İki hafta hızla geçti. Evde büyük bir telaş vardı. O gün nişan günüydü. Sabahın erken saatlerinde Mirza’nın evine kuaförler ve makyözler gelmişti. Salonda aynalar kurulmuş, saç malzemeleri masalara dizilmişti. Erva biraz heyecanlı bir şekilde koltukta oturuyordu. Kuaför saçlarını yaparken gülümsedi. “Bugün çok güzel bir gelin adayımız var.” Erva utangaç bir şekilde gülümsedi. “Teşekkür ederim.” Saçları yumuşak dalgalar halinde omuzlarına bırakılmıştı. Makyajı ise çok ağır değildi; doğal ama zarifti. Bir süre sonra Erva elbisesini giymek için odasına geçti. Dolabın içinde Mirza’nın özel olarak seçtiği elbise duruyordu. Elbise uzun ve zarifti. Açık krem rengi, ince saten kumaştan yapılmıştı. Bel kısmı vücudunu nazikçe sarıyor, aşağı doğru hafifçe dökülen bir etekle devam ediyordu.

