.
O yüzden bu maddenin değiştirilmesini talep ediyorum hakim bey!
“Şu madde,” dedim ve elimle sözleşmedeki yerini gösterdim. “Bakayım” dedi Efecan Bey ve gösterdiğim maddeye baktı.
“Evet?” dedi. Merakla bana bakıyordu. “Bu maddeyi biraz açabilir misiniz?” dedim.
“Evlilik süreci boyunca istediğimiz her şeyi yapmakta özgürüz.” dedi. Gözlerimi devirdim, orasını ben de okumuştum zaten sözleşmede.
“Bakın Efecan Bey” dedim sanki dünyanın en önemli sırrını açıklıyormuş gibi bir havaya girmiştim. Oturduğum yerde dikleştim, bakışlarımı doğrudan Efecan Bey ve onun her daim yanında olan sekreteri Faruk Bey’e çevirdim.
“Bildiğiniz üzere ben zaten nişanlanmıştım ve evlilik arefesinde nişanlımın ihanetine uğrayarak, ayrıldım.” Efecan Bey’in gözünde sanki hava atan biriymişim gibi bakmıştı. Sanki nişanlı olduğumu vurgulamam onu rahatsız etmişti.
“Ve tabii sizin de bir sevgiliniz vardı ve onun tarafından terk edildiniz.” dedim iç çekerek. İkimiz de hayatımızda değer verdiğimiz kişiler tarafından sırtımızdan bıçaklanarak ihanete uğramıştık. Halimiz içler acısıydı ve son kalan gururumuzun parçalarını kurtarmaya çalışıyorduk.
“Sadede gelin Nur Hanım.” dedi Efecan Bey merakla. Rahatsız olmuş gibi yerinde kıpırdadı.
“Yani demek istediğim, ben bir kez daha ihanete uğramak ve bu şekilde anılmak istemiyorum.”
Boynuzlanmak istemiyorum! Asla!
Efecan Bey kaşlarını çatarak bana baktı.
“Evli olduğumuz, hatta birlikteliğimizi duyurduğumuzdan itibaren, hayatınızda başka bir kadın, kadınlar olamaz!” dedim. Bunu çok ciddi söylemiştim, hatta bu konudan asla taviz vermeyecektim. İntikam almak için bu yola çıkıyordum, bir kez daha boynuzlanarak adımın çıkmasına, gururumun incinmesine göz yumamazdım. Hatta derhal bu işten vaz geçecektim.
Efecan Bey bana baktı, kaşlarını kaldırarak “Bunu biraz açar mısınız?” dedi. “Duyduğunuz gibi Efecan Bey, hayatınızda ben olduğum sürece başka kadın, kadınlar... hatta erkekler olamaz!” dedim.
Efecan Bey’in yüzü kızarmıştı, Faruk bey ise şaşkınlıkla bana bakmıştı ve sonra gülmemek için dudaklarını kapatmıştı.
Efecan Bey yerinde doğruldu, bana doğru eğilerek “Erkekler derken Nur Hanım? Siz bana neyi ima ediyorsunuz?” dedi. Kollarımı bağladım ve bacak bacak üstüne attım. At kuyruğu yaptığım saçım, başımı yan tarafıma çevirdiğimde çok hafifçe yüzüme çarpmıştı.
“Duydunuz, aldatıldım ve şu an sözleşme de olsa asla bir birliktelikte adımın ‘yine aldatılan kadın’ olarak anılmasını istemiyorum.” Bakışlarımı Efecan Bey’e çevirdim, gururumu ne pahasına olursa olsun koruyacaktım.
“Hayatınızda benden başka önemli-önemsiz hiç kimse olamaz! Kadın olsun, erkek olsun!” Sesim çok sertti ve taviz vermeyeceğimi Efecan Bey anlamıştı. Ölmek var, dönmek yok! Kararım net bu konuda!
“Öncelikle,” dedi Efecan Bey ve sertçe Faruk Bey’e bir bakış attı. “ben gay değilim.” Omzumu silktim. Hangi cinsiyete ilgi duyduğu beni ilgilendirmiyordu. Beni boynuzlamasın, yeter.
“Bu anlaşmadaki bu madde sizi bu denli rahatsız ediyorsa eğer-” dediğinde sözünü keserek “Evet, kesinlikle ediyor ve değiştirilmesini istiyorum.” dedim. Efecan Bey, Faruk Bey’e baktı ve “O halde değiştirilir: Ama benimde şartımın olacağını bilmenizi isterim. Sizin içinde geçerli bu madde.” dedi. E, herhalde yani. Kaşlarımı oynatmıştım. Ben zaten ilişkimde çok sadık biriydim. Asla ihanet etmezdim.
“O zaman bu maddeyi değiştirelim Faruk.” dedi. Yüzüm gülmeye başlamıştı.
“Ayrıca gece hayatı falan da olamaz!” dedim. Bu çıkışım üzerine bana baktı Efecan Bey. Ne diyor bu kız bakışı atıyordu bana.
“Tek başınıza ya da erkek erkeğe çıkamazsınız. Ama birlikte gidebiliriz.” dedim. Dahice bir fikirmiş gibi söylemiştim en son dediklerimde.
“Gece hayatım yok, Nur Hanım.” dedi. Biraz utanmıştım. “Siz arkadaşlarınızla eğlenmek için mekana gitmez misiniz?” derken buldum kendimi. Ben yakın kız arkadaşlarım ile çıkıyordum ara sıra. Maaşımın yarısını bayılıp, gelirdim sonra da eve.
“Hayır Nur Hanım.” dedi.
“Efecan Bey, sağlıklı bir hayat sürmek için beslenmesine dikkat eder.” dedi Faruk Bey. Başımı olumlu anlamda salladım. Yutkunmuştum, bu maddenin ucu da bana biraz dokunuyordu. Neyse olsun, bir süre içmeyiverirdim bende.
“Başka bir şey?” dediğinde kısacık bir an düşündüm, ikimizden biri aşık olursa ve ayrılmak istemezse ne yapacaktık?
“Taraflardan biri boşanmak istemezse?” dedim. Bir sürü dizi izlemiştim. “Ne demek istiyorsunuz Nur Hanım?” dedi Efecan Bey. Yüzünde anlamdıramadığım bir ifade oluşmuştu. “Yani, bilirsiniz işte... Eğer taraflardan biri, diğerine aşık olursa ve bir yıl sonra boşanmak istemezse?” diye sordum. Ben kendime güveniyordum ama sonuçta bir yıl boyunca, aynı evde kalacaktık. Üstelik hayatımızda başka kimse olmayacaktı. “Niyetimi bozup, bozmayacağımı mı merak ediyorsunuz?” dediğinde gözlerimi sonuna kadar açtım. Utanmıştım, elimle saçımı kulağımın arkasına sıkıştırdım. Boğazımı temizledim.
“Ben her ihtimali düşünüyorum sadece.” diye mırıldandım. Bakışlarım, oynadığım parmaklarıma kaymıştı.
“Bir yıl sonra boşanacağız: Tek taraflı aşk yaşayan kişi de bu karara uyacak. Yoksa tazminat öder.” dedi. Gözleriyle sözleşmeyi işaret ettiğinde, ödenecek tazminat tutarına baktım: YUH! YOK ARTIK! Ben bu kadar parayı hayatım boyunca değil yan yana görmek, sayının nasıl telaffuz edileceğini bile bilmiyordum.
Kızım Nur, aşık olmak gibi bir hata asla yapamazsın.
Gözlerimi kırpıştırdım. Yutkundum. Olsam bile boşanırken sorun çıkartmazdım; olur, biter.
“Tamamdır.” dedim yüzümdeki memnuniyet dolu gülüşle. Efecan Bey de gülümsedi, ardından Faruk Bey hızlıca yeniden düzenlenmiş halde sözleşmenin çıktısını getirdi. İmzalamamız için önümüze koyduğunda hızlıca sözleşmeyi kontrol ettim, gülümseyerek Efecan Bey’e baktım.
Bana kısa bir bakış atarak önündeki sözleşmeyi imzalayarak bana doğru ittirdi; bende imzaladım ve sözleşmeleri ona doğru uzattım.
Yüzümde alacağım intikamın sevinciyle Efecan Bey ve Faruk Bey’e baktım.
“O halde hayırlı olsun.” dedik karşılıklı olarak.