Birbiri ardına devam eden şimşekler, ipler ve adını sayamadığım her şey o ve ben arasında dolanıp duruyordu. Ait olunmuşluk ne demekti anlam veremiyordum. Elim bu dev adamın yanağında asılı duruyordu hala ve indirmeye gücüm yoktu. Hani derler ya ' yuvam burası' diye.. İşte tam da öyle bir anı yaşıyor gibiydim fakat, bu gerçek olamazdı. Çünkü ben buraya ait değildim. Ait olamazdım.
''Bu da ne demek oluyor?''
Birileri bir şeyler söylerken, elim ağır ağır koca devin yanağından kaydı. İşte o an her şey normal seyrine dönmüş gibiydi. Karşımda kocaman duran adam, gözlerini ağır ağır herkesin üzerinde gezdirdi. Benim gözlerim hala onun yüz hatları çevresinde gezerken, o bir kere bile bana bakmadı. Dafne '' bunun bir anlamı olmadı.'' dedi. Sesinin tınısı çok garip geliyordu kulağıma.
Tomah'ın '' çok garip bir anlamı olduğunu biliyorum ve büyük bir iş düşüyor bize'' dedi korkuyla.
Gurur'un ''Benim acilen Ana'yı bulmam lazım '' deyip yanımızdan hareketlenmesiyle ancak işte o zaman gözlerim bu kocaman adamdan çekilebildi.
Ebrar'ın ''büyük salona geçelim '' demesiyle karşımdaki adam hızla önümden çekilip sol tarafımdan, sırtındaki pelerini savurarak geçti. Ebrar '' Gel Revan,bu durumu araştırıp konuşmamız lazım'' dedi kaygıyla. Yüzünün her santiminden tedirginliği belli oluyordu, çünkü bende korkuyordum. O adamla göz göze her gelişimizdeki bu olan şeylere anlam yükleyemiyordum. Benim gibi kimse de yükleyemiyor gibiydi.
Büyük salon dedikleri yere geldiğimizde gözlerim iri iri açıldı. Çünkü benim bildiğim salonlar gibi değildi bu salon. Zeminin tam ortasında kocaman cam bir masa ve cam masanın etrafında bir sürü kocaman sandalyeler vardı.
Herkes bir yana otururken, bende korkuyla Ebrar'ın yanına iliştim. Herkes sandalyelerin üstünde sığamıyor gibi dururken ben içinde kaybolmuştum. Oturduğum anda masa çenemin hizasında durmuştu ve bunun ne kadar komik olduğu o an aklıma düştü. Herkesin göğsünün altında duran masa, benim resmen çene hizamdaydı ve gülmemek için ellerimi ve dudaklarımı birbirine bastırdım. Benden daha kısa olan Tomah'a baktığımda ise şaşırdım. Çünkü o da diğerleriyle anı hiza da duruyordu. İçimden bir anda masanın altına eğilip bakmak geçse de bu kadar dev insanın yanında merakımın tuzağına düşmek istemedim.
Ortam da sessizlik kol gezerken, o girdi içeriye.
Adını hala bilmediğim fakat, her göz göze gelişimizde çekildiğim kendime engel olamadığım adam girdi.
Yeniden hiç yüzüme bakmadan masanın en başına taht gibi bir yere oturdu. Ben hariç herkesin yüzde o soğuk mavi gözlerini gezdirdi. Sanki nerede oturduğumu bilir gibiydi.
Ağır ağır arkadaki kapı açıldı. Kral dedikleri o hariç herkes saygıyla ayağa kalktı. Ben ise kararsızlıkla yerimde oturdum kaldım. Kalksam sandalyeye Ebrar'ın yardımıyla oturmuştum zaten. Ayaklarım bile yere basmıyordu, kalkmakta oturmakta bir dertti.
İnce bir kadın sesi doldurdu odayı.
''Oturun evlatlarım''
Herkes bu komutu bekler gibi yerlerine tekrar oturdu.
''Hoş geldiniz''
Kral'ın sesi odayı doldurduğunda başka bir adam sesi yankılandı yeniden salonda.
''Hoş bulduk Kral'ım''
Gözlerim sesin geldiği yere döndüğünde yaşlı iki kişi vardı tam karşımda. Orta boylarda uzun beyaz saçlı, bembeyaz tenli bir kadın ve yine onun gibi beyaz saç ve sakallı bir adam.
İkisi de bir anda dikkatle bana baktı.
''Nova!'' dedi uzun saçlı kadın.
Nova dediği adamın bana bakarken beyaz olan teni daha da beyazlaşmıştı. Bir adın attı masaya doğru. Yutkunuş sesi odada yankılandı.
''Ana, Nova'nın nesi var böyle?'' dedi Büyücü Tomah.
''Sessiz ol.'' diye fısıldadı Ana denilen kadın.
Odada sessizlik hakimdi. Nova ağır ağır masaya yaklaşırken, hala kimse konuşmuyordu. Adam dikkatle bana bakarken, gözleri ağır ağır kapandı ve hızlı geri açıldı. Elini karşımdaki sandalyeye uzatıp onu çekti ve ''Gel, Ana'' dedi kibar bir sesle.
Ana denilen kadın, ağır adımlarla Nova'nın yanına gelip çektiği sandalyenin yanına oturdu ve o da tam karşıma geçti.
Ana '' olanları duyduk. Her şeyi biliyoruz fakat sizlerden de duymak istiyoruz. '' dedi Kral'a dönerek.
Ebrar '' sözü ben almak istiyorum.'' dedi.
Ana, Ebrar'a dönerken, Nova hala bana bakmaya devam ediyordu ve bakışları biraz da olsa beni ürpertmişti. Yerimde daha da küçülürken birazdan hiç bir şekilde görünmeyecektim. Gözlerim Kral'a doğru kaydığında, irkildiğini ve Nova 'ya baktığını gördüm.
Ebrar'ın ''ondan sonra da direk buraya geldik. Kız kesinlikle 3. Evrenden fakat, bugün geçemedi. Hatta ilk defa böyle büyük bir olaya bile şahitlik ettik ''diye cümlesini bitirdiğinde ona çevirdim başımı.
İlbey '' kızı kontrol edebilmek zor. Hatta Gurur, yaşadıklarını bile göremedi. Gerçi bir bölüme kadar görebildi. Sonrası yok'' dediğinde Nova '' Revan, kaç yaşındasın?'' diye sordu.
Korkuyla ona döndüğüm de derince yutkundum. Dafne'nin ''ondan korkma Nova bir peri'' dedi.
Fakat ben hayatımda ne bir peri, ne bir büyücümü görmüştüm ki korkmayacaktım. Daha doğrusu sizlerin bir böyle bir şeyin olduğunu ancak ve ancak kitaplardan okumuştum ve hepsi hayal ürünü olarak geçiyordu.
Gözlerim tekrar Nova'ya döndüğünde ''19 diye fısıldadım.
Sesimi duymuş muydu bilmiyorum ama Battal'ın ''3. Evrendeki yaşı.'' demesiyle Ebrar '' büyük ihtimalle buradaki yaşı 190'' dedi.
Gözlerim şaşkınlıkla ona dönerken ''190 mı?'' diye sordum.
Nova ''hayır!'' dedi sert bir sesle. ''O 190 yaşında değil. Burada da 3. Evrende de o sadece 19 yaşında'' dedi kesin bir sesle.
Ana'' doğru'' diye fısıldadı beni ayrıntıyla incelerken.
Kral'ın '' bu nasıl oluyor?'' diye sormasıyla Nova '' şimdi değil Affan!'' dedi sert bir sesle
Gözlerim korkuyla Kral'a dönerken, onunda yüzüne bir anlık şaşkınlık yansımıştı ve aniden silindi. Gözlerini itinayla benden uzak tutarken, adının Affan olduğunu o an zihnime kazıdım.
Nova yerinden aniden kalkarken Ebrar daha ne olduğunu anlamadan kolumdan tuttuğu gibi beni arkasına aldı.
''Hava gerginleşiyor Nova. Ne hissediyorsan ne düşünüyorsan bizlere de söylemelisin.'' dediği anda Kral'ı sol tarafım da buldum. Önümde neler olduğunu anlamıyordum göremiyordum çünkü iki dev görüş açımı kapatmıştı.
Ana'nın ''iyice araştırmamız lazım Nova, emin olmamız lazım. Lütfen sakinleş, düşündüklerin doğru olmayabilir'' demesiyle bir anda ortamdaki havanın azaldığını hissettim. Sanki biri havayı sonuna kadar çekmişti ve nefes alacak alanım kalmamış gibiydi.
''Doğru eminim!'' diye yüksek perdeden bir ses duydum fakat algılarım yavaş yavaş kapanıyor gibiydi sanki. Burası git gide boğucu bir havaya sahip oluyordu.
Yer ayaklarımın altından kayacak gibi olduğunda elimi attım. Sıcacık bir şeye dokundum. O sıcaklık, sanki kanıma kadar girdi. Uğuldayan kulaklarım, dönen başım sanki yavaş yavaş düzeliyor gibiydi. Nefes alıyordum. Sanki nefesim az önce tıkanmamış gibiydi.
Ağır ağır gözlerim açıldığında bir yerde oturduğumu fark ettim. Sonra ise gözlerim soluma döndü. Kral Affan'ın eline sıkı sıkı tutunmuştum ve o ağır ağır nefes alıp veriyordu.
Herkes tam karşımda dikkatle bize bakarken Nova'nın ''Şimdi haklıyım işte Ana. Bu o. Yıllar önce savaşta kaçırılan, Kral'ın kaderi olan kız.'' demesiyle Gurur'un ''emin misin Nova!'' diye sert bir sesle konuşmasıyla '' eminim Gurur, Kral'ın kaderi, neslimin son varisi bu kız'' dedi büyük gururla.
-SON