Sabah kalktığımda ağabeyimin dediklerinin aklıma gelmesiyle somurttum, Yiğit malı yüzünden bir de ev hapsim başlamıştı. Tuvalete gitmek için odadan çıktığımda yerde oturan Rüzgar'ı görmemle durdum. Benim çıkmamla hemen ayaklandı, yüzü solgundu ve gözleri kızarmıştı. Bana sarılıp saçlarımı okşamaya başladı. "Burada mı uyudun sen?" diye mırıldandım. Cevap vermeden daha sıkı sarıldı, "Sanırım ölüyorum" diye güldüm. Beni bıraktığında yüzüne baktım, rahatlamış gibiydi. "Yapma bir daha böyle bir şey, ne kadar korktuğumun farkında mısın?" cevap vermeden yine konuşmaya başladı. "Hem sen dememiş miydin, kimse kimsenin geçmişine karışamaz diye" duvara yaslandım. "Sende, bizim kimse olmadığımızı söylemiştin" "Anlat" şimdi ağlamak istemiyordum. "Şimdi olmaz" dedim güçlükle. "Hem ağabeyim nerede?

