8

1121 Kelimeler
Gösteri merkezine geldiğimizde aynı arabadan iniyor olmamız oradakilerin dikkatini çekmişti, bunu ben de o da fark ettik tabii ki. Ama hiçbiri zerre kadar umrumda olmadı, artık kimsenin ne düşündüğü umrumds değildi, zaten Aras ve ben düşüncesi bile komik oluyordu. arabadan inip gösteri merkezinin içine girene kadar hiçbir şey konuşmadık arabada da hiçbir şey konuşmamıştık nedense onunlayken konuşacak bir şeyler bulmak benim için çok daha fazla zorlaşıyordu. prova odasında da birlikte girdiğimizde yine ve yine herkesin dikkatini üzerimize çekmiştik özellikle Nihal nedense ikimize bir garip batmıştı. onlarında bakışlarını es geçip ortalarda bir yere oturdum. onlar provaya başladıklarında başladı bir problem var mı diye gözleri listemde her şeyin yolunda gittiğini görünce sabah çantamı attım kitabı çıkartıp okumaya başladım. Genç kızın son iki ayı kalmıştı biricik bebeğini kucağına almasına. Ani bir kararla bebeğini bu dünyaya getireceğine yemin etmişti. Çünkü yaşamının bir nedeniydi bebeği. Sevdiği adamdan geriye kalan tek şeydi. Tam 7 aydır görmemişti onu. Özlemişti ; çok özlemişti. Genç kız düşüncelere dalmışken karnındaki cenin onu uyarmak istercesine kıpırdandı. Kız hafife irkilerek sanki Sevda'sını görebilecekmiş gibi karnına baktı ve gülümsedi. "Acıkmış mı benim Sevda'm? Haklısın bebeğim bende acıktım,sanırım bir şeyler yemeliyiz." oturduğu papatya desenli koltuktan zorlukla kalkıp mutfağa ilerledi. Büyük boy bir hamburger ekmeğinin içine, bulduğu bütün malzemeleri doldurup, meyve suyuyla birlikte ona huzur veren bahçeye doğru yürüdü. Kışı ağırladığı için yapraklarını döken iki vişne ağacının altındaki papatya desenli masasına oturdu ve ekmeğinden küçük bir ısırık alıp yaşadığı evin dıştan görünüşünü incelemeye başladı. Hayalleri vardı bu evde. Yaşamak istediği anıları, yaşayamadığı ve yaşayamayacağı hayalleri... Ekmeğinden bir ısırık daha alıp oturduğu papatya desenli sandalyede biraz daha yayıldı.Elini karnının üstüne koyup en azından hayallerinin bir kısmını kızı Sevda'yla gerçekleştireceğine söz verdi. Sevdiği adamla dekore etmişlerdi evlerini. Ama şimdi sadece kızının ve kendisinin eviydi bu ev. Yaşadığı ev 3 katlı, içinde veranda bulunduran, arka tarafta bir sürü ağacı konuk eden bahçesiyle tripleks model tatlı görünüşlü bir evdi. En üst katında büyükçe iki oda, bir banyo ve teras, bir alt katta, yatak odası dahil 3 büyük oda, küçük bir balkon ve bir banyo; en alt katta ise çok geniş bir salon ve amerikan model bir mutfak bulunuyordu. Verandaya ve bahçeye açılan çelik kapı evin güvencesiydi. Gülümsedi. Mobilyalar ve diğer eşyalar kendi zevkine göre döşenmişti ve bu yüzden neredeyse her yer papatya desenliydi. Küçük Sevda'sının odası bile hazırdı. "Kader..." diye geçirdi içinden. Kader, sevdiği adamla yollarını ayırmıştı. Ama kızı vardı. Her şeyden çok sevdiği kızı... En azından buna tutunabilirdi. Kitabın kapağını kapatıp derin bir iç çektim aman Allah'ım eğer ben de öyle bir şey yaşamış olsaydım ne yapardım onsuz onun bebeğini büyütmek ne kadar acı olurdu... tekrar derin bir iç çekip provayı izlemeye döndüm bu atmosferden sıyrılmak için biraz kitap okumak istemiştim ama nafile kitap bile bana onu hatırlatıyordu. beni ayrıldığımızdan beri bir kere bile aramamış ya da yazmamıştı, hala inanması çok kötüydü... yeniden sahneye odaklandım Cemre repliklerinden birini unuttuğunda onun yerine ağzım oynatarak repliği ben tekrarladım günlerdir cemreyle her iş çıkışı burada kalıp 2 saat boyunca prova yapıyorduk ve ben neredeyse tüm oyunu ezberlemiştim. Cemre ise heyecandan olsa gerek hala birkaç replik de problem yaşıyordu başımı geriye yaslayıp ışıklarla süslenmiş tavana baktım hayat benim için çok zor geçiyordu. Zor ve sıkıcı. "Deniz! " irkilip tavana diktiğim bakışlarımı bana seslenen nihale çevirdim. Sahnedekiler bana şaşkın şaşkın bakıyorlardı Emir ise sahnenin arkasından bana endişeli gözlerle bakıyordu. "Bir kaç defa sana seslendik, iyi misin?" başıma aşağı kırsallık neden seslendiklerine anlamak için yüzlerine bakmaya devam ettim. "telefonun çalıyor Deniz" dedi Sinem. işte sadece o an telefonumun zil sesini duyabiliyor oldum. iki saattir yanımda çalan telefonun sesini bile duyamam işte özür dileyerek hemen çantamı karıştırdım telefonu elime alıp arayana baktığımda Murat Bey'in adını görmek hiç şaşırtıcı olmamıştı. onlar prova devam ederlerken dikkatlerini dağıtmamak için kapının önüne çıkarak telefonu açtım. buyurun Murat Bey. "Deniz sana bahsettiğim evrakları teslim etmişsin. ancak evraklardan birkaç eksikmiş öyle söylediler." Gözlerimi devirdim. hayır Murat Bey evrakları tamamlayarak onlara verdim neden saras Bey'in bilgilerini özellikle istediler açık adresini yer almasından Aras beyin memnun olduğunu zannetmiyorum. Ben de yalnızca o belgeyi çıkartarak evrakları onlara verdim bunu anlayışla karşılayacağınızı umuyorum." Murat Bey ağzının içinde bir şeyler geveledi ne dediğini anlayamamıştım O da anlamamı istememişti zaten. tamam kızım, her şey yolunda mı provalar devam ediyor mu sanki göre bilecekmiş gibi başımı salladım sonra daha göremeyeceğini hatırlayıp evet dedim her şey yolunda. yapmam gereken işlerle ilgili birkaç bir şey söyleyip aferin diyerek telefonu kapattı. ben de telefonu arka cebime koyarak yeniden içeriye girdim provanın sonlarına yaklaşmış lardı bugün iki kez baştan alacaktık birincisi bitmişti bile bu beni sevindirdi diğer işlerle ilgilenecek daha fazla vaktim kalacaktı. cemre'ye neden bir repliği unuttuğunda bu sefer sesli bir şekilde ona dublörlük yaptım. Aras ve Nihal bana şaşırarak baktılar onları omuz silkmek ile yetindim bütün senaryoyu ezberledin mi diye sordu Aras başım aşağı yukarı sallayarak evet dedim benim için ezber yapmak zor değil. sonra kahvaltıya gitmem gerektiğini hatırladım evet bugün kendime söz vermiştim kahvaltı yapacaktım O yüzden provanın bitmesini dört gözle bekliyordum burada biter bitmez de yukarıya kafeteryaya uçtum. Emir ve Cemre de tabii ki benimle birlikte lerde Sinem de geldiğinde birlikte kahvaltı yapmaya başladık Sinem nedensizce gözlerimin en içine anlamaya çalışır gibi bakıyordu. poğaçam lan kocaman bir ısırık alıp ona ne oldu dercesine Göz kırptım gözlerini kısarak bana bakmaya devam etti. Aras ve sen bugün birlikte mi geldiniz gözlerimi devirip başımı salladım evet yolda karşılaştık taksi bekliyordum. Emir de şaşırarak yüzüme baktı hayret bu bir Barış çağrısı mı güldüm olabilir tabii ki davetiyeleri hazırladınız mı diye sordu Ege konuyu dağıtmak istercesine emir'le kısa bir anda piştikten sonra ikimiz de aynı anda başımızı iki yana salladık daha vaktimiz var ama ben yine de bugün bir taslak çıkartacağım dedim. çok heyecanlıyım dedi cemrem sizce nasıl gidiyor Sinem çayından Bir yudum aldıktan sonra ona döndü çok heyecanlısın acilen bu heyecanlı yani mengerek oyunculuğun gayet iyi ve rolün içine girdiğin andan itibaren o heyecanını da kaybediyorsun farkındayım ama yine de başlarda tökez diyorsun. Cemre dudağını büzüp bu sefer Ege baktı Ege omuz silkti iyisin onun için bu kadar da kısa ve net bence de iyisin dedi Emir ama Sinem abla heyecanını biraz azaltmak gerekiyor Cemre ellerini masaya koyup Çok gizli bir şey söyleyecekmiş gibi sesini düşürdü nasıl sakin olayım aras'la oynarken sakin olmak mümkün mü resmen elime eli değdiğinde bile her şey uçup gidiyor. gözlerimi de vermeme engel olamadım Emir de benimle aynı tepkiyi paylaşıyordu. ciddi olamazsın dedi Ege. omuz silkti hoşlanıyorum sanırım Sinem onun cümlesini tamamladı herkes gibi Emir kolunu masa yaslayıp Hülyalı bakışlarla tostuna baktı sanırım ben de nihal'den hoşlanıyorum bu kadar güzel olunmaz ki abi poğaçaları mı bitirmiştim ama hala doymayan karnımı doyurmak için sanırım bir 5 tane daha poğaça gerekiyordu. Ben bir tost daha alacağım bana şaşkın şaşkın baktılar ayrılık bu kıza yaramadı dedi Ege gözlerini devirerek onu sildim ne yapayım doymadım. Sonra gidip kendime bir tost daha söyledim.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE