8. SON İKİ GÜN

1347 Kelimeler
Kahvaltı masasında oturmuş tabağımdaki zeytinli oynuyordum . “ Şunu yapmayı kes bir an önce yemeğini ye de gidelim .” Çeliker’in sözlerine kulak asmadan tabağımdaki zeytinle oynamaya devam ettim . Yarım saatin ardından evden çıkıp arabaya bindik. Kısa bir süre sonra bir gelinlikçinin önünde durduk. O kadar halsiz ve isteksizdim ki kendimi arabadan dışarı atıp derin bir nefes aldım . Ardından dükkana girdik her şekil ve zevkten gelinlik vardı . Kapının girişinde bizi görevli kadın karşıladı . “ Hoşgeldiniz buyrun efendim .” Dedi . -“ Daha önceden ayırttığım gelinliği getiri misiniz ?” Demesiyle birkaç dakika içinde kadın elinde şık ve gösterişli bir gelinlikle geldi . Kabine girip gelinliği denedin kabinin içindeki aynadan kendime baktım . Tam üzerime olmuştu alt kısmı kabarık üstü dardı parlak çok parlaktı . Göğüs dekoltesi oldukça iyi duruyordu ki güzel durmasında benimde payım vardı . Ardından kabinden çıktım . Çeliker tam karşımda uzun bir süre konuşmadan beni süzdü ardından “ olmaz bu başka bakalım .” Dedi . Bulduğum ilk aynaya gidip kendime bir daha baktım . “ Bence çok güzel nesi olmamış ?” Dememle bir şey demedi . Görevli kadına dönüp . “ Bu elbiseye benzer göğüs dekoltesi olmayan bir gelinlik var mı elinizde ?” Diye sordu . Ona dönüp “ ben bunu beğendim istersen sen kendin için başka bakabilirsin .” Dedim . Yanıma gelip kolumdan tuttu . “ Çıkar şunu .” Kolumu ondan kurtarıp geri kabine gittim üstümü çıkartıp dışarı çıktım . O sırada görevli kadın yeni bir gelinlik getirmişti . “ Denemeyeceğim götüre bilirsiniz .” Dememle Çeliker dibimde bitti . “ Sana denileni yapmak niye bu kadar zor geliyor he söyler misin ?” -“İstemiyorum hiç birini denemeyeceğim .” Diyerek dükkandan çıkıp arabanın önüne geldim . Ardımdan oda gelerek “ sana aldığım gelinliği düğün gününde istemesende giyeceksin Sahra senin seçim hakkın yok .” Dedi . Arabaya bindim arabayı çalıştırdı eve gelmemizle hızla inip odama gittim . Bir an önce bu pislikten kurtulmalıydım . Aklıma Esra geldi . Banyoya girip telefondan Esra’ya mesaj attım . ‘ Esra ben Sahra , Çeliker bu yurtdışı işine hiç yatmıyor bu çarşamba günü düğün olacak bir an önce hem kız kardeşim hemde ben buradan kurtulmalıyız .’ Diyerek mesajı gönderdim beş dakika içinde mesaj geldi . ‘ Bak Sahra bu çok tehlikeli olacak ama başka şansımız yok yarın akşam Elif’i bir şekilde evden çıkartıp korumalara yakalanmadan alırsam sende salı akşamı oradan çıkarsan onlar seni evde odanda sanarken biz çoktan uçağa binmiş oluruz . Salı günü evden çıkabilir misin kimseye görünmeden ?’ Telefonuma gelen bildirimle gelen mesajı açtım . ‘ Sen Elif’i çıkar bende bir yolunu bulup çıkmaya çalışacağım ben sana yazmadan bana yazma Salı günü bu cehennemden kurtulacağım .’ Diyerek konuşmayı bitirdik . Ardından banyodan çıktım . Camdan dışarı baktım . Aşağısı adam kaynıyordu . Sabah imkansızdı ama akşam yinede bir şansım vardı . Ardından hazır daha zamanım varken bahçede dolanmak istedim benim canım ön tarafa bakıyordu ama belki arka tarafta başka bir çıkış yolu daha olabilirdi . Üstüme atkımı atıp aşağı indim . Dışarı çıkıp kapıdaki adamlara “ bahçede biraz yürüş yapmak istiyorum .” Dedim bir süre birbirlerine baktıktan sonra çekildiler bahçe oldukça büyüktü . Etrafta gezinmeye başladım . Gözler benim üzerimdeydi . Arka tarafa gitmemle peşime bir koruma takıldı . Tamda tahmin ettiğim gibi arkada bir kapı vardı . Ama burada duran bir koruma yoktu akşam nasıl oluyordu bilmiyorum ama şuan kimseler yoktu . Tabi ben ve arkamda duran koruma hariç , mutfağın arka kapısı buraya açıldığını gördüm mutfağa gidersem kapıyı açar arka bahçeye girerdim tek sıkıntı bu kapıydı bunu açmam imkansızdı ses çıkartır yada biri görebilirdi . Bu nedenle en iyi yol tırmanmak olacaktı . Tabi ben bunları düşünürken evin etrafında defalarca dönüp durmuştum . Tırmanmasına tırmanılacak bir yerdi ama daha önce hiç tırmanmadığım için ilkte bunu yapabilir miydim bilmiyorum . Tek bir şansım vardı . Ardından eve geri girdim . Mutfağa gidip bir bardak su aldım . Tabi bu sırada mutfağın arkaya açılan kapısından arkaya baktım . Elimi kapı koluna koyup aşağı indirdim kapı açılmıştı . Geri kapatıp keyifle mutfaktan çıktım buradan kurtulmama az kalmıştı . Akşam yemeğini yedikten sonra odama çekildim . Aklımdaki plan kusursuz işlerse ortada bir sorun yoktu Buda keyifle uyumama neden oldu … Ertesi sabaha gözlerimi açtım . Pencereden içeri giren güneş havanın soğukluğuna rağmen parlak be güçlüydü . Esneyerek yatağımda birkaç dakika durdum ardından lavaboya gidip ihtiyaçlarımı karşıladıktan sonra üstümü giyinip odadan çıktım . Burada kurtulmak için son iki günüm kalmıştı . Kendimi ele vermemem herhangi bir şey belli etmemem gerekiyordu . Sofra kurulmuş daha doğrusu masa donatılmıştı . İki kişi için bu kadar hazırlık israftan başka bir şey değildi . Adam akıllı sofraya oturup yemek bile yenmiyordu ki , benim sofraya oturmamdan birkaç dakika sonra Çeliker gelip oturdu . Sinirli gözüküyordu . Merak etsemde onunla diyaloğa girme gibi bir isteğim yoktu . -“ Düğüne iki gün kaldı .” Demesiyle sanki yediğim şeyler zehir olmuştu boğazımdan geçmeye çalışıyormuş gibiydi . “ Biliyorum hatırlatmana gerek yok .” Çayından bir yudum alıp konuşmaya devam etti . “ Ne yapman gerektiğini biliyorsun dimi o gün sayısız konuk ağırlayacak güzel bir düğün organizasyonuyla evleneceğiz yanlış ya da yapmamam gereken bir şeyi yaparsan ki yapmayacaksın bir sıkıntı çıkmasını istemiyorum . ” -“Ay tamam yemek yiyorum şurada hem anladım nikah memuru gelicek evlenmek istiyor musunuz diyecek bende evet diyeceğim tamam bu kadar işte .” Diyerek yemeğe devam ettim . Karnım bugün ekstra bir açıkmıştı insanın keyfi yerine gelince karnında açılıyordu . Tabi Çeliker’i gördüğümde tadım kaçmış olsada , yemeği yedikten sonra tekrar bahçeye çıktım . Etrafta birkaç tur daha attım . Arka kapının duvarları tuğlalıydı eğer dikkat edersem tuğlalara basarak üç dakikaya çıkabilirdim . Yağmur damlalarının yüzeme damlamasıyla eve girdim . Yapacak bir şey olmaması canımı sıkıyordu . Şu bi ara girdiğim , tamamı benim resimlerimle dolu olan odaya gidip kapıyı açmaya çalıştım ama kitliydi . O resimlerin sırrını hala öğrenememiştim bu gidişlede öğrenemeyecektim . Çeliker gün içerinde evde dolaşmaz ya dışarıda olur ya da çalışma odasında olurdu . Evdende rahatlıkla iş yürüte biliyordu . Bende ortalıkta olmamasını fırsat bilip etrafta rahat dolanabiliyordum . Dönüp dolaşıp tekrar odama geldikten sonra Esra’ya yazmaya karar verdim . Şu son bir haftada her şey o kadar hızlı ilerliyordu ki eğer Esra olmasaydı buradan kurtulamazdım . Esra’ya yazıp, ‘Elif’i evden çıkartabildin mi ?’ Diye mesaj attım . Saniyesinde gelen mesajla derin bir nefes aldım . ‘ Sen beni ne sandın Elif yanımda kapıdaki görevlilere gözükmeden işi hallettim sende hazırsın dimi Salı günü bizimlesin .’ ‘ Arka kapıdan kaçıcam umarım bir sıkıntı çıkmaz Esra , eğer olursa geç kalırsam beni beklemeden gidersiniz benim için önemli olan Elif .’ Her ne kadar her şey tam olması gerektiği gibi tıkırında gitsede içimde bir korku yok değildi . Yakalanırsam bunun sonuçu ölümden başka bir şey olmazdı … Salı akşamı saat 23.45 , Karnıma giren kasılmalarla odanın içinde volta atıyordum . Evde çıt sesi bile çıkmıyordu camdan bakınca ön tarafta birkaç koruma vardı . Bende hazır bir şekilde bekliyordum . Daha fazla durmanın bir anlamı yoktu . Yavaş adımlarla kapımı açtım . Eğer şuan yakalanırsam mazeretim hazırdı . Su içmeye kalmıştım tabi umarım üstümdeki ceketi görmezden gelirsek makul bir mazeretti . Kolidorlarda yavaşça ilerliyordum aşağı inip mutfağa doğru yavaş adımlar atamaya başladım . İçeri girdiğimde ilk camdan arkaya bir göz gezdirdim kimse yoktu . Yavaşça açmaya çalıştım ama açılmadı dikkatli baktığım sırada kapısının üzerinde anahtar gördüm anahtarı çevirip bir daha açmayı denedim . Bu sefer olmuştu . Dışarı tam çıkmadan etrafa son bir kere daha göz gezdirdim . Arka kapıya doğru yürüdüm sağımı , solumu kontrol ederek işte zor kısım burasıydı ses çıkarmadan tırmanmaya çalıştım . İlk basamağı kolay olsada üstlere doğru taşlar inceliyor ayağımı koyacak yere bulamıyordum . Kan ter içinde sesizce tırmanmaya başladım . En üste gelince birkaç saniye soluklandım . Kapının arka tarafında tırmanılacak bir alan yoktu bende kendimi sarkıta bildiğim kadar sarkıtıp kendimi aşağı attım . “ Ah ” ağzımdan çıkan sesle ellerimi dudaklarımın üstüne bastırdım . Sesizce ayağa kalmaya çalıştım ayağımı burkmuştum ama yürümemi engelleyecek şekilde değildi . Nereye gideceğimi bile bilmeden ilerlerken bir ses duydum …
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE