Ceylan Doktorun beyaz önlüğünün ardında kayboluşuyla birlikte, odada yapayalnız kaldım. “Endometriozis” ve “kısırlık” kelimeleri, zehirli bir yılan gibi zihnimde dolanıyor, her kıvrılışında biraz daha derinden ısırıyordu. Diyarbakır’ın o puslu, unutmak istediğim günleri... Benden saklanan, belki de saklanmak istenen acı bir gerçek... Gözlerim buğulu, nefesim kesik kesikti. Hastane odasının steril, soğuk beyazlığı üzerime çöküyordu. Telefonumu titreyen, soğuk parmaklarımla kavradım. Ekranı buğulanıyor, tek bir isme odaklanıyordum. Tahir. Aç... lütfen aç... diye yalvarıyordum içimde, yüreğim ağzımda atarken. Ama telefonun tekdüze, acımasız çalma sesi yerini bağlantının kesildiği o sese bırakıyordu. Mesajımı görmemiş miydi? Yoksa... yoksa Firdevs babaanne ile olan o şiddetli hesaplaşmanın

