“Lan Faruk; sence doğru mu yapıyoruz?” dedim karton kutuyu sımsıkı tutarken. Asansörü beklemeyerek merdivenleri çıkıyorduk. Faruk, neredeyse düşmek üzere olan karton koliyi hoplatarak düzeltti, “Evet.” dediğinde sustum. Yaptığımız şeyi düşünüyordum; aileme artık ayrı eve çıkmak istediğimi söylemiştim. İtiraz etmişlerdi ama onları dinlememiştim. Sürekli hayatıma karışıyorlardı; hayatımı ve beni kontrol etmeye çalışmalarından bıkmıştım. Kabak tadı veriyordu. Özellikle de her fırsatta dedemin bana ‘Evlen, evlen’ diye baskı yapması. “Anahtar cebimdeydi Efecan.” Sıkıntıyla nefesimi bıraktım. Elimdeki koli ile anahtarı nasıl alacaktım? “Hangi cebinde?” dedim. “Versene.” Kolilerden birbirimizi göremiyorduk bile. “Sağ cebimde, elim dolu ya. Sen aç işte kapıyı.” dediğinde ofladım. Sanki ben koli

