Asya Gözlerimi açtığım gibi geri kapattım. Güneş ışınları gece çekmeden uyuduğum perdeden odaya sızıp yüzüme vururken bu dünyada daha fazla yaşamak istemiyordum. Aklıma dün verdiğim sözler gelince kafamı yastığa bastırıp bir süre kendimi boğmaya çalıştım. Ama ölmediğim gibi bir de boş yere yüzümü acıtmıştım. Babamdan yediğim dayak yüzünden dudağım ve kaşım ikişer yerinden patlamıştı. Yanaklarım hala daha yediğim tokatların kırmızı izlerini taşıyordu ki bunda sevdiğim adamın da payı oldukça büyüktü. Bir gözümün altındaki morluğun rengi iyice koyulaşmıştı. Gözlerimin akları zaten ağlamaktan kıpkırmızıydı ki bunu söylememe gerek bile yoktu. Elim yavaşça başımdaki bandaja gitti. Babamın attığı tokatla yere sert düştüğümde çarptığım için yarılmıştı. Kaldırıp altına bakma gereği duymamıştım

