6.Sancı

1066 Kelimeler
Bazen kendi kendimize ben bu dünyanın insanı değilim, başka bir evrende, başka bir zamanda doğmam ve yaşamam gerekiyordu derken buluruz kendimizi. Ben kitaplarıma daldığım zamanlar da hep onların içinde olmak, o kurgularım içinde yaşamak isterdim ve şimdide sanki kendimi böyle bir yerde bulunuyor gibi hissediyordum. Gözlerimi açacaktım ve gerçek dünyaya dönecektim. Olmamıştı. Bu hiç olmamıştı. Çünkü gözlerimi açmıştım ve hala Alar Hanedanlığı denilen yerdeydim. İçeriden boğuk konuşma sesleri geliyordu ve bu oda hala benim odam değildi. Dün, gece mi gündüz mü olduğuna karar veremediğim vakitte Kral Affan'ın salonu terk etmesiyle Dafne beni alarak çıktığımız eve geri getirmişti ve diğerleri orada kalmayı tercih etmişti. Dafne hala teknolojilerini çözemediğim o aletlerle uğraşırken, ben kaldığım odaya geri dönüp ağlayarak uykuya dalmıştım. Dün o Nova denen adamın söyledikleri beynimde dönüp duruyordu sürekli. Kader demişti, nesil demişti ve beni mantıksız düşüncelerin arasına bırakmıştı. Ağır ağır yattığım yataktan kalkıp, etrafıma bakındım. Ne bir banyo nede ihtiyaç giderecek bir şeylere sahip bir alan vardı burada. Mecbur olarak odanın kapısını açıp dışarı çıktım. Yine beni bir şeylerle uğraşan Dafne karşıladı. Artık önündeki aletlere alışmıştım. Sanki buraya daha bir kaç gün önce gelmemiş gibiydim. ''Günaydın'' Kısık çıkan sesimle Dafne bana bakıp '' ah uyanmışsın'' dedi. Başımı ağır ağır salladığımda ''banyoyu kullanabilir miyim?'' diye sordum. Dafne sağ taraftaki kapıyı işaret edip '' orası'' dedi. Ağır adımlarla kapıya ulaşıp kolu indirdim. Her yeri gri olan banyoya girdiğimde buranın da ebatlarının beni epey zorlayacağı çok açıktı. Aynadan kendi bile göremiyordum! Zorlanarak suyu açıp parmak uçlarıma çıkarak yüzümü yıkadım. Ağzımı bol duyla gargara yaparak, tuvalet ihtiyacımı giderdim. Banyodaki işimi bitirdiğimde kapı kolunu indirip çıktım. Dafne hala bıraktığım yerdeydi. Karşısındaki sandalyeyi çekip kendimi üzerine bıraktım. Ellerimi cam masanın üzerine bıraktığım da ''aç mısın?'' diye sordu. Başımı sallayıp '' çok değil.'' dedim. '' Sanki tıka basa doluyum.'' Dafne önündeki ekrandan bir kaç saniyelik de olsa başını kaldırıp bana baktı. Kaşları yukarıya doğru kalkarken '' bu da garip işte.'' dedi. ''Neden?'' diye merakla sorduğumda '' 3. Evren den buraya gelmek demek bütün dengelerin bozulması demek. Evet soğuğa dayanamıyorsun ama senin sürekli de aç olman gerek.'' dedi. Elimi çeneme yaslarken '' aslında açım ama korktuğum yada tedirgin olduğum zamanlar da pek iştahım olmaz.'' dedim. 'İşte şimdi oldu' der gibi başını salladığında evin kapısı açıldı. İçeriye Ebrar ve Battal el ele girdi. Dafne merakla '' her şey halloldu mu?'' diye sorduğunda Ebrar kendini yorgunlukla büyük koltuklardan birine bıraktı. Battal yanımdaki sandalyeyi çekip oturduğunda '' Affan karışık bir durumun içinde. Aslında bu olanlar Nova'nın dediklerini doğrular gibi ama kızın peri soyu olması ilginç geliyor hepimize. '' dediğinde ''işte o imkansız'' dedim büyük bir kaygıyla. Hepsinin gözleri bana dönerken '' bunların hiçbirinin doğru olduğuna inanmıyorum ben. Ne periyim ne de birinin kaderi. Çünkü benim annemin bana hamile olduğu fotoğrafları var boy boy. Hadi diyelim o doğru. O zaman ben babamın nasıl bire bir kopyası olabiliyorum.'' diye cümlemi bitirdiğimde Ebrar bir anda yerinden kalkıp '' doğru ailesini görebiliriz aslında.'' dedi. Onun bunu söylemesiyle heyecanla yerimden doğruldum. Umutla '' görebilir miyiz? ailemi görebilir miyiz gerçekten'' diye konuştum. Sandalyeden zar zor inip heyecanla Ebrar'ın yanına gittim. ''Ebrar ben doğru duydum değil mi?'' diye sordum. Ebrar kararsızlıkla bana bakarken '' evet görebiliriz ama daha önce böyle bir şey başımıza gelmedi. Geldi de gelmedi. Senin gibi biri 50 yıl önce 3. Evrenden geldi fakat ailesi olmayan biriydi ve biz onun için böyle bir şey yapmadık. Ya yokluğunu biliyorlar, yada hayat normal seyrinde devam ediyor. Bunu ilk önce biz öğrensek daha iyi olur.'' dediğinde gözlerim doldu. Boğazım düğüm düğüm olduğu vakit ''hayır'' dedim titreyen sesimle. ''Lütfen onları görmek istiyorum. Bunu bana çok görmeyin'' dedim. Battal '' söyledin bir kere Ebrar!'' dedi sert bir sesle. Dafne '' tamam olan oldu. Elbet bir gün birinden öğrenip bunu isteyecekti. En başından görelim '' dedi sakin sesle. Ebrar üzüntüyle bana bakıp '' tamam.'' dedi. Büyük masaya beni yönlendirdiğinde Dafne ekranı tekrar açıp bir kaç tuşa bastı. Simsiyah görüntünün ardından annem, babam ve kız kardeşim göründü. Özlemle masaya yaklaştığımda elimi uzattım onlara doğru sanki dokunabilir gibi. Gözlerimden bir kaç damla yaş süzülürken, ''çok mutlular'' diye fısıldadım hüzünle. Ebrar bir tuşa dokundu ve babamın sesi yankılandı. ''Benim güzel prensesim yarın nereye gitmek istiyor bakalım?'' diye sordu babam neşeyle. Dudaklarımın arasından kaçan hıçkırıkla ellerimi dudaklarıma yasladım. İklim '' lunapark!'' diye çığlık atarken, annemin '' Baba kız günü mü yine?'' demesiyle gözlerim annemin üzerinde gezindi. Sanki ben hiç yokmuşum, hiç var olmamış gibiydim. İklim'in '' anne, benim neden kardeşim yok. Okuldaki arkadaşlarımın hep kardeşi var ama ben tekim. Canım sıkılıyor böyle. Bir tane kardeşim olsaydı biz onunla oynardık, ben onun ablası olurdum.'' demesiyle gözlerim büyüdü. Babamın '' Tek çocuk olmak da kötü bir şey değil bebeğim. Hem sen abla mı olmak istiyorsun?'' diye sormasıyla nefesim kesildi. ''Ben ?'' dedim korkuyla. Ebrar'ın koluma dokunmasıyla '' Ben?'' dedim yine. ''Ben yok muyum? bu nasıl olur. Ne demek tek çocuk'' Battal'ın kaşlarını çatarak ''Dafne hemen ekranı kapat'' demesiyle ''Dur!''diye çığlık attım. ''Durun, yalvarırım durun. Ben neredeyim? babam neden tek çocuk diyor. Onların beni şimdiye araması lazımdı. Ben sanki hiç olmamışım gibi davranmamaları lazımdı. Arkadaşlarım, Ecem Sude. Onlar peki? Ecem'in şimdiye kadar benim kaybolduğumu aileme söylemeleri gerekirdi'' Çığlık çığlığa bağırmamla birinin beni tutmaya çalıştığını fark etmiştim. Göz yaşlarımın şiddetinin daha da arttığını fark ediyordum. Nefes alamıyordum sanki. Kalbim yerinden çıkacak gibiydi. ''ANNE!'' diye bağırdım ekrana doğru. ''Baba!'' diye haykırdım. '' Bende varım, buradayım kayboldum!'' Annem ve babam neşeyle kahvaltısına devam ederken, birden ekran karardı. O an başka bir sıcaklığa geçti bedenim. Başka bir yere hapis olmuş gibiydim. Ellerim, kollarım bir mengene gibi sarılırken '' ben neredeyim anne!'' diye haykırdım. ''Ben hiç olmamışım gibi yapamazsınız!'' ''Prenses!'' diye bağırdı bir ses. Asla umurumda değildi hiçbir şey. Sahip olduğum sıcaklık bile beni etkilemiyordu. Yaşadığım hayal kırıklığı, acı, hüzün her şeyin üstündeydi. Sonra gözlerimin önüne bir çift göz geçti. Beni buraya sürükleyen, ait olduğumu belirten o mavi gözler.. ''Revan!'' dedi sert sesiyle. Gözlerim, gözlerine hakim olurken ''beni unutmuşlar '' dedim titreyen sesimle. ''sanki hiç olmamışım gibi hayatlarında, hiç var olmamışım gibi '' dedim acıyla. ''Prenses'' dedi yine arkamdan bir ses. ''Ailem beni unutmuş Affan'' dedim tükenmişlikle. Gözlerimdeki o bir çift mavi göz dalgalandı. Sanki bir ışık dalgası yayıldı etrafımıza ve bir anda ortalık aydınlandı. Ev bir anda sessizliğe hapis olurken '' yardım et bana '' diye fısıldadım ona doğru. Gözleri ağır ağır kapanırken, alnı alnıma değdi. Gözlerimin önünde şimşekler çaktı resmen. Nefes alışverişim hızlandı. Kalbim hızla atmaya başladı. Bir gürültü koptu fakat, göremiyordum sanki. Gözleri tekrar aralandığında ''öğreneceğim'' dedi kararlı bir sesle. ''Senin için her şeyi öğreneceğim.'' -Son
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE