Selamün aleyküm gençler.
Soru:Gitmek mi? Kalmak mı?
İyi okumalar.
•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••
Gözlerimi zorlukla sırtımda ki kasılmalarla açtığımda en son olanlar beynime hızla üşüştü. Kaçmaya çalışmam. Merdivenden yuvarlanmam.
Sanırım en çokta Arın'ın kaçmaya çalıştığım için tepkisini merak ediyordum.
Kuruyan boğazımı yutkunarak geçirmeye çalışsam da bir işe yaramamıştı.
Su bulma ümidiyle kafamı komodine çevirdiğimde büyük bir bardak dolusu su olduğunu gördüm. Derin bir nefes çekip yerimden kalkmaya çalıştığım da sırtıma giren yüksek derecede ki ağrıyla resmen yerime mıhlanmıştım. İstem dışı ağzımdan inleme çıkmıştı. Sırtımda ki ağrıyla gözlerim dolarken geri kasılan sırtımı rahatlatmak adına derin nefesler alıyordum.
Derin nefesler almam bir işe yaramazken göz yaşlarım çoktan özgürlüklerine kavuşmuşlardı. Kendimi tutamayıp sesli bir şekilde hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlamıştım.
Vücudum artık hiç bir şekilde acıyı kabul etmiyordu. Sert bir şekilde odanın kapısının açılmasıyla kapıyı açan kişinin kim olduğunu tahmin etmek zor değildi.
Sert adım sesleri yanıma yaklaştıkça Arın'ın bana kızma düşüncesi daha da ağlama mı çoğaltmıştı.
Arın yatağın önüne gelip yüzümün hizasında yere çömeldi.
Dur durak bilmeyen gözyaşları mı eliyle teker teker sildi. Yüzüme eğilip anlımı öptükten sonra az da olsa aramıza mesafe koydu.
"Güzelim,söyle neren ağrıyor"diye sakin ses tonuyla sordu. Ağlamaktan ona cevap veremiyip kafamı daha çok yastığa gömdüm. "Güzelim,nerenin ağrıdığını söyle ki acını dindireyim."Derin nefesler alıp kendimi sakinleştirmeye çalışıyordum.
"Sırtım çok acıyor Arın."diye zor bela söyledim. Gözlerine baktığımda şefkat ile bana bakıyordu.
"Tamam güzelim hadi bana yardımcı ol yavaşça doğrultayım seni ki doktorun verdiği kremleri süreyim"acıdan hiç bir şey düşünmediğim için kafamı olur anlamında salladım.
Çömeldiği yerden ağır ağır kalkıp bir elini kafamın altına diğer eliyle ise omuzlarımdan destek vererek yavaşça beni doğrultup arkama oturdu. Dişlerimi sıkıp sırtımda ki acıyı az da olsa unutmaya çalıştım.
"Arın.""Söyle güzelim.""Önce su verebilir misin bana,boğazım ağrıyor."diye sessizce mırıldandım. Hiç cevap vermeden komodi'nin üzerinde ki suyu eline alıp yavaşça içirmeye başladı.
Boğazımdan aşağıya akan serin su az da olsa beni yatıştırırken gözlerimi kapatmamak için zor tuttum kendimi.
Arın bardağı komodi'nin üzerine bırakıp daha yeni gördüğüm küçük eczane poşetinin içinde ki büyük kremi çıkarttı.
Kremin kapağını açıp komodin'e bıraktı. Elleri usulca üzerimde ki tişörtüme giderken utançla yüzüm kızardı. Tişörtümün uçlarını kavrayan elleriyle hızla ellerini tuttum.
"Arın.""Sakin ol güzelim, bırak ta yardımcı olayım sana, hem nikahlı karımsın."Ne kadar tedirgin olsam da sırtımın ağrısından fütursuzce elimi ellerinin üzerinden çektim.
Arın yavaşça elini sırtıma değdirmenden tişörtümü üzerimden çıkarttı.
Üzerimde ki siyah sütyenimle kalmanın utancı bir yana sırtımda olan izleri görmesi beni daha çok rahatsız etti.
Soğuk eli yavaşça sırtımda ki izler de gezinirken kasılan bedenimle sırtım yay gibi gerilmişti.
Sırtımda ki yaraları hatırlamak iğrenç anıları da beraberinde getirmişti. Titreyen ellerimi çarşafa dolayıp sertçe sıktım.
"Ne oldu sırtına, bu izler yeni değil,asla da düştüğün için olmamış."diye dişlerinin arasından konuştu.
"Arın.""Bu izler yetimhanede oldu değil mi?""Arın konuşmak istemiyorum.""Anlat güzelim,anlat ki geçmişte kim canını yakmışsa onların can damarını kopartayım. Sana bu kadar zarar veren insanları söyle ki hayatla olan bağlarını keseyim."diye sinirle söylendi.
"Arın şimdi değil lütfen. Başka zaman kendimi hazır hissetiğim de anlatayım.""Peki güzelim sen nasıl istersen. Ama bu fazla uzun bir süre olmayacak haberin olsun."diyip sanki incitmekten korkar gibi tüy kadar hafif bir öpücük bıraktı enseme.
Kremin soğukluğunu sırtımda hissetmemle kendimi geriye çekmek istesem de hemen bu düşüncemden vazgeçip bu anın bitmesini istedim.
Arın sırtıma masaj yaparak kremi yedirdiğin de az da olsa ağrım hafiflemişti.
Arın arkamdan kalkıp beni tekrar yavaşça geriye doğru yatırdı. Üstümde hâlâ bir şey olmamasının verdiği utançla çarşafı üzerime çektim.
Arın masanın üzerinde duran ıslak mendile ellerini silip yanıma geldi. Yatağın içine girip dikkatli bir şekilde beni kendine doğru çekti. Kafasını saçlarıma getirip öptü.
"Sana yemin ederim ki güzelim,sana şimdiye kadar bu acıları yaşatan her kesten intikamını alıcağım."diyip tekrar saçlarımı öptü.
Bir eli çıplak karnımda oyalanırken utanç tüm vücudumu ele geçirmişti.
Gözlerimi açtığımdan beri merak ettiğim soruyu sordum. "Arın.""Söyle."Söyle nedir ya Arın da anca bu kadar insan olabiliyordu sanırım.
"Şimdi ben kaçmaya çalıştım ya bana kızıcak mısın?"diye sesizce sordum. Tedirgin bir şekilde cevabını beklerken deve kuşu misali kafamı çarşafın altına sokmuştum.
Arın'ın dişlerini gıcırdatma sesi kulaklarıma iliştiğinde ufak bir yutkunma gereği duydum.
Kafama kadar örttüğü çarşafı açıp omuzlarıma kadar indirdi.
"Hayır,bu seferlik görmezden geleceğim,zaten yeterince yorulduğunu farzediyorum bu gün."diyip karnımda ki elini hareket ettirmeye başladı.
Bana kızmayacağını duyduğumda gevşeyen bedenimle rahat bir uykuya daldım.
•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••
Gün ışığının gözlerimi acıtacak derece de olması uykumu kaçırmaya yetmişti bile.
Yavaşça gözlerimi açtım. Dünküne göre sırtımda ki ağrı oldukça azalmıştı,ama yinede ince bir sızı yok değildi hani.
Yataktan yavaşça doğruldum. Karşıya baktığımda Arın takım elbisesini giyiyordu.
Üzerimde birşey olmadığı aklıma gelince hızla dünkü tişörtümü aramaya başladım. Yerde duran tişörtümü görmemle zor da olsa elime alıp hızla üzerime geçirdim.
Yatağa yaklaşan ayak sesleriyle kafamı kaldırdığımda Arın yanıma gelmişti.
"Kendini nasıl hissediyorsun güzelim,ağrın çok var mı?"ilgiyle sorduğu sorular ne kadar içimi rahatlatsada bu iyimserliği fazla sürmeyecek gibi görünüyordu.
"Düne göre daha iyiyim, canım fazla acımıyor."diyip gözlerinin içine baktım.
"Peki o zaman,benim şirkete gitmem gerekiyor geldiğimde yemeğe çıkacağız. Ona göre kendini hazırla ama üzerini giyme geldiğimde kremini süreceğim."diyip anlımı öptü. "Tamam"diyip usulca kafamı salladım.
"Rahat dur ve kendine dikkat et. Zorunda olmadıkça da yerinden kalkma."diyip hızla odadan çıktı.
Sıkıntıyla bir iç çekip çarşafı üzerimden attım. Yavaş ve ağır hareketlerle yataktan kalkıp lavaboya girdim.
Elimi yüzümü yıkayıp aynaya baktım. Merdivenden düşerken yüzümü koruduğum için yara yoktu. Tek sıkıntım sırtımdı sanırım.O da dünküne göre daha az ağrıyordu.
Saçlarıma baktığımda kuş yuvasına döndüş topuzum oldukça vahim bir durumdaydı. Ne kadar duş almak istesemde sırtımın ağrısından vazgeçip saçlarımda ki tokayı çıkartıp saçlarımı özgürlüğüne kavuşturdum.
Uzun saçlarım belime dökülürken fazlaca memnundum. Hiç bir zaman kısa saçlı birisi olmamıştım. Saçlarımı da oldukça seviyordum.
Fazla oyalandığımı farkedince hızla saçlarımı gevşek bir şekilde örüp bileğime taktığım siyah saç tokamı saçlarımın ucuna bağladım.
Lavabodan çıkıp giyinme odasına girdim. Gözlerimi kıyafetlerde gezdirip oldukça rahat olduğunu düşündüğüm kıyafetleri elime aldım.
Havanın oldukça sıcak ve bunaltıcı olduğunu düşünürsek bu etek ve tişört çok uygundu.
Aynada kendime baktığımda iyi göründüğümü düşünüp giyinme odasından çıktım. Etrafıma baktığımda yatağın oldukça dağınık olması beni huzursuz ettiği için adımlarımı oraya doğru ilerlettim.
Hızlıca ve belime dikkat ederek yatağı düzeltip odadan dışarıya çıktım. Kocaman evde benim ayak seslerim dışında hiç ses yoktu. Bu durum beni ürkütsede dışarıda onlarca korumanın varlığı az da olsa içimi rahatlatıyordu.
Karnımın oldukça acıktığı için direk olarak yemek odasına girdim. Kocaman masanın tek bir tarafı çeşit çeşit kahvaltılıklarla doluydu.
Bunları kimin hazırlayıp çıktığını çok merak ediyordum. Daha hiç görmemiştim.Bunları boş verip hızla masaya oturup önümde ki tabağa bir kaç çeşit kahvaltılık ve en sevdiğim sucuklu yumurtadan yemeye başladım.
Normalde asla bu kadar yiyemeyen ben,bugün nefes dahi alamayacak kadar karnımı doyurmuştum.
Bir kaç dakika yediklerimi sindirmek adına ayağa kalkıp odada tur atmaya başladım. Yürümek iyi gelse de asla bir daha bu kadar yememem gerektiğini kendime hatırlatıp durdum.
Kendime az da olsa geldiğimde hızla masayı toplamaya başladım.Tüm kahvaltılıkları dolaba koyup bulaşıkları da makineye dizdim.
Son olarak mutfakta ki dağıtığım yerleride temizliyip salona doğru ilerledim.
Kendimi oldukça büyük ve rahat koltuğa yüz üstü atıp önümde duran kumandaya uzandım.
Televizyonu açıp kanallar arasında gezerken tek temennim izleyecek ve oyalanacak bir şeyler bulmaktı.
Çizgi Film kanalında durduğumda tiksintiyle hızla kanalı değiştirdim. En sonunda romantik bir filme denk geldiğimde durup izlemeye başladım.
Kaç dakikadır bu filmi izlediğimi bilmiyordum ama oldukça uykum gelmişti. Esnemkten ağzım ağrırken neden bu kadar uykuya aç bir insan olduğumu da düşünüyordum.
Kanalı değiştirip slow müzik çalan bir kanalda durup kafamı daha da yastığa gömdüm.
Göz kapaklarım ağırlaşırken daha fazla direnmeyip uykuya teslim oldum.
••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••
Adımın seslenmesiyle hiç istemeyerekte olsa gözlerimi açtım.
"Işıl kalk güzelim hadi.""Arın."diye sersemce konuşup geri gözlerimi kapattım. Yüzümü okşayan soğuk elleri beni daha da mayıştırırken yanağımı daha da ellerine gömdüm.
"Hadi Işıl kalk gitmemiz gerekiyor""Daha erken değilmi ya bırak ta uyuyayım biraz daha.""Saat altı buçuk Işıl kalk hadi hazırlan."Gözlerimi büyütüp hızla yerimden doğruldum.Ben sabahtan beri uyuyormuydum.Hızlı kalktığım için sırtıma ufak bir ağrı girsede takmadım.
"Hadi yürü kremini süreyim sonra da hazırlanırsın.""Tamam da nereye gidiyoruz.""Yemeğe."Fazlasıyla açıklayıcı konuşmasıyla gözlerimi devirdim.
Elimden tutup ayağa kaldırdı. Hızını kesmeden yukarıya doğru ilerledi.
Ona ayak uydurmak için bende hızla arkasından ilerliyordum.
Odaya girdiğimizde beni koltuklardan birine oturtup yatağın yanında ki kremi alıp yanıma geldi.Dünkü gibi arkama oturup elini tişörtümün ucuna attı.
Utancım tekrardan gün yüzüne çıkarken bedenim titremeye başlamıştı bile.
Eteğin içine iliştirdiğim tişörtümü tutup hızla bedenimden ayırdı. Ellerimi önümde kavuşturup bu anın hemen bitmesini diledim.
Bir anda sırtımda ki yaralarda kuş kadar hafif öpücükler hissetmemle belim yay gibi gerildi.
Sanki tüm yaşadıklarımı bana unutturmak istermiş gibiydi.
Sırtımda ki ılık nefes uzaklaştığında yerini buz gibi krem devir almıştı. Sırtıma kremi yedirmek için masaj yaparak uyguluyordu.
O kadar mayışmıştım ki sırtımı arkama yaslayıp tekrardan derin ve soluksuz bir uykuya dalmak istedim bir an.
"Hadi hazırlan artık."hiç bir şey demeden kafamı sallayıp hızla kucağımda duran tişörtü üzerime geçirip oturduğum yerden kalktım.
"Beni sinirlendirecek şeyler giymekten oldukça sakın güzelim." Kesinlikle Arın da kişilik bozukluğu vardı,bu ne canım bir ânı bir ânına uymuyordu.
Giyinme odasına girip hızla kıyafetlere baktım.
Ellerimi kıyafetlerin üzerinde gezdirirken siyah saten bir gömlekte durdum. Dokusu oldukça hoşuma gittiği için askıdan çıkartıp üzerime tuttum. Gömleğe uygun pantolon bulmak için diğer bölmeye geçtim.
Yüksek bel mürdüm rengindeki kumaş pantolon dikkatimi çekmişti. Gömlek ve pantolonu üstüme tutup nasıl olduğuna baktım. Renk uyumu oldukça hoşuma gittiği için hiç zaman kaybetmeden hızla üzerime kıyafetleri geçirdim.
Pantolonun kemerini düzeltip ayakkabıların özenle dizildiği yere doğru ilerledim. Elim direk siyah stilettolara giderken hiç düşünmeden elime alıp odanın içinde bulunan büyük pufun üzerine oturup ayakkabıları ayağıma geçirdim. Zaman kaybetmemek adına hızla ayağa kalktığım için sırtım hafiften ağrısa da bu ağrı fazla uzun sürmemişti.
Aynanın karşısına geçip kendimi boydan boya süzdüm.

Görünüşüm oldukça hoşuma gitmişti. Giyinme odasında bulunan makyaj masasına oturup yüzüme fazla işlem yapmadan rimel ve hafif mürdüm renginde bir ruj sürmüştüm.
Saçlarım kendinden düz olduğu için fazla uğraşmadan önden iki tutam bırakıp saçlarımı tepeden sıkıca at kuyruğu yapıp omzumdan salınmasına izin verdim.
Masanın üzerinde duran fazlasıyla şık ve pahalı olduğu her şekilde belli olan parfümlerin kapağını açıp teker teker kokularına baktım.
En son kokladığım parfümden buram buram Yasemin kokusunu almamla onu kullanma isteğim oldukça ağır bastı.
Öncelikle boynuma,enseme ve bileklerime hafifçe sıkıp masanın üzerini topladım. Son kez bir eksiğim olup olmadığına baktım.
Her şey tam olduğuna kanaat edince yerimden kalkıp giyinme odasından çıktım. Odaya girdiğimde Arın arkası dönük bir şekilde camdan dışarıya bakıyordu.
Topuklu ayakkabımın sesinden geldiğimi anlamış olacak ki arkasını döndü.
Onu incelediğimde gözlerinde ki pırıltıyla bana bakıyordu. Adem elmasının hareket etmesiyle gözlerim orada takılı kaldı.
Ağır adımlarla yanıma gelip elini belime atıp sıkıca kendine doğru çekti. Aramız da ki yakınlık oldukça fazla olduğu için kalbim teklese de gözlerinin içine bakmayı bırakmadım.
"Çok güzel olmuşsun, sonum olacaksın."diyip hızla dudaklarıma serçe bir öpücük kondurdu. Olayın şokuyla şaşkınca ona bakarken tek kelime dahi edemiyordum.
Kalbim yerinden çıkacakmış gibi atarken nefes almakta zorluk çekiyordum.
"Hadi güzelim gidelim."diyip belimde ki elini çekmeden kendiyle birlikte yürütmeye başladı. Odadan çıkıp merdivenlere doğru ilerledik. Ayakkabımın tok sesi evin içinde yankılanırken bu his oldukça hoşuma gitmişti.
Evden çıktığımızda kapıda hazır bir şekilde duran arabaya doğru ilerledik. Sanırım arabayı şöför kullanıcaktı ki kendiyle birlikte beni de arkaya doğru bindirdi.
Arın yayvan bir şekilde koltuğa oturuken benim uzaklaşmama izin vermeden yanına doğru çekti.
"Gideceğimiz yer uzak mı?""Evet,ailemde orada olacak onlarla tanışacaksın. Sakın saçma bir şey yapma güzelim."diyip yüzüme bakmaya devam etti. Odada olanlar yüzünden yüzüne bakamadığım için hızla kafamı yere doğru eğdim.
Uzun bir yolculuktan sonra geldiğimiz yere baktım. Dışarıdan oldukça şık görünen bu mekanın içini de oldukça merak etmiyor değildim hani.
Arabadan inip Arın'ın yanına doğru ilerledim. Arının eli her zamanki gibi belimde ki yerini aldığında içeriye doğru adımladık. İçeriye göz gezdirdiğimde haddinden fazla gösterişli ve ben pahalıyım diye bağıran diğer tüm eşyalar içeriyi şık gösterse de beni oldukça baymıştı.
"Hoş geldiniz Arın bey,aileniz terasta sizi bekliyorlar."konuşan adama baktığımda zayıf ve oldukça cılız bir yapısını vardı. Korkudan ya da heyecandan olucak ki elleri titriyordu.
Arın yavaşça kulağıma eğildi. "O güzel gözlerin sadece bana baksın."diye uyarı dolu sesini duymamla hızla gözlerimi adamdan çektim.
"Buyrun size eşlik edeyim."diyen görevliyle birlikte terasa doğru yürümeye başladık.
Manzarası fazla güzel bir terasa çıktığımızda tam terasın ortasında ki büyük masada Arın'ın ailesi gülerek sohbet ettiklerini gördüm.
Arın'ın yönlendirmesiyle oraya doğru yürümeye başladık. Masada ki kişilerin bizi farketmesiyle gözleri bizim üzerimizde oyalanırken ufak bir yutkunma isteği duydum.
Sıcak bir gülümseme onlara gönderip saçlarımı önüme almak için yan döndüğümde gördüğüm kişiyle uzun zamandan beri kaybolan korkum tüm vücudumu boylu boyunca ele geçirdi.
Şuan tek hissetiğim iliklerime kadar olan korkudan başka bir şey değildi.
•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••
Evett bölüm hakkında ki yorumları alayım.
Işıl kimi gördü?
Bölümde en sevdiğiniz yer neresi?
Dikattt!!
Peygamber efendimiz (s.a.v) kızı Fatıma odaya girdiğinde ayağa kalkan biriyken kız çocuklarına saygı ve sevgi duyarken sizin ne haddinize kızlara zulüm,eziyet ve aşağılamak.
Kendnize çok iyi bakın görüşmek üzere.