Ceylan Salonda sessizlik çökünce, kalbimin atışları kulaklarımda yankılanıyordu. Esmer gitti. Artık sadece Tahir ve ben vardık. Ve aramızda, yıllardır konuşmaktan korktuğumuz her şey. Tahir, poşetten çıkardığı rakı şişesini masaya koydu. O soğuk, cam yüzey bana bir yargıç tokmağı gibi göründü. “Bu akşam içiyoruz, sevgili karıcığım,” dedi. “Sevgili karıcığım”... Bu sözler eskiden içimi ısıtırdı. Şimdiyse, üzerime bir sorumluluk gibi çöktü. Çünkü bu akşam, o sözlerin hakkını verip veremeyeceğimizi konuşacağız. “İçelim,” dedim sesim çatallanırken “Ve konuşalım, Tahir. Her şeyi.” İçim cız etti. Her şeyi. Gökhan’ı. Yasemin’i. O korkunç geceyi. Ve en önemlisi, Moskova’da olanları. Bunca yıldır neler yaptığını gerçekten merak ediyordum. Üstün körü söylemişti ama gerçekten konuşana kadar inan

