Esmer Konağın ağır kapısından içeri adımımı atar atmaz, havadaki gerginliği hissettim. Salonun loş ışığında annem Ezma Hanım, kanepenin üzerinde bir general edasıyla oturuyordu. Yüzündeki ifade, sorguya çekileceğimi anlamak için fazlasıyla yeterliydi. İstemsizce bir iç çektim. Yine başlıyorduk. “Niye yalnız bıraktın onları, Esmer?” diye başladı hemen. Sesi keskin ve yargılayıcıydı. “Tahir’le Ceylan’ı. O çiftlikte baş başa, kim bilir neler oluyordur.” Gözlerimi devirdim, sabrım zaten azalmıştı. “Onlar karı koca anne,” diye çıkıştım kaşlarımı çatarak. “İstediklerini yaparlar, sana ne oluyor? Sanki Ceylan kocanı almış gibi konuşup duruyorsun!” Annemin yüzünde bir öfke dalgası belirdi. “Ne emeklerle büyüttüğüm oğlum,” diye homurdandı sesi tizleşerek, “Onun gibi köylü, bir zamanlar şişko ol

