Asya Önümde dizili olan kravatların üzerinde elimi dolaştırıp koyu renk olan bir tanesini seçtim. Tabii Bozo da o sırada söylenerek gömleğinin düğmelerini ilikliyordu. Onun bu haline kıkırdayarak yanına gidip dudaklarının üzerine bir öpücük kondurdum. "Yaa söylenme Bozo, hem bak kravat bence sana çok yakışacak." "Ulan var ya ben bu kravatı bulanın anasını da avradını da-" Elimi Bozo'nun ağzının üzerine koyup gözlerimi kocaman açtım. "Çok ayıp Bozo, bebek duyuyor." Bozo bir bana bir de karnıma bakıp merakla sordu. "Kızım gerçekten bizi duyuyor mu yavrum?" Omzumu silktim. "Duyuyordur herhalde, bilmiyorum ki." "Tamam o zaman küfür etmeyeyim bundan sonra, madem kızım duyuyor." Boynuna bağladığım kravatı özellikle iyice sıkıştırıp Bozo’yu boğdum. "Çok hainsin Bozo! Hayır yani

