7

1067 Kelimeler
Gözlerimi hafifçe aralamaya çalıştığımda göz kapaklarım bana engel oldu. Uğultu şeklindeki ses dalgaları kulaklarımı okşarken ağzımdaki tattan kurtulmak istercesine yutkundum. Bilincim geceye göz kırparken yer çekimi üzerimden kalktı. Sadece sırtımın belli bir kısmında ve bacaklarımın alt kısmında baskı vardı. Sıcak bir nefes tenimi okşadı ve ben de birinin kucağında bir yere taşındığımı anlamış oldum. Güzel kokan birinin. Başımı sıcak göğsüne bastırdığımda o koku çok daha baskın ve bir erkeğe ait olduğu daha belirgin bir hâl aldı. Bilincim tamamiyle yerinde olsa gözlerimi açar ve kim olduğuna bakardım ama bu kafayla yapabildiğim tek şey kafamı biraz daha bastırmak ve sallandığım için homurdanmak oldu. "Şşş. Uyumaya devam et. Güvendesin." Bu güzel ses kalbimi kıvrandırırken bende öyle yaptım. ** Sabah gözlerimi sadece üstümdeki örtüye yeniden sarılmak için hafifçe aralayarak elimle yattığım yeri yokladım. Allah aşkına neden sadece üstümüz açıldığında bizi örtmek için bir robot yoktu? Her zaman aynı işkence. Olmaz ki canım. Bulamayınca da Oflayarak gözlerimi tamamen açtım ve o an beynime balyoz misali inen gerçekle donakaldım. Ben neredeydim? Kalbim hızlı atmaya başlayınca etrafıma bakındım. Karşı ki yatakta bir kız uyuyordu. Benim aksime üstündeki örtüye sıkıca sarılmıştı. Yatağın yanında üstü romanlarla dolu bir çalışma masası vardı. Duvarlar boydan boya müzik grupları ve ünlü oyuncu posterleriyle doluydu. Büyükçe bir gardolap odanın yarısını kaplıyordu ancak onun üstü de odanın diğer kısımları gibi posterlerle kaplıydı. Sonra da benim uyuduğum yatak vardı. Tuvalete gitmem gerektiğini anlayınca odayı incelemeyi bırakıp hızlıca odadan çıktım. Karşımda iki oda vardı ve ikisinin de kapısı kapalıydı. Şansımı tam karşımdakinden yana kullanarak kapıyı yavaşça araladım. Tam karşımda bir ayna vardı ve benim ödüm kopmuştu. İçimden söylenerek odanın kapısını iyice açtım ve tek ayağımla parmak ucumla içeriye adım attım.Oda siyah ağırlıklıydı ve sol tarafta yine siyah çarşaflı bir yatak vardı. Üstünde uyuyan ×2 bonus yakışıklılıkla bir genç dahilinde. Yaşını kestiremiyordum ama olsa olsa 19 yaşındaydı. Beyaz tenliydi ve çok, fazla mükemmeldi. Saçları kısa olmasına rağmen birbirine girmişti ve yastığa sıkıca sarılmıştı. Üstünde koyu mavi bir tişört ve altında yine o tonlarda bir pijama vardı. Üstünde olması gereken pikenin yarısı bacağının arasında yarısı da yere düşmek üzereydi. Yavaşça yanına yaklaşıp pikeyi altından çekerek üstüne örttüm. Bakışlarım biraz yüzünde gezindi. Biraz. Çok az... Ancak o anında gözlerini açarak üstünü örtmek için pikeyi tutan bileğimi sıkıca kavradı. Nefesim kesilirken bileğimi çektim. Şaşkın bakışlarını bana doğrultmuşken az önce bileğimi kavrayan eliyle saçlarını karıştırdı. "Ne işin var senin burada?" Uykulu sesi kulaklarımı doldururken bunun dün gece beni taşıyan çocuk olduğunu anlamıştım. "Ben, şey tu-tuvaleti arıyordum . kapıyı açınca seninde üstün açıktı, örteyim dedim." Çatık kaşları düzelmezken aynı benim yaptığım gibi o da beni inceledi. Gözleri bütün renkleri kıslandıracak bir tonda kahverengiydi. Gözlerinin altında uykusuzluktan olduğunu düşündüğüm mor halkalar vardı. Keza bu bile onun tatlı profilini kaybetmek gibi bir gaflette bulunamamıştı. "Bir alt katta soldan ikinci kapı." Daldığım rüyadan onun sesiyle uyanmış gibi olunca kaşlarımı kaldırdım. "Ne?" O da benim gibi kaşlarını kaldırdı ve soru sorar gibi bakarak "Tuvalet? " dedi. Ağzım hafifçe aralansada hızlıca kendimi topladım. "Tabii. Tuvalet. " içimden kendime en nadide küfürlerimi yollarken hızlıca arkamı dönerek odadan çıktım. Tuvalet ne ya? ." Ellerimi yüzüme kapatarak ayağımı yere vurdum. Resmen şu an yere oturup ağlamak istiyordum. Görmedikşer gibi çocuğu süzmemi sorgularken kendi kendimi azarladım. O gerizekalı tuvalete ilerlerken yine içinde bulunmuş olduğum duruma küfrettim. İşte, ben Efe ile aynen böyle tanışmıştım. anılar göz kapaklarımın ardından içeriye sürüldüğünde göz yaşım yanaklarımdan süzülüyordu. Gözlerimi aralayıp yeni bir güne merhaba dedim. Rüyamda ilk tanıştığımız anı görmek beni ağlayarak uyanmaya itmişti. o gün ben çok içmiş ve bir süre sonra arkadaşlarımı, evin yolunu kaybedip karşıdan karşıya geçmeye çalışmıştım. Efe ise bana çarpmadan son anda duran kişiydi. arabadan inip yanıma geldiğinde önce üstüne kusmuş sonra da bayılmıştım. bizim üç yıllık ilişkimiz ve bir yıllık arkadaşlığımızın başı işte buydu. ama o günler geride kalmıştı ve ben şimdi kalkıp üzerimi giyinecek, sonra da provaya gidecektim. Hayat o olsun ya da olmasın devam ediyordu. değil mi? yataktan Zor bela kalkıp dolabın karşısına geçtim saçlarım aman Allah'ım saçlarım inanılmaz karışıktı kısa bir duş almanın daha iyi olacağını düşünerek banyoya yürüdüm resmen ayaklarımı sürüyordum dün gece o kadar fazla yürümemeliydim. üzerime giymek için bir pantolon ve bordo bir kazak seçtikten sonra onları yatağın üzerine fırlatıp banyo yürüdüm sıcak bir duş gerçekten iyi gelecekti nitekim öyle de oldu banyodan çıkıp üzerimi değiştirdim hemen arkasından saçlarımı kurutmaya geçtim midem yine bulanmıştı aynadan kendime bakarken bugün bir şeyler yiyeceğime dair kendi kendime söz verdim. saçlarımı kurutup iki yandan birer tutam aldım onları başımın üzerinde tek bir tokayla tutturduktan sonra işte hazırım. kalkıp küçük sırt çantamı tek koluma aldığımda raflarda okunmak için bekleyen kitaplardan biri bana göz kırptı onu da alıp hemen çantamı attım uzun zamandır okumak istediğim ama bir türlü fırsat bulamadım kitaplardan biriydi işte. onun çantama koyduktan sonra evden çıktım annemle babam çoktan işe gitmişlerdi bile bugün ben geçe kalmıştım neyse ki Murat Bey'in yokluğu bir problem olmayacağının işaretiyle birkaç günlüğüne şehir dışına gitmesi gerekmiş işte onun yerine Ben bakıyordum ve bu çok güzel bir şeydi birkaç hafta sonra terfiyi alacak olmak en azından alma ihtimalim in olması diyelim beni gerçekten mutlu ediyordu. belki de bu terfi işi beni yeniden hayata bağlayan şeylerden biri olurdu Efeyleyken çok hayalini kurduğum olması için çok dua ettiğim bir şeydi hatta terfiyi aldığım günü kutlayacağımıza dair birbirimize söz vermiştik ama şimdi o gün geldiğinde yanımda Efe olmayacaktı. Beyaz Spor her ayağımı geçirirken başka hiçbir şey düşünmüyordum ama bir an önce hayata dönmem gerektiğinde farkındaydım bugün ayrılalı 15 gündü 15 gündür ölü gibiydim ve bu ölü bir an önce üzerimden atmalıyım hem işte hareketlenmiş ti. provalar kostümler evraklar derken yoğun günler geliyordu ve ben bu yoğunluğun içinde kaybolmak istiyordum öyle ki bu şu anki en iyi seçenek gibi duruyordu. derin bir nefes alıp otobüs mu taksi mi karar vermeye çalıştım sonra da tabii ki taksiyi seçerek ana yola yürüyen yolda ilerledim. tam caddeye çıkmıştım ki bir araba önümde durdu siyah bir jip. Plakasını tanımaya çalıştım bir yerde gördüğüme emindim ama ne olduğunu kimin olduğunu çıkaramamıştım. O sırada siyah filmli camı indirip başını o camdan uzatan Aras ı gördüm. "Günaydın hadi atla" Benim evimi nereden biliyordu bu? kaşlarımı çatıp ona hayırdır der gibi baktım "Evimi nereden biliyorsun?" Güldü ama gerçekten samimi bir gülüştü bu. "Seni yürürken gördüm, evini bilmiyorum ama gösteri merkezi'ne giden tek yolunun bu olduğunu biliyorum. Seni burada görmem çok büyük tesadüf değil öyle değil mi? " yolun ortasında durduğu için arkadan gelen arabalar ona korna çalmaya başladığında daha fazla bekletmemek için hemen arabaya bindim. "Teşekkür ederim ve sana da günaydın"
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE