4.Kalp Işığı

1737 Kelimeler
Zihin karışıklığı, halisünasyon, hayal görme gibi evreleri çoktan geçmiştim. Yeniden uyanık olduğum şu saatler içinde bunun kararına artık varabilmiştim, çünkü bunun gerçekliği gözlerimin önündeydi. Bulunduğum bu ev, gerçek. Oturduğum bu koltuk gerçek. Tek başıma düşündüğüm şu 3saat gerçek. Ben gerçekten başka bir evrendeyim. Ebrar gündüz olduğunu söylese de hala karanlık olan gökyüzü gerçek. Ebrar'ın üzerimi değiştirmem için verdiği kıyafetleri giydiğim vakit, çocuk gibi olmuştum. Üzerimdeki bol ve büyük eşofman ve onu takip eden kazak. Onların, boyuna ve kilosuna çok tersim. Onlar uzun ve kalıplıyken ben yanlarında gerçekten sıska ve kısayım. Ebrar önündeki ekrana odaklıyken bende onu inceledim. Ekran dediysem bizim leptop yada masa üstü bilgisayarımız söz konusu bile olamazdı. Hava da süzülen, saydam gibi duran ve ful dokunmatik bir alet. Ebrar'ın kolunun bir an da ışıklanması gözlerimi oraya çevirmeme neden oldu. O ben yokmuşum gibi ekranda çıkan adama "kızla ilgili bir şey bulabildiniz mi?" diye sordu. Battal "kızı da alıp 3.boyut kapısına gelmen lazım. Tomah bu şekilde bir yolunu bulacağını söyledi." dediğinde duyduğum şey karşısında hızlıca ayaklandım. Heyecanla Ebrar'a baktığım da o da kolunu kapatıp benim umutlu halime gülümseyip "ayaklarına bir şey bulup geliyorum" dedi. Başımı hızlı hızlı salladığım da Ebrar hızla karşıdaki odaya girip yine bana büyük gelecek bir çift ayakkabıyla çıktı. "bu ayakkabı 43 numara. Yine sana büyük gelecek diye tahmin ediyorum" dedi. Başımı hızlıca sallayıp elindeki ayakkabıyı aldım. "Eğer gerçekten bir çözüm olacaksa her şeye razıyım" Ebrar gözlerini kısarak "ben seni sevmiştim ama" dedi. Ardından burnumun ucuna küçük bir dokunuş bırakıp "ama sen bizden kurtulmaya çok heveslisin" dedi. Korkuyla başımı sağa sola sallayıp "hayır öyle demek istemedim" dediğimde Ebrar elimi tutup "telaşlanma. Sen sakin bile kaldın. Ben senin yerinde olsaydım, yapacaklarımı tahmin bile edemiyorum " dedi. Elimi bırakmadan beni kapıya kadar götürdü. Ardından "seni kucağıma yada sırtıma almam lazım" dedi. Şaşkınlıkla ona baka kaldığım da "seninle yürürsem geç kalırız" dedi ve ben daha ne olduğunu anladan beni sırtına çıkardı. Bir kadın, başka bir kadını sırtına kolaylıkla almıştı! Ve sonrası çığlık atmama neden oldu. Ebrar, izlediğim o vampir filmlerindeki gibi hızlıca koşmaya başlamıştı ve önümdeki her şey sülüet gibiydi. Gözlerimi korkuyla kapatıp açtığım da "gözlerini kapat, sesi dinle." dedi Ebrar. Telaş ve korkuyla dediğini yaptığım da huzur buldu bir an da için. O gürültü bir anda kayboldu. Tek olan, hız ve adını koyamadığım hayvan sesleri kaldı. Hepsini birbirinden ayırt etmek zordu. Yoğun ve güçlü sesler doluyordu kulağıma. O huzur, burnuma gelen yoğun çimen kokusuyla daha da güçlü çektim o kokuyu ciğerlerime. "Geldik." diyen Ebrar'in sesiyle gözlerimi ağır ağır araladım. Karşımda sabah ki grup ve Dafne duruyordu. Tam sol taraflarında ise kısa, benden bile kısa beyaz sakalları ayaklarına kadar uzanan bir adam vardı. Ebrar beni yere bıraktığında "kız bu" dedi Battal. Gurur "gördüklerimi sana anlattım. Buraya nasıl geldiğine dair bir iz yok. O kısım o kadar bulutlu ve siyah ki.. Ayırt etmek imkansız" dedi. Ardından adam beni baştan aşağı süzdü. Dudakları ağır ağır kıpırdadı ve "Kral'a nasıl yaklaştığını da gördük" dedi. Bana doğru bir adım attığında "yürürken, insanları nasıl geriye savurduğunu da" diye ekledi. İlbey "bu da soru işareti tabi. Kral da anlam veremedi. Bir yandan o da araştırma yapıyor" diye konuştuğun da Dafne "bende anaya haber saldım" dedi. Adam tam karşıma geldiğinde başımı eğmek zorunda kaldım. Adam küçük elini bana uzattığında "elini bana uzatır mısın?" diye sordu sakin bir sesle. Dafne "korkma, o büyücü Tomah." dedi. Korkuyla geriye sıçradığım da küçük, adının Tomah olduğunu öğrendiğim adam "benden korkma. Sana yardım için buradayım" dedi. İlbey "eğer ona yardımcı olursan o da seni kurtarma yolunu elbet bulur." demesiyle gözlerimi korkuyla kapatarak Tomah 'a elimi uzattım. Elim sıcak avuçla temas ettiği anda gözlerim ağır ağır aralandı. Tomah "vucüdu buraya karşı tepki veriyor. Vucüt ısısı çok soğuk. Onu ısıtmak gerek" dedi önce. Ardından "eğil" dedi gözlerini gözlerime dikerek. Onun söylediğine itaat ederek dizlerimin üzerine çöktüm. Tomah gözlerimin içine bakar bakmaz, o geceye geri döndüm. Fakat, kapıdan çıktıktan sonrası siyahlaştı. Tomah kaşlarını çatarak bana baktığında "kapıdan çıktıktan sonra ne oldu?" diye sordu. "Yürüdüm" dedim. Elim onun avucunun içinde ısınırken "biri beni çağırdı ve ben yürüdüm." diye devam ettim. Tomah en sonunda "tamam kızım" dedi şefkatle. O an gözlerim doldu. Babam geldi aklıma, annem geldi, küçük kız kardeşim geldi. Göz yaşlarım bir bir akmaya başladığında "buradan gitmek istiyorum" dedim. Boşta duran elimde göz yaşımı silip "ailem beni merak etmiştir." dedim hıçkırıklarımın arasından. Tomah küçük parmağıyla göz yaşımı silip "sana yardım edeceğim ama sende bana yardım edeceksin" dedi. Başımı hevesle salladığım da "Kral 'ı tanıyor musun?" dedi Kaşlarım hafifçe yukarı çıktığında "o kim?" diye sordum Tomah' a anlamayarak. Tomah "sen ilk geldiğinde seni Zolen getirdi meydana. Sonra seni Kral'ın önünde bıraktı. Sen ayağa kalktın ve Kral 'a doğru yürüdün. Yürürken etrafını dağıtıp geçtin. Ve Kral' a dokundun." dedi ağır ağır. Gözlerim şaşkınlıkla etrafa bakmaya başladı. Ben böyle bir şey hatırlamıyordum. Zihnim de böyle bir şey yoktu. Gözlerim yeniden Tomah'ı bulduğun da başını eğerek" kız hatırlamıyor "dedi. Gözleri yeniden gözlerimi bulduğunda" zihninde o an yok. "diye devam etti. Gurur baş ucumuza geldiği vakit" ne öneriyorsun? "diye sordu düz bir sesle. Tomah" geçit önündeyiz. Nasıl geldiyse öyle gidecek mi diye test edeceğim "dediği vakit" kalk kızım"diyerek elimi bıraktı. Uyuşan bacaklarımı güçlükle doğrulttuğum da büyücü Tomah küçük kollarını kaldırıp "leospla doeestna slo" dedi ve korkuyla yutkunmama sebep oldu. Bir anda önümüz de koca bir şeffaf kalkan oluştu. Ucu bucağı yokmuş gibi bu kalkan ormanı sanki ikiye bölmüş gibiydi. İlbey yanıma geldiğinde "burası senin evreninin kapısı" dedi. İçimde oluşan umutla ona döndüm. Yüzüm yeniden gülmeyi başarmıştı. Güçlükle yutkunup "gidebileceğim yani?" diye hevesle sordum. Büyücü Tomah "bizde onu anlayacağız" dedi. Başını bana doğru kaldırıp "önce yavaşça elini kalkana doğru uzat. Eğer kalkandan geçerse gidebilirsin" dediğinde heyecanla "teşekkür ederim" dedim. "sonunda evime döneceğim" Tomah umutsuzca bana bakıp "yavaşça yap" dedi. Adımlarım hızlı bir şekilde söyledikleri kalkanın önüne ilerledi. Hızla haraket eden bu büyük cama derin bir nefes alarak baktım. Sonra ağır ağır elimi kaldırdım ve Tomah'ın dediği gibi yavaşça elimi uzattım. Elim, kalkana değdiği an kulaklarım da bir anda büyük bir patlama meydana geldi. Yer ayaklarımın altından kaydı. "Gurur, koş!" Birinin birine bağırdığını duydum ama o an beynim çıkacak gibiydi. Bedenim bir şeye çarptı. Sonra çenem tutuldu. "Gözlerini aç!" Birisi bağırıyordu, sonra dudaklarımdan bir şey girdi boğazıma. Gözlerim o an açıldı. Boğazım yandı ve ben deli gibi öksürmeye başladım. Ciğerlerim çıkacak gibi öksürmeye devam ederken, nefes almaya çalıştım. İçtiğim her neyse içimi yakıyordu sanki. Bir el hissettim sırtım da kuvvetle ovdu, göğsümde sızı oluştu ve derin bir nefes girdi ciğerlerime. Nefes aldım. O boğazımda tıkanan nefes sonunda beni serbest bırakmış, ben o nefesi bir daha alabilmiştim. "İyi misin?" diye korkuyla sordu Ebrar. Dafne gözlerimin içine bakıp "şunu kokla" diye bir şey uzattı. Beni her kim tutuyorsa o onun elinden alıp burnuma dayadı. Daha çok açıldı nefesim. Ciğerlerim sanki daha rahat nefes alıyordu. Git git daha iyi olmaya başladım. Biraz öyle olduğum yerde otururken "gitmemiz lazım." dedi soğuk ve ifadesiz bir ses. Karşımda duran Tomah "enerji yükselmesi var. Bu çok garip." dedi tedirginlikle. Dafne'nin "Belki de bunu yapmamamız lazımdı" diye konuşmasıyla İlbey "bilemezdik" dedi. "Tek çözüm bu denemeydi, ve bu başarısız oldu." Tomah "fakat bu enerji çoğalmasına anlam veremiyorum." dedi etrafına bakarken. Ardından dokunur dokunmaz beni geriye savuran kalkan bir anda ışıldamaya başladı. Dalgalar oluştu, yüksek titremeler meydana geldi ve bir anda büyük bir gürültü koptu. Ellerim anında kulaklarıma giderken İlbey beni hızla bırakıp "bu da ne böyle!" diye bağırdı. Bir an da gök gürültüsü gibi sesler yükselmeye başladı. Kalkan hızla titremeye devam etti. Dafne ellerini hareket ettirdi. Ebrar ellerini kulaklarından indirdi. Dafne "toprak geriye çekiliyor" dediğinde Gurur "Kral'a gidiyorum!" dedi yüksek bir sesle. Tomah "herkes. Herkes buradan çıksın. Alanı mühürleyeceğim" dedi. Ebrar hızla bana doğru gelip kolumdan tuttuğu gibi sırtına aldı. Dafne "koşun!" diye bağırdığı anda ağaçlar hızla salladı. Ebrar'ın sırtında, ona sıkıca tutunurken Tomah "lube!" diye bağırdı. "Lube vende ruh" Sonra herkes durdu. Battal "bizi takip edin. Saraya gidiyoruz" dediği an da herkes hareketlendi. Ebrar 'a sıkıca tutunurken, yanında olan Dafne "korkma." dedi. "sadece sıkıca tutun" Başımı hızlıca salladığım da ikisi de hızla koşmaya başladı. Onların hızı birbiriyle yarışır bir vaziyetteydi. Gelirken bu kadar çok geldiğimizi anlamamıştım fakat uzun bir süredir, ikiside hızla koşuyordu ve ben Ebrar'ın sırtındaydım. Bu kadın bundan nasıl etkilenmiyordu! Ebrar hızını yavaşlattığı vakit, gözlerimi yavaş yavaş araladım. Karanlığın içinde ışıkların aydınlattığı alan da bir sürü insan toplanmış ve korkulu gözlerle etrafa bakıyordu. İçlerinden birinin "böyle bir şey ilk defa oldu. Neler oluyor?" diye korkuyla yanındaki kadına sorduğun da kadın "Elbet Kral'ımız açıklayacak. Biz bekleyelim" dediğini duydum. Ebrar tekrar köşeyi döndüğünde kocaman bir alana giriş yaptık. Demir büyük kapı iki kocaman adam tarafından açıldı. Dafne ve Ebrar'ın önünde saygıyla eğildi. Benden yana bakmamışlardı bile. Başımı kaldırıp baktığım da ise gördüğüm görüntü karşısında küçük dilimi bile yutabilirdim. Karşımda devasa bir saray duruyordu. Aslında buraya saray demek bile haksızlık olurdu. Büyük altın sarısı kapının önüne geldiğimiz de Ebrar beni yavaşça yere bıraktı. Ardından önümüzdeki kapı sonuna kadar açıldı. Korkuyla Ebrar'ın kolunu tuttuğunda, kolundaki elimin üzerine büyük elini koyup "buradayım. Girelim" dedi. İki dev kadının arasında malikaneye giriş yaptığımız da dışı kadar daha girişin de gösterişli olduğunu fark ettim. Burayı tanımlamak, anlatmak bile kelimelere kifayetsiz kalırdı. Ebrar'ın kolunda onları takip ettim. Yeniden büyük bir kapının önüne geldiğimiz vakit kapı yeniden sonuna kadar açıldı ve kızlarla beraber içeriye adım attım. Girdiğim vakit yürüdük, yürüdük, yürüdük ve hala gözlerim etrafta dolanır vaziyetteydi. Kızların durmasıyla bende durdum ve sonunda gözlerimi yukarılardan aşağı indirmeyi becerebildim. Kızların saygıyla eğildiğini gördüğüm an karşıma baktım. Büyük bir mekanizmanın bir yanında gurur, diğer yanında ilbey ve Battal duruyordu. Sonra gözümü alanın üstüne taşıdım. Onu gördüm. Gözlerini bana dikmiş, buraya gelene kadar her gece, gündüz karşımda olan o gözleri yine gördüm. Mavi, beni yakan ve sürükleyen o gözleri.. Kızların hareket ettiğini hissediyordum ama o gözlere bakmaktan kendimi alı koyamıyordum. Onun bana bakması, benim gözlerimi ondan çekemeyişim.. Bir uğultu oldu, sonra Tomah 'ın "Kral' ım" demesi duyuldu. Fakat gözlerimi asla onun gözlerinden çekemiyordum. Bir adım attım istem dışı. O da ayağa kalktı. Bir adım daha attım. O da bir adım bana doğru geldi. "Neler oluyor?" Gurur'un garip sesi kulaklarıma dolduğu vakit girip, çıkmıştı zihnimden. Onunla karşı karşıya geldiğim de ise "Sen!" diye güçlü sesi doldurdu kulaklarımı. Sağ elim benden bağımsız ona uzandı. Beynim bu adamın nasıl bu kadar büyük, ve kalıplı olduğunu kavrayamıyordu. Benim kolum uzansa da onun göğsüne bile yetişememiştim. Fakat çok garip bir şekilde önümde eğildi. Bir sesin "bu da ne?" diye korkuyla fısıldaması bir oldu. Elim büyük yanağına ulaştığı vakit, bir ışık süzüldü. Bir patırtı koptu ve bedenimin sıcakladığını hissettim. "ait olduğum yerdeyim" diye fısıldadım ona. "Ait olduğun yerdesin" diye fısıldadı o da. -Son
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE