2.Bölüm

1360 Kelimeler
Tarık iptal olan düğünden sonra dım dızlak öylece kala kalmıştı. Çünkü kayın pederi olacak o adam onu işten atmakla kalmadığı gibi iş bulmasını engellemişti. Gittiği her kapı teker teker yüzüne kapanırken, hayalleri de bir biri ardına batıp gitmişti. Artık bu ülkede hiçbir şirkete kabul edilemeyeceği aşikardı. Tek bir şansı vardı o da yurt dışında çalışmaktı ama göndermiş olduğu cv'ye dönüş de en erken bir aya kadar ancak olurdu. Kabul edilip edilmeyeceği kesin olmadığı gibi yurt dışında çalışmak istemediği gerçeğide vardı tabi. Yardım için aradığı zengin arkadaşları da telefonlarına çıkmayınca bir ağaç gölgesinin kaldırımında oturup kara kara düşünmekte hiçbir işine yaramıyordu. Tüm bunlar yetmezmiş gibi düğün için girdiği borçlarda cabasıydı. Ne çalışacak bir işi nede gidecek bir evi vardı zira ev sahibi tarafından pılısını pırtısını öğlen eve döndüğünde kapının önüne yığılmış bulduğunda artık ne itiraz edecek nede derdini anlatacak bir gücü vardı. İlk kez çevresinde ki insanlara doğruyu söylüyordu ve kimseyi buna inandıramıyordu. Iyilikten maraz doğar diyen atalar boşuna dememişlerdi. O gece o kıza yardım etmeseydi şuanda Ceyda ile birlikte maldivler de balayında olacaktı. Ama şuanda tam olarak bir kaldırımın üstünde gidecek bir yeri olmayan sokak kedileri gibi öylece oturuyordu. Ve birden aklına gelen düşünce ile yerinden kalkıp, bütün bunlara sebep olan kızın evinde aldı soluğu madem hayatını mahvetmişti o kara şeytan bütün bunların hesabını verecekti. Nehir o geceden ve olaylı günden sonra kendini toparlamaya çalışsa da günden güne içinde o adama karşı öfkesi gittikçe büyüyordu. Tamam adamın olaylı iptal olan düğünü gazete manşetlerinde ve şirkette dedikodularda dinlese de büyük bir tranva oluşturmuştu onda. Her ne kadar belli etmemeye çalışsa da o geceye dair hiçbir şey hatırlamaması da onu daha fazla tetikliyordu. Bunları düşünmemek için şirkette oradan oraya koşturmaktan canı çıkmıştı eve gidip kendine ılık suyun altında ödüllendirip kitabını ve kahvesini yudumlamak istiyordu ama beklediği kesinlikle ama kesinlikle evinin kapısında düğünü nü basıp ortalığı bir birine kattığı adamı beklemiyordu ilk önce onu kapısının önünde görünce şaşkın bakışlarla inceledi, onu ilk gecenin başlarında gördüğünde çok beğenmişti, siyah gözlerini çevreleyen uzun gür kirpikler çıkık elmacık kemiği kalın ve erkeksi dudakları ve uzamış olan kirli sakalları ile o gecenin aksine yorgun görünüyordu. Bu adamla hayatının en özel gecesini yaşamıştı ve hiçbir şey hatırlamıyordu. Aptal aptal adamı incelemekte olduğu fark ettiğinde kendini toparlayıp valizine sarılıp uyuyan adamı uyandırmak için ayağı ile dürttü. Kapısının önünde sokak kedisi gibi uyuyup kalma sebebinin merak ediyordu açıkçası... Tarık serttçe dürtülmenin verdiği huysuzlukla gözlerini kırpıştırıp hayatını hallaç pamuğu gibi didikleyen her şeyi berbat eden kıza baktı gözlerini kırpıştırarak. "Olaylar prensesi de teşrif ettiler. Saatin kaç olduğundan haberin var mı senin?" Nehir şaşkınlıkla kendine hesap soran adama ters ters bakıp çemkirdi, "Senin ne işin var burada? çekilirsen eve gireceğim" Tarık da bunu bekliyordu zaten. "bence de artık eve girelim götüm dondu kapıda seni beklemekten" deyip güçlükle tutulan belini tutarak yerinde doğruldu. Nehir ise onun söylediği şeyi aklında süzmekle meşguldü, Ne demekti eve girelim. Bu adam onun evine girmekten mi bahsediyordu? "Sen nereye geliyorsun pardon?" dedi ona düz düz bakarken. Tarik belini sağa sola kırdıktan sonra kıza bakıp teker teker konuştu, "Seninle içeri geliyorum, çünkü senin yüzünden evimden işimden olduğum yetmediği gibi gidecek bir yerimde kalmadı" dedi. "Benim yüzümden mi?" gerçekten bu adam ne dediğini bilmiyordu, onunla birlikte olmuştu bunu yaparken sarhoş olması ve bundan faydalanması da cabasıydı. Ama yüzsüzlükte sınır tanımayan adam bütün bunları yapmamış gibi kapısına gelip her şey için Nehir'i suçluyordu. Oysa ki nehir sadece gerçeği söylemişti. "bana bak seksi şeytan o gece seninle birlikte olduğum yalanını nasıl uydurdu isen sayende kimse bana inanmıyor içeri geçip konuşup bozduğun ne varsa hepsini düzeltmen için sana bir şans vereceğim" dedi. Nehir duyduğu şeyin doğruluğundan emin olmak için tekrar sordu, "Seninle birlikte olduğum yalanı mı?" Tarık'ın zaten yıpranmış olan sinirleri harekete geçmişti artık, "Bana bak kızım, geri zekalı mısın, şizofren misin nesin bilmiyorum ama ben seninle birlikte olmadım o gece. Sadece yardım ettim sana bir adam sana barda asıldı kolundan çekiştiriyordu kavga çıktı sen çok sarhoştun bütün gece bütün erkekler aynı Bokun soyusunuz diye sayıklayıp durdun. Bırak seninle yatmayı öpüşmedik bile" Dedi. Nehir'in aklından Tarık'ın anlattıkları ile bazı silik görüntüler geçti evet barda onun kolunu çekiştiren birini ve gürültüleri hatırlıyordu ama ev kısmı hala silikti, üstelik yatakta çıplak uyanmış ve çarşafında da leke vardı. Ama adamın söyledikleri doğru ise o zaman günlerdir boşuna acı çektiğini düşündü. Emin olmak için Tarık'ın siyah gözlerine çevirdi bakışlarını, "yani biz o gece birlikte olmadık mı gerçekten" dedi tekrar. Tarık derin bir soluk verip bezmişçesine cevap verdi, "Evet, aramızda o gece hiçbir şey geçmedi, çünkü ben gidip sayende evlenemediğim nişanlımla birlikte oldum. Sen ne yaptın gelip düğünümü basıp hayallerinde mi yoksa gerçekte öyle mi olmasını istediğini bilemiyorum bu kanıya nasıl vardıysan bana da anlat bende bileyim" dedi. "Ama, neden bir haftadır gelip bana hesap sormuyorsun o zaman?" dedi Nehir. "Çünkü başıma açtığın bela ile uğraşıyordum, sayende sap gibi ortada kaldım" dedi. Nehir bir süre Tarık'ı inceledikten sonra kapıyı açıp içeri geçti ve Tarık'ın da girmesi için kenara çekildi. Tarık elinde valizi ile bu eve girdiğinde bilmiyordu ki hayatında her şey tek tek yeniden düzenlenecek inanmadığı yapmak istediği her şeyin bu küçük daireden geçtiğinden haberi yoktu, sadece her şeyi düzeltene kadar bu evde barınmayı planlamıştı. Nehir ışığı açıp üçlü koltuğa oturan tarık'ın sağında ki duvara dayanan ikili koltuğa oturdu. Eğer adamın söyledikleri doğru ise bir insana yapılacak en kötü şeyi yapmış olmanın verdiği pişmanlıkla hangisinin daha berbat bir duygu olacağını tarttı ama ikisi de berbat bir durumdu. "Uyandığımda çıplaktım" dedi sonrasında. "Olabilir çıkmadan önce sana üzerini çıkarmanı üstünün kusmuk olduğunu söylemiştim ama inan bana sadece o karnında ki seksi çizgi dışında hiçbir şey hakkında bir bilgim yok" dedi. Bir haftadır Tarık birilerine bir şeyler anlatmaya çalışıyordu ama kimseye kendini dinletmeyi başaramamıştı şimdi Nehir onu dinlerken bu durumun aptallığına alayla güldü. Kesinlikle derdini anlatacağı kişi bayan felaket olmamalıydı. "Ya çarşafta ki leke" dedi Nehir gözlerini kaçırarak, "Ben görünce" dediğinde Tarık'ın günler sonra içinde kaybolan bir mutluluk kırıntısı ılık bir akımda kalbinden dudaklarına bakarken dudakları onun kontrolü dışında tebessümle ayrıldı ve sesinde neşeli bir kırıntı döküldü, "bakire misin?" dedi inanamamıştı, böyle bir güzelliğin el değilmemiş olması hiç ama hiç beklemediği bir şeydi, kesinlikle o gece onunla bir yakınlaşma olsaydı bunu aklının ucuna bile getirmezdi. "O zaman o seksi vadide kimse varlığını hissettirmedi de" dedi. Hiç beklemediği bir şekilde. Aynı şekilde Nehirde beklemiyor olacaktı ki utançla yüzü kızardı. Tarık kızın kızardığını görünce inandı. "Bakire bir kadın düğünümü basıp onunla birlikte olduğumu söyleyip her şeyi berbat etti, harika" dedi sinirden gülerken. Nehir ise onunla bir şeyler yaşamamasına sevinse de, bir insanın geleceğini etkileyen bir duruma sebep olduğu için sevinemiyordu. "Ama sen o gece altında ki araba dedi, o mekan?" diye ekledi. Tarık, kaybettiklerine bir iç geçirip, "Hepsi şirketin ve evlenecek olsuğum kadının bana sunduğu imkanlardı ve biliyor musun bilmiyorum ama o kadın koca bir servetin tek varisiydi. Sayende zenginlik içinde yüzmem gerekirkenşu halima bak" dedi öfke ile. Nehir ise şaşkınlıkla adama baktı, "Parası için mi ebleniyordun o kadınla" dedi. Tarık hiç düşünmedi, "ay lütfen fakir kızın aşk edebiyatını dinleyemeyeceğim ama, Ceyda zengindi, bana istediğim her imkanı sunmanın yanında, ayrıca güzel ve bakımlı bir kadındı tek sorun kısanç olmasıydı onun dışında bir kadında her istediğim özellek zaten onda vardı" dedi. Nehir ona midesi bulanarak bakarken, "aşık olmadığın bir kadınla evlenecek olan bir adisin" diye tısladı." O kıza iyilik yaptığım için sevindim ve senin için içimde ufacık bir üzüntü kalmadı" dedi yerinden kalkarken. Ama Tarık bu sözlere çok kızmıştı, "Bana bak, sen benim hayatımı mahvettin farkında mısın, evliliğim ve özel hayatımda en son düşüncelerini ifade edecek en son kişi sensin" dedi. Nehir adama aynı öfke ile bakıp cevap verdi, "Allah aşkına sende ne buldu bu kız merak ettim" dedi. Karşısında hiçbir zaman istemediği bir karakter oturuyordu, insanları parasına göre değerlendiren, hayatta tek amacı zengin bir kadınla evlenmek olan ve hayatını yaşamak olan bir adam. Almanya da bunlardan çok vardı özellikle çoğu genç Türk erkekleri zengin yaşlı kadınlarla parası için evleniyordu. Bu çok iğrençti ve karşısında ki adamda onlardan biriydi. "Şimdi sana bende ne bulduğumu göstermek isterdim ama, sana iyilik edince başıma gelecek en kötü şeyler gelmişken bu hiç iyi bir fikir değil" dedi. "Bu evde kaldığın sürece cinsellikle ilgili imada bulunursan kendini kapının önünde bulursun" dedi. Tarık duyduğu şey ile gözlerini kırpıştırdı, "Yani burada kalmama izin var diyorsun" "Sadece ben hatamı telafi edinceye kadar"
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE