3.Plan

1021 Kelimeler
Kapımın çalmasıyla yataktan kalkarak gözlerimdeki yaşları silip kapıyı çalan kişiye konuştum. "Kim o!" "Benim yenge Evin!" Diyerek gelen ses görümcemin sesiydi.Evin yirmili yaşlarında genç bir kızdı.Kapıyı çalan evine içeriye gelmesi için konuştum. "Evin kapıyı çalman'a gerek yok canım!" Gülümseyerek bana bakan Evin konuştu. "Olurmu öyle şey yengecim!" Diyerek yüzüme bakan Evin ağladığı mı görmüştü ve yanıma oturarak konuştu. "Yenge sen ağlıyor musun!?" Ağladığı mı fark eden evine yalan söyleyemiyordum.Gözlerimi yavaşça kaldırıp bana bakan Evin 'e baktım. "Evin biz ağabeyin ile bugün tekrar hastaneye gittik.Ama hala bir gelişme yok!" Elini elimin üzerine koyan Evin beni güldürmek için konuşmuştu. "Aa yengecim böyle yapma Allah büyüktür.Sen bunabmı üzülüyordun!?" "Evin üzülmryeyimde ne yapim altı yıl oldu ama hala abine bir çocuk veremedim! Söylediklerimle yanağımdan bir bir akan yaşlar ile Evin 'e sarıldım. "Yenge yapma böyle ne olursun!" "Evin anam da bugün kısır olduğumu söyledi artık gerçekten benim bir çocuğum olmuyor!" "Hayır yengecim deme öyle hem annem böyle bir şeyi nasıl söyleyebiliyor anlayamıyorum!" "Artık o da anladı benim çocuğumun olmayacağını!" "Yengecim biraz güçlü ol Allah büyüktür!" Diyerek bana sarılan evin hemen konuştu. "Yenge sana ne anlatacağım.!" "Ne oldu anlat!?" "Bizim şu Rojat varya bana bir bakışları falan var yenge!" "Ne Evin ağabeyin duymasın sakın yoksa çok kızar!" "Yok yenge zaten aramızda bir şey yok sadece öylesine!" "Evin bir şey olursa karışmam.Biliyorsun abin onlarla kavgalı!" "Malesef ki biliyorum!Hadi ben kaçtım!" "Nereye deli kız!?" "Ders çalışmaya biliyorsun eğer üniversiteyi kazanamasam anam beni bir güzel çalıştırır!" Kahkaha atarak odadan çıkan Evin birazda olsa yüzümü güldürmüştü.Akşam yemek saati gelmişti.Ama benim canım hiç inmek istemiyordu.Eğer inmez isem Zelal ana bana çok kızacaktır.Çünkü Zelal ana kurallı bir kadındı dakikasında sofrada olmasak o zaman yandık demektir.Akşam yemeği için odamdan çıkarak on iki kişilik masaya doğru ilerledim.Abdullah ağa masanın en baş köşesinde oturuyordu.Yan tarafına oturan kişiyle tedirgin olmuştum.Bugün olanlardan sonra hiç Zelal ananın yüzüne dahi bakmak istemiyordum.Beni hiç sevmeyen Zelal ana diğer gelini Dilan 'ı benden daha çok seviyordu.Dilan sofraya geldiği gibi Zelal ana konuştu. "Dilan kızım gel otur!" Gözlerime bakarak nispet yapar gibi Dilan 'ı masaya çağırmıştı.Çünkü Dilan onun ağabeyisi nin kızıydı ben isem fakir bir ailenin kızı Dilan 'ı benden daha çok seven Zelal ana Dilan 'nın bütün hatalarını örter di.Ama ben bir hata yapsam anında kapının önüne koyar.Çünkü ben fakir bir ailenin kızıydım.Zelal anaya bakarak konuşan Dilan. "Yok ana ben aç değilim!" Zelal ana hemen panikle konuştu. "Ne oldu kızım iyi misin?Hasta falan değilsindir umarım!" "Yok ana biz Baran'la dışarda yedik!" Dışarda yemek yiyen Dilan ve Baran abiye hiç bir şey demeyen Zelal ana konuştu. "Tamam kızım odana çıkabilirsin!" Eğer dışarda yemek yiyen kişi biz olsaydık şimdiye kadar evde kıyamet kopmuştu.Yemeğimi yedikten sonra odama çekilecekken Zelal ana hemen arkamdan konuşup beni durdurdu. "Mihriban nereye!?" Arkamı dönüp çekinerek konuştum. "Ana odama gidecektim!" Emreder gibi konuştu. "Hadi git bana bir kahve yap çalışanlar masayı topluyorlar sende bir işe yaramış olursun!" Koca Konakta o kadar hizmetçi o kadar çalışan arasında benim kahve yapmamı istemişti.Yavaşca bana bakan Zelal anaya konuştum. "Tamam ana!" Mutfağa doğru ilerlediğim de arkamdan tekrar bağıran Zelal ana "Orta olsun güzel yap!" Kahvesini orta isteyen Zelal anaya kahvesini hazırlayıp salona götürdüm.Zelal ana ile oturmuş kahkaha atan Dilan aşağıya inmiş ve halasıyla oturuyorlardı.Bugüne kadar Zelal anayla hiç oturmamıştık.Çünkü beni hiç sevmiyordu.Zelal anaya kahvesini verdiğim zaman Dilan bana bakıp konuştu. "Mihriban nerede benim kahvem!?" Diyerek Zelal ana konuştu. "Sen Dilan 'a niye yapmadın!?" "Ana o yoktu!" "Hadi git Dilan 'a kahve yap hadi!" Bana bağıran Zelal ananın sesiyle hemen mutfağa girip Dilan 'a kahve yapacaktım.Ben bu evde bir hizmetçi muamelesi görüyordum. *** Bu Mihriban'ı hemen bu evden yollamam gerek annemin gözde gelini ben olacağım.Mihriban mutfağa gittiği an anama bakarak konuştum. "Ana bu Mihriban hamile değil mi!?" Bana bakarak konuşan Zelal ana "Hayır bu kısır çocuk falan getirmez!" Fırsat bu fırsattı Zelal ananın sinirli halinden faydalanıp kışkırtmam lazım. "Ana bak ne diyeceğim gel biz Civan 'a başka bir kadın getirelim hem kısır da olmaz bu aileye bir torun ve Civan'a da bir evlat getirecek birisi!?" "Dilan dün gece Abdullah Bey'le konuştum o da kabul etti.Ama öyle bİze gelin gelecek bir kız yok!?" Anama bakarak konuştum. "Aa ana nasıl kız yok!" Bana hemen gözlerini çeviren Zelal ana konuştu. "Dilan Mardin'de oğluma ikinci eş olarak kim var kim kuma ister ki!?" "Ana benim tanıdığım birisi var senin için de uygunsa bu iş olur demektir!?" "Söyle bakalım kimmiş bu senin aklında olan kişi!?" "Ana bizim Berfin!" Zelal ana gözlerini kısarak hangisi olduğunu anlamaya çalışıyordu. "Hangi Berfin Dilan!?" "Cihangir ailesinin kızı ana hem zenginler de Civan'a da çok yakışır o kız!" "Aa tamam şimdi hatırladım Delal hanımın kızı Berfin!" "Evet ana o kız!" Zelal anaya söylediklerimle hemen karar vermişti. "Tamam kızım ben akşam Abdullah beye söylüyeyim yarında olmadı Civan'a söyleriz!" "Sen bilirsin Ana ama bu kız Civan'a çok yakışacak!" "Evet evet o kısır benim oğluma bir evlat veremiyor son çaremiz civanı tekrar evlendirmek!" Planım işe yaramaya başlamıştı.Zelal ananın aklına o kızı sokmayı başarmıştım. *** Kahveyi yapıp salona götürünce Zelal ana ile Dilan fısır fısır bir şeyler konuşuyorlardı.Kahveyi hemen bırakarak odama çekilmiştim.Odama gelerek balkona çıkıp temiz bir hava almak istedim.Balkondan gördüğüm Mardin'in güzel manzarasıyla içime çektiğim havayla arkamdan belimi saran Civan başını boynuma koyarak koku mu içine çekmeye başlamıştı.Yanağımdan öpen Civan arkamda durarak konuştu. "Yavrum ne yapıyorsun!?" Gözlerimi manzaranın güzelliğine dalmış bir şekilde Civan'a sorarak konuştum. "Civan ne olursa olsun beni hep sevecek misin!?" "O nasıl soru güzelim tabiki sevecem sen benim Dünyam sın sen olmadan ben bir hiçim!"Mihribanım" Mardin'in güzel manzarasından gözlerimi alarak Civan'a dönüp konuştum. "Ama Civan ben sana bir evlat veremediğim için çok üzgünüm lütfen beni affet olurmu!?" Gözlerime dolan yaşlar yanaklarımdan bir bir akmaya başlamışlardı.Elini yanağıma koyan Civan yüzümdeki göz yaşı ıslaklarını siliyordu. *** Kapının aralıklığıyla durdum.Kapının arasından gördüğüm Civan ile Mihriban'ı sarmaş dolaş bir şekilde ne yapacağımı bilemez haldeydim.Siz böyle yakın olmaya devam edin ben sizi ayırmasını bilirim.O Mihriban denilen pisliği Civan'ın etrafında görünce deliye dönüyordum.Bir ana önce Zelal ana bu işi olacağına vardırmalı.Mihriban seni evden gönderdiğim gün benim bayramım olacak hem gözde gelin olacağım hemde Civan benim olacak.Ben Civan'ı seviyoriken beni o gerizekalı Baran'la evlendirdiler asıl benim kocam olmayı hak eden kişi Baran değil Civan dı.Sana kuma getireyim de bir birinizi yiyin elinde sonunda Civan benim olacak Mihriban öfkeyle kapı önünden uzaklaşarak odama gittim.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE