3.BAŞKA BİR EVRENDE

2017 Kelimeler
Beden olgusu ve ruh olgusu ayrı bir kavram karmaşasıydı. Bedenin bir yere aitken, kimileri ruhunun oraya ait olmadığını iddia ediyordu. Bende öyleydim. Bedenim bu zamana kadar yaşamıştı. Fakat ruhum sanki şuan buraya aitmişti ve bende aitliğime kavuşmuştum. Ruhum huzurluydu,fakat gözlerimi açtığım anda o huzur koybolup gitmişti. Gördüğüm her şey beynimde çınlama hissiyatı oluşturuyordu. Taşınıyordum sanki. Biri beni bir yere taşıyor gibiydi. Bir anlık acıyla çığlık attım. Başım ağrıyordu. Uğultular kesilmişti. "Yeni biri daha" Duyduğum kaba sesle başımı çarptığım yerden ağır ağır kaldırmaya çalışırken, güçsüzlüğüm sebebiyle sol kolumun üzerine yığıldım. Yeni bir acının vucüdumdan geçmesiyle güçlü bir çığlık daha çıktı dudaklarımın arasından. Birisi saçlarımı tutup çekti. Acıyla gözlerimi araladığım da zifiri karanlıkla yüz yüze geldim. Etrafta ışık huzmeleri yer alıyordu fakat, gökyüzü zifiri karanlıktı. Tek bir yıldız bile yoktu. "O bir dişi!" Ürkütücü ses yeniden konuştuğunda gözlerimi tamamen açtım. Gördüğüm kırmızı gözlerle korkuyla geriye sıçradım fakat, saçlarıma asılı bir şey yüzünden daha çok canım yandı. Tekrar bir ses uğultusu oluştu. "Kesin!" Daha keskin çıkan bir sesle beraber bir anda ortalık sessizliğe gömüldü. Saçlarıma asılan adam, beni serbest bıraktığımda derin bir nefes aldım korkuyla. Ben nereye düşmüştüm böyle? Kabus mu görüyordum acaba? "Onu bana çevir!" Duyduğum kaba ses iliklerime kadar korkuya hapis etti beni. Kırmızı gözlü adamın bana doğru dönmesiyle " Neredeyim ben böyle?" diye korkuyla bağırdım. Sessizliğin hakim sürdüğü ortam yeniden canlandı. Kırmızı gözlü adamın saçlarımı tutup beni ayağa kaldırmasıyla,"yalvarırım bırak! Canım acıyor" diye bağırdım. Korkuyla gözlerimden dökülen damlalara müdahale edemiyordum. Adamın beni kaldırmasıyla insan kalabalığını gördüm. Herkes bana bakıyordu fakat bunlara insan demek.. Denmemeliydi. Bunlar sadece iri ve uzun varlıklardı. Hepsi garip bir şekilde bana bakarken, ben onlara korkuyla baktım. "Bana çevir!" Duyduğum yüksek ve ürtücü sesle beraber savruldum. Savrulmamla beraber onu gördüm. Gözlerim, gördüğüm gözlerle beraber büyüdü, büyüdü ve daha çok açıldı. Yuvalarından çıkacak gibi duran gözleri görmemle "Sen" diye fısıldadım. Arkamdaki varlığın bağırarak elini saçlarımdan çekmesiyle, saç diplerim rahatlasa da istemsiz bir şekilde o gördüğüm gözlere doğru çekilmeye başladım. Yürüdüm, yürüdüm, yürüdüm. Ben yürüdükçe önümdeki kalabalık savruldu sanki. İnsanların bağırış sesleri kulaklarıma dolsa da bana doğru yavaş yavaş inen adama doğru çekildim. Onunla aynı hizaya geldiğimde başımı yukarı kaldırdım. "Sen"dedim. Sesimi duyduğunu bilmiyordum, çünkü ben bile zar zor duymuştum. Ama devam edemedim, bedenimdeki yanma, beni yere savurdu. Başımdaki kuvvetli ağrıyla gözlerim kapanırken sadece çakıllı yeri görebildim. & Gözlerimi açtığımda gördüğüm kabusun etkiyle güçlü bir soluk bıraktım. Gözlerimi yeniden kapatıp nefesimi kontrol altında tutmaya çalışırken, duyduğum gürültüler sebebiyle hızlıca gözlerimi açıp, yerimden doğruldum. Kabus değildi. Ben bilmediğim bir odanın içindeydim. Küçük bir ışığın aydınlattığı odada korkuyla geriye gitmeye çalışırken, sırtımı vurduğum yerden kuvvetli bir ses çıktı. Kolumun acısıyla inlerken, eş zamanlı odanın kapısı savrularak açılmış ve odaya uzun iri bir kadın girmişti. "uyanmışsın" Görüntüsüne tezat bir şekilde sesi kadife gibi yumuşacık olan kadının bana doğru adımlamasıyla korkuyla daha çok geriye çekildim. "Lütfen dur." Büyük ellerini kaldırarak olduğu yerde duran kadını görmemle korkuyla yutkundum. Kalbim deli gibi atarken dolan gözlerimle beraber ona baktım. "Korkma" dedi sakince. " Benim adım Ebrar." Korkuyla ismini söyleyen kadına "ben buraya nasıl geldim!" diye sordum. Sonra sorduğum sorunun saçmalığıyla "ben anlamıyorum. Dün arkadaşımla klüpteydim." Kendini Ebrar olarak tanıtan kız "yanına gelebilir miyim?" diye sordu. Korkuyla başımı salladığım da baş ucuma gelen kız yere dizlerinin üzerinde durup "öncelikle sakin olup bana ismini söyler misin?" dedi. Korkuyla ona bakmaya devam ederken "Revan" diye fısıldadım. Ebrar sakince başını sallayıp "Revancım burası Alar Krallığı." dedi. Gözlerim yanlış duyduğumu haykırır gibi irice açılırken "pardon alar neyliği?" dedim. O sıra da gözlerini büyültüp "Alar," diye saygılı bir şekilde ciddiyete bürünen kadınla korkuyla "ben, bir yanlışlık olması lazım. Ben dolamite geldim. Yani arkadaşımla buraya tatile geldik biz. Nascosto otelinde kalıyoruz." dedim. Ebrar, beni anlıyormuş gibi başını sallayıp "şimdi anlaşıldı" dedi. Elimin üzerine büyük elini bıraktığında avucunun arasında koybolan elime şaşkınlıkla baktım. Ardından daha çok şaşıracağım kelimeleri dile getirdi. " Ebrar'cım söylediğin hiçbir yer gerçek değil." Gözlerim ağır ağır ona doğru kalkarken" anlamadım? "dedim. Benim bu korkulu halime şaşkınlıkla bakıp" istersen biraz dinlen sonra sana her şeyi anlatalım "dediğinde üzerimdeki ağır örtüyü çekip" ben korkuyorum. Beynim karma karışık. Ne olduğuna anlam veremiyorum ve üstelik tepki de veremiyorum. Lütfen bana her şeyi anlat. Ne olduğunu bilmek istiyorum "diye korkuyla fısıldadığım da gözlerimden süzülen bir kaç damla yaşı kolumla sildim. Sol kolum sarı bir sargıyla sarılıydı. Ebrar ayağa kalktığında" öyleyse gel bakalım "dediğinde kalkmam içinde yardım etti. Yanında durduğum da gözüme bir devmiş gibi gelen kadına şaşkınlıkla baktım. O önden ben arkasından çıktığım da köşe de duran birini daha gördüm. Bu kadında epey uzun ve iriydi. Ebrar ve ismini bilmediğim kadına şaşkınlıkla bakakalırken Ebrar "Bu da arkadaşım Dafne" dedi. Dafne elini kaldırıp kısa bir an salladıktan sonra çektiği sandalyeye oturmam için işaret etti. Korkuyla gösterdiği yere oturduğum da Dafne "duydum." dedi Ebrar'a bakarak. İkisi de karşıma oturduğun da "ne merak ediyorsun?" dedi. Derin bir nefes alarak "ben tam olarak neredeyim?" diye sordum. Dafne " Alar Krallığı" dediğinde "ben Dolamite tatile geldim. Böyle bir yerin adını ne haritada gördüm nede bize bahsettiler." diye korkuyla konuştuğum da Ebrar "işte asıl mesele de bu. Söylediğin yer, aslında öyle bir yer yok." dedi. İçimdeki korku büyürken "imkansız" dedim. Sesimin tonu git gide artarken "var. Biz tatile geldik arkadaşlarımızla. Sonra evet, dün gece klübe gittik. Sonra ben" dedim durdum. Aklıma dolan anılarla "hatırladım!" diye bağırdım. "Hatırladım. Sürekli rüyalarıma giren o gözleri gördüm. Onu takip ettim. Sonra yürüdüm, çok yürüdüm. Ama yürüdüğüm yeri görmedim hiç. Sonra sanki bedenimin yandığını hissettim. Böyle bir şey çekti beni ve sonra" Ellerimi nereye koyacağımı bilemez haldeydim. İçimdeki korku, endişe git gide büyürken "sonrası yok. Sonra sanki bir şey çekti ve ben kayboldum." dedim ağlayarak. Burnumu gürültüyle çekerken "yemin ederim doğru. Ben yalan söylemiyorum" diye hıçkırarak ağlamaya başladım. Sonra büyük bir gürültü oldu ve içeriye 3 tane gerçekten dev adamlar girdi. Ebrar ve Dafne ayağa kalkarken üç adamdan en öndeki "kız doğruyu söylüyor. 3.Evrenden gelmiş." dedi gözleri bana dönerken. Göz yaşlarımı umutla sildiğimde ayağa kalktım. Bana bakan adama doğru bir adım attığımda "nasıl olduğunu anlamadım. Bir anda çekildim buraya" dedim ondan medet umarak. "size saçma geliyor olabilir" dedim hepsine bakıp, göz yaşlarım yeniden akmaya başladığında "ama yemin ederim doğruyu söylüyorum. Ben buraya kendim gelmedim. Zaten çok içtim. Böyle bir yerin varlığını bile söylemediler bana." dedim titreyen sesimle. Dafne "nasıl olabilir ki bu?" diye sordu bana garip bir şekilde bakarken. Kıvırcık saçlı, sap sarı gözleri olan adam öne geldiğinde büyüklükleri karşısında şok olmuştum. Ebrar ve Dafne bile onların yanında kısa kalıyordu. "Olmuş" Sesindeki soğukluk ve mesafe kanımı bile donduracak bir vaziyetteydi. Ebrar "o zaman geri de gidebilir" dediğinde ortadaki adam "Tomah araştırıyor" dedi. Ebrar başını salladığında "hadi oturun" dedi. "Size sıcak bir şeyler getireyim" Birbirinden iri olan adamlar kadının konuşmasıyla bir yerlere oturmaya başladı. Hepsinin arasında küçücük ve bilinmez duygulalarla kalmıştım. İlk başta benimle konuşan adama dönüp onun oturduğu yere bir kaç adım attım. Hepsi dikkatle beni izlerken "beni anlıyorsun değil mi?" dedim titreyen sesimle. "Bana Dolamit yok dedi Ebrar ama var. Ben oradan geldim." Adam başını sallayıp "biliyorum" dedi. "sen 3.evrendensin ve nasıl olmuşsa buraya gelmişsin. Bir imkansızı başararak" Sonra sarı gözlü sesi buz gibi olan adam "o kalkana rağmen" demesiyle ona döndüm. Göz yaşlarım onunla göz göze gelmemle beraber akmayı bırakıp ona takılı kalmıştı. Adam gözlerimin içine dikkatli bakarken birinin "ne görüyorsun?" dediğini duydum bir anlık. Sonra ise zihnim bir anda serbest kalmış gibi aydınlandı. Sarı gözlü adam "bardan çıkana kadar her şey var fakat sonrası yok." dedi. Şaşkınlıkla ona bakakalırken "sen?" dedim korkuyla. " şaka mı bu? Sen benim yaşadıklarımı görebiliyor musun?" Hepsine tek tek baktığımda "siz nesiniz?" diye korkuyla bir kaç geri adım attım. Dafne "sakin olmalısın" diye sakin bir sesle konuştuğunda daha çok adım attım. Etrafıma korku dolu gözlerle bakarken "dur!" dedi bir ses. O sese döndüğümde esmer, yeşil gözlü adamın bana dikkatle baktığını gördüm. Fakat onun bu şekilde donuk bir yüzle bana bakması beni daha çok korkutmuştu. Bir adım daha attım ve onların girdikleri kapıyı açıp hızlıca kendimi dışarı attım. Zifiri karanlığın içine girdiğim an daha çok korkmaya başladım. Göz yaşlarım hızla akmaya başladığında deli gibi korkuyordum. Üzerimdeki ince elbiseler, rüzgarın şiddetle tenime vurmasıyla beni korumuyordu. "Dur!" Arkamdan duyduğum o sesle daha çok hızlanmaya çalıştım fakat, bir anda önüme Dafne 'nin çıkmasıyla çığlık attım. Ayağımın takılmasıyla bir kol beni düşmekten son anda kurtarmıştı. "Sakin ol!" Dafne' nin sert sesiyle daha çok ağlamaya başladım. Bilmediğim bir yerde bilmediğim insanların içinde delirecektim. Benim geldiğim yere 3.evren diyorlardı ve bu yaşadıklarım beni delirtmek üzereydi. Aklım başıma yeni yeni geliyor gibiydi ve çıldırmamak elde değildi. Bütün etrafım az önceki insanlarla çevrildi bir anda. "Ben bir şey yapmadım!" Korkuyla bağırmamla hıçkırarak ağlamaya başladım. Dafne elini uzatarak "sakin ol canım. Kimse sana bir şey yapmayacak. Korkma" dedi. Ebrar "gel" dedi solumdan yaklaşarak. Korkuyla onlara bakmamla "gel, eve gidince tekrar konuşacağız. Şuan istesen de bir yere gidemezsin." dedi. Umutsuzluk ve onlara inanmaktan başka çaremin olmaması üzerine Dafne'nin elini tutarak onlara ayak uydurdum. Esmer, siyah gözlü adam "bizim gitmemiz gerek." dediğinde Ebrar o adamın dudaklarına küçük bir öpücük bırakıp "bende gelirim birazdan" dedi. Üç dev adam bir anda hızla yanımızdan ayrılırken, geriye iki tane arkasında onları izleyen kadın, bir tane de gözlerinden hala yaş akmaya devam eden beni bıraktılar. Dafne'nin elini tutarak, korktuğum hızla uzaklaştığım eve geri döndüm. Döndüğüm de daha çok korkuyordum, Daha çok ağlıyordum. Eve döndüğümüz de beni ikili koltuklara bırakan Dafne, Ebrar'la yalnız bırakarak hızla uzaklaştı. Döndüğünde elinde küçük bir tepsi ve içinde dumanı üstünde tüten içeceklerle geri döndü. "Al bakalım." Uzattığı yeşil sıvıya anlamayarak baktım. Dafne "hülen otu. Sakinleştirir." dedi. Başımı sağa sola sallayarak istemediğimi belirttim. Ebrar "iç. İyi gelir. 3.evren buranın soğuğundan etkilenir" dedi. Hala bu 3.evden olayını anlamamıştım. Elime bardağı aldığımda Dafne de, Ebrar'ın yanına oturup bakmaya başladı. Ebrar "bizden gibi ama değil" dedi. Dafne "bizden gibi bile demen saçma. Bir kere boyu kısa ve sıska." dedi. İkisinin ben buradayken benim hakkımda konuşması, yerimde huzursuzca kıpırdamama neden oldu. Göz yaşlarım sonunda durduğunda "bana anlatacak mısınız?" diye sordum merakla. Dafne "3.evren, yani senin geldiğin evren" dedi. Ebrar "oradan buraya gelemezsin normalde." dedi. Kaşlarımı çattığım da "dünya" dedim. Dafne alayla karışık gülümsediğinde "Dünya. Diğer evrenlere göre gelişmemiş, Teknolojisi geri ve kendinden büyük olan evrende yaşayan bizleri uzaylı olarak söyledikleri yer" dedi. Ebrar, Dafne'yi dürtüp "1.evren burası. Alar Krallığı. 2.evren Dolph ve son evren senin geldiğim yer." dedi sakince. Ebrar oturduğu yerden biraz kayıp ellerini birbirine kenetlendi. "İşte anormal olanda bu." Ebrar'ın gözlerine baktığım da anlamayarak "nasıl, anormal olan ne?" diye sordum. Dafne "senin buraya gelebilmen" dedi. Gözlerim ikisinin arasında hızla gelip giderken "biz 2.evren ve 3.evrene giriş yapabiliriz. Fakat 3.evren statü olarak bile olsa buraya giremez." dediğinde Ebrar "sen ilksin" dedi Dafne. Sonra düşünüp "Hayır. İsminin Jack olduğunu söyleyen 4.gruptan bir çocuk daha gelmişti" dedi. Ebrar "doğru" diyerek kazağının kolunu sıyırıp "Battal, 4.gruptaki Jack denen çocuk da 3.evrenden geldiğini söylemişti 50 yıl önce. Onunla konuşmalısınız" dedi. Kolundan çıkan mavi ışık korkuyla geri sıçramama neden olduğunda elimdeki içecek hem üzerime hemde yere döküldü. Esmer, siyah gözlü adının Battal olduğunu öğrendiğim adam kızın kolunda yansıdığında "oraya gidiyoruz. Siz bir şey öğrendiniz mi?" diye sormasıyla çığlık attım. Elimdeki bardağı hızla bir yere savurduğum da Dafne "kız 3.evrenden Ebrar!" diye kızgınlıkla söyledi. Dafne hızla yanıma yaklaşmaya başladığında ellerimi kaldırırak "nesiniz siz böyle?" diye bir kez daha bağırdım. "Sakin ol" Ebrar 'ın da bana doğru gelmeye başlamasıyla dolan gözlerimle "ben gitmek istiyorum. Bu lanet yerde durmak istemiyorum!" diye korkuyla konuştum. Dafne "tamam" dedi karşımdaki masaya otururken. Ebrar "özür dilerim. Böyle bir şeyin sana garip geleceğini düşünmedim" dedi. Gözümden akmaya başlayan yaşlarla "bunlar sadece film yada kitaplar da olur. Ben kesinlikle yine okuduğum bir kitabın etkisinde kaldım" diyerek gözlerimi hızlıca kapattım. İçimden 10 a kadar sayıp açtığımda yine karşımda onları gördüm. "Bu gerçek olamaz. Ben nereye düştüm böyle." Dafne elimi tuttuğunda "dinlenmek ister misin?" diye sordu. Ebrar "evet. Biraz dinlenmelisin. Eğer dinlenip kendine gelirsen daha sağlıklı konuşuruz." dedi. Başımı sağa sola sallarken artık ne ağrıyan kolum ne de başım umrumda değildi, sadece buradan gitmek istiyordum. Ebrar "lütfen" dedi. "İstersen burada uyu. Ben çocukların yanına gideceğim ama Dafne seninle kalacak." Dafne "buradayım. Sen uyu ve gücünü toparla. Hem senin için hemde bizim için iyi olacak." dediğinde korkuyla yutkundum. Ebrar elinde sarı bir sıvıyla geldiğinde onu bana uzattı. "rahatlamanı sağlar hadi" Artık hiçbir şey daha kötüye gidemezdi. Elindeki küçük cam kabı alıp içtiğimde yavaş yavaş gözlerim de kapanmaya başlamıştı. -Son
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE