Yeni Plan

2187 Kelimeler
Sera’nın gözleri büyüdü, ondan korkmak mı? Kafasını hızla iki yana salladı, o kimdi de ondan korkacaktı, yıllarca gerçekleştirdiği tehlikeli soygunlarda bile hiç korku duymamıştı, ondan mı korkacaktı. “Hayır, hayır tabii ki de.” Dedi, ses tonu net ve ciddiydi.  Selçuk’un yüzünde gülümseme belirdi, istediğini elde etmenin zaferini yaşıyordu. Kafasını olumlu anlamda salladı, “Gitmiyorsunuz o zaman” dedi, Sera ve Burcu’nun bakışı buluştu, nasıl bu adamın oyununa gelmişlerdi. Bakışlarını yavaşça patronuna çevirdi genç kız, konulara çok az dahil oluyordu, derin bir nefes verdi, acaba o oturmaya devam etmelerini yoksa gitmelerini mi istiyordu.?  “Aslında ben..” dedi iki adamın da merak dolu gözleri ona döndü. “Yavuz Bey için sıkıntı yaratmaktan endişeliyim , Hale Hanım beni burada gördüğü için hiç memnun olmayacak ve sıkıntı çıkaracaktır.” Selçuk anında gülümsedi, “Onları sıkıntısı hep var.” Dedi, Yavuz’un gözleri arkadaşına döndü, derin bir nefes verip kafasını onaylar anlamında salladı, gerçekten de sözlüsü ile sorunları hiç bitmek bilmiyordu. “Doğru.. “ dedi, gözlerini genç kıza çevirdi, “Sen şu an burada olmasan bile sıkıntı yine çıkacaktır.”  Diye ekledi, genç kızın yüzünde ufak bir tebessüm oluştu. Şimdi iç rahatlığıyla oturmaya devam edebilirdi artık. …. Elindeki kahveyi yavaşça yudumluyordu Sera,bakışlarını kaldırdığı anda birini gördü, Hale giriş kapısındaydı, hızlı hızlı adımlarla kafeye giriş yapıyordu. Genç kız elindeki kahveyi yavaşça masaya bıraktı, kendini bir savaşa hazırlıyor gibiydi. Derin bir nefes verdiğinde bakışları genç kızın gözleriyle buluştu. Hale’nin gözleri büyüdü, hızla masadaki diğer kişilere baktı, sözlüsü, en yakın arkadaşı ve bir yabancı kız aynı masada oturuyorlardı. “Yavuz!!” diye haykırdı, genç adam gözlerini kapayıp derin bir nefes aldı, Selçuk yüzünü buluşturdu, işte gelmişti. Kollarını göğsünde birleştirdi, sırtını sandalyeye yasladı, tıpkı bir film izler gibi olanları izlemeye kararlıydı. “Hale” dedi Yavuz, genç kız kıstığı bakışlarıyla hızla bir sandalye yaklaştırdı. Sözlüsünün tam yanına oturdu, öfkeli bakışlarını karşısında oturan iki kıza çevirdi. “Arkadaşlarınla oturduğunu söylemiştin” dedi imalı bakışlarını sözlüsüne çevirip. “Evet, doğru.” Yavuz onaylayarak kafasını salladı, Hale’nin gözleri büyüdü. “Bir asistan mı arkadaşın?” diye sordu, küçümseyici bakışlarını iki kıza çevirmişti. Yavuz anında ona döndü, “Ne demek bu Hale?” diye sordu, sesinde şaşkınlık ve uyarı vardı.   “Bir asistanın sizin masanızda ne işi var?” Sera’nın gözleri büyüdü, alt dudağını yavaşça ısırdı, kendini oldukça zor tutuyordu. Burcu elini elinin üzerine bıraktı, sakin olmasını, aklından geçeni yapmamasını iletmeye çalışıyordu. Selçuk’un gözleri yavaşça Hale’ye döndü,  derin bir nefes alıp “ Senin ne işin varsa?” dedi sorusuna cevap olarak, genç kızın gözleri büyüdü, hızla sözlüsüne döndü. “Yavuz!” dedi, arkadaşını uyarması adına. Genç adam derin bir nefes verdi, ortamın gerginliğine tahammülü yoktu. Hale bakışlarını yeniden iki kıza çevirdi, “Böyle insanlarla arkadaş olduğunuzu mu söylüyorsunuz?” dedi, Selçuk’un bakışları Sera’ya döndü. Yüzünde ufak bir tebessüm oluştu, genç kız iki yumruğunu delice sıkmış, arkadaşının zoruyla durmuştu. Elini yavaşça arkadaşının elinin arasından çekti, derin bir nefes verip öne doğru yaklaştı. “Sen bunları bana mı söylüyorsun?” diye sordu, bakışlarını sadece onun gözlerine sabitlemişti. Hale kolunu sözlüsünün kolunun içine geçirdi, kafasını cesaretle olumlu anlamda salladı. “Evet, sana söylüyorum. Zoruna mı gitti?” Selçuk’un gözleri yeniden Sera’ya döndü, yüzünde gülümseme belirdi, şimdi büyük bir olay çıkacaktı, adı gibi emindi, iki kızın büyük bir kavgası olacaktı. Sera, Hale’ye gereken cevabı  layığıyla verirdi. “Yok…” dedi Sera, gözleri önce patronuna kaydı, sözlüsünün gözlerine uyarırcasına bakıyordu. Sonra Selçuk’a çevirdi bakışlarını, genç adam kafasıyla onaylayıp arkasında olduğunu göstermeye çalışıyordu. Hemen ardından da Burcu’ya döndü, kafasını kendine hakim olması adına iki yana sallıyordu, umursamadı tabii ki, umursayacak durumda bile değildi, aklı başından gitmişti. Bu kız kim olduğunu sanıyordu ki geldiğinden beri böyle kelimeler söylüyordu. “Yok zoruma gitmedi.” Diyerek hızla ayağa kalktı, ellerini uzattığı gibi kızın saçlarını tuttu. İtirazlara, engellere rağmen dakikalar içerisinde genç kızı yere serdi, kafenin içerisinde Hale’nin yardım çığlıkları, Sera’nın zafer gülüşleri, Yavuz’un engel olmaya çalışma çabası ve Selçuk’un kahkakası yankılanmaya başlamıştı. …. Nefes nefeseydi Sera, elinde genç kızın saçlarının tutamları vardı, bir kolundan Burcu bir kolundan da Selçuk tutmuştu. Hale öfke doluydu, Yavuz onu sıkı sıkı tutmuştu. Tüm kafe toplanmış iki kızı izliyordu, derin nefes aldı Yavuz, artık sabrı taşmıştı. “Yeter!” diye haykırdı, iki kızda anında durdu, bakışları ona kaydı. “İkinizde durun!” Sera yavaşça geriye çekildi, elindeki tutamları yere bıraktı. Derin derin nefes aldı, “Yavuz Bey” dedi, alt dudağını yavaşça ısırdı. “Özür dilerim” diye ekledi sadece onun yüzüne bakıyordu, kızın saçlarını yolduğu için kesinlikle pişman değildi. Hale gözlerini kısmış izliyordu, saçı başı darmadağındı, kollarını hızla sözlüsünün ellerinin arasından çekti. İşaret parmağını Sera’nın gözlerine salladı, “Bunu senin yanına bırakmayacağım!” deyip hızla arkasını döndü, sendeleye sendeleye uzaklaştı. Yavuz hızla arkasından ilerlediğinde, Selçuk gülümseyerek Sera’ya yaklaştı. “Harikaydın” dedi, kafasını iki yana salladı genç kız, gözden kaybolana kadar patronunu izledi, yüzü asıldı, hata etmişti, öfkesine yenik düşerek çok büyük hata etmişti, belki de yarın işten çıkarılacak ve kolye planları artık suya düşecekti. Ağır ağır geriye gitti, sandalyeye oturdu. Burcu yanına yaklaştı, “Sera” dedi, Sera’nın gözleri ona döndü, yüzünde suçluluk belirten bir ifade vardı, öfkesi yüzünden plan iptal olacaktı. “Özür dilerim” dedi, gözleri dolu dolu oldu, ne olurdu ki biraz daha sessiz kalıp umursamasaydı. “Gidelim” dedi, Burcu kafasıyla onayladı, masaya yaklaşıp çantalarını eline aldığında Selçuk’un gözleri Sera’ya döndü, üzüldüğünü görebiliyordu. “Sera üzülme.. Yavuz’un siniri çok sürmez, tabi Hale cadını onu dolduruşa getirmezse.” “Hale’yi dinler mi ki?” diye sordu endişeyle, sözlüsünün sözüne göre hareket eder miydi. “Dinlememesi lazım ama emin değilim.” “Her şeyi batırdım” dedi genç kız, yüzü yeniden asıldı, yarın çok büyük azar işitecek ve belki de işten atılacaktı. Selçuk kafasını iki yana sallayıp yanına yaklaştı, biraz da olsa rahatlatmak istiyordu. “Benim de hatam var, gitmek istediğinizde engel olmamalıydım” dedi, Sera olumsuz anlamda salladı başını, sadece kendini suçluyordu, sinirlenince gözü hiçbir şeyi görmüyordu. “Ben kendimi tutmalıydım.” “Ama hak etmişti gerçekten.” Dedi Selçuk daha fazla tutamayarak, yüzünde tebessüm belirdi, her hatırladığında da devam edecekti. Sera’nın da yüzünde gülümseme oluştu, Hale’nin yerdeki görüntüsü gözlerinin önünde yer aldı, iyi ders vermişti aslında. “Kesinlikle hak etti.” Dedi, üçünün de aynı anda yüzü güldü. “Nereye gideceksiniz? Sizi bırakmak isterim.” Sera’nın gözleri anında arkadaşına döndü, ondan onay almadan kabul etmek istemiyordu. Burcu kafasını hızla iki yana salladı, “Gerek yok, biz gideriz.” Dedi, ses tonunda ciddiyet ve kararlılık vardı, kesinlikle kabul etmeyecekti. Selçuk’un şaşkın bakışları ona döndü, anında reddetmesi şaşkınlığının sebebiydi. “Neden? Araba burada.” Burcu umursamadan gözlerini arkadaşına çevirdi, bir an önce uzaklaşmak istiyordu. “Sera gidelim hadi.” Dedi, Sera kafasıyla onaylamak zorunda kaldı, elinden pek bir şey de gelmiyordu. Burcu ilerlemek adına arkasını döndüğü anda Selçuk hızla ilerledi, onu sollayarak geçip kapının önündeki arabasına yaklaştı, kapıları açıp bakışlarını iki kıza çevirdi, inat etmişti, onları evlerine kadar bırakacaktı, taksi aramakla vakit kaybetmelerini istemiyordu. “Gitmenize izin veremem, buyurun geçin.” Diyerek kapıyı tuttu. Sera’nın gözleri arkadaşına döndü, istemediğini çok iyi biliyordu ama bu defa da reddedip genç adama ayıp edemezdi. Derin bir nefes alıp arabaya yaklaşınca Burcu da takip etmek zorunda kaldı, arka koltuğa oturdu. …. Evinin birkaç sokak ötesinde durdurdu genç kız arabayı, indiği gibi gözlerini genç adama çevirdi. “Teşekkür ederiz.” Sera, “Görüşürüz.” Diye ekledi. Selçuk kafasını arabanın camından çıkardı, yüzünde gülümseme vardı, “Görüşürüz.” Deyip bakışlarını Burcu’ya çevirdi, ne yol boyunca tek kelime etmişti ne de şimdi. “sana da görüşürüz Burcu, tanıştığıma memnun oldum” diye seslendi. Kafasını yavaşça geriye çevirdi Burcu, gözleri genç adamın gözleriyle buluştu, şaşkındı, niye bu adam böylesine yakın  ve sıcak davranıyordu. Selçuk kısa bakışına gülümseyerek karşılık verdi, uzaklığına rağmen bu kıza yaklaşmak hoşuna gidiyordu. Arkasını döndü, tek adım attığında Sera arkadaşına yaklaştı. Yüzünde hüzün dolu bir ifade vardı, arkadaşı insanlara hiç yaklaşmıyor, elinden geldiğince de kaçmayı tercih ediyordu. Derin bir nefes verdi, “Daha ne kadar insanlardan kaçmaya devam edeceksin?” diye sordu, Burcu’nun gözleri ona döndü, “Ben kimseden kaçmıyorum” Sera kafasını iki yana salladı, genç adamın görüş açısından çıktığını fark ettiği anda arkadaşının önüne geçip adımlarını durdurdu. “Burcu… lütfen bunu kendine yapma. Benden başkasıyla konuşmuyorsun, bunu görmüyor muyum sanıyorsun?” dedi, genç kız kafasını yavaşça eğdi. İtiraz etmek istedi ama arkadaşının inandıramayacağını biliyordu. Bunca yılda hep herkesten kaçma yolunu seçmişti. Derin bir nefes verdi Sera sıkıntıyla, “Sebebini bilsem yardımcı olmaya çalışırım ama hiçbir şey söylemiyorsun” Kafasını yavaşça iki yana salladı Burcu, “Ben bu konuda konuşmak istemiyorum”  dedi, Sera sessizleşti, arkadaşının durumuna çok üzülüyordu. Zorlamak, üstüne gitmek istemedi ama bunu böyle bırakamazdı, bir çare bulmak için elinden geleni yapacaktı. “Tamam canım.”  Dedi, evlerinin olduğu sokağa girdikleri gözleri bir yere yoğunlaştı, kapının önünde bekliyordu, ağır adımlarla yaklaştıklarında Can yanlarına yaklaştı. “Hoş geldiniz.” Dedi, Sera gözlerini kıstı, bu şekilde bekliyor olmasının elbet bir sebebi vardı. “Ne oldu?” diye sordu, Can derin bir nefes verdi, “Konuşmak için illa bir şey mi olması gerekiyor? Sera kafasını yavaşça iki yana salladı, bir an önce odasına girip dinlenmek istiyordu. “Can atışacak durumda değilim, çok yorgunum.” Arkasını döndü. Bahçeye girip genç adamı umursamadan eve girdi, iki gündür yaptıklarından dolayı ona öfkeliydi. Hızla içer girdi, merdivenleri geçip odasına girdi, kapıyı örttüğü anda bedenini yatağa bıraktı. Bakışlarını tavana diktiği anda gözlerinin önünde geçirdiği son iki gün belirdi. Önce Can’ın anlam veremediği ve bunca yılda ilk defa şahit olduğu öfkesi sonra şirketteki yeni işi, sonra da patronu Yavuz Bey, son günler çok yabancı olduğu bir hayatın içerisindeydi, adapte olmakta oldukça zorlanıyordu. …. “Seraa” diye bir sesleniş duydu genç kız, üstünü değiştirip duş almıştı, saçlarını dikkatle kurutup topladı. İsmini duyduğu anda odanını kapısını araladı, arkadaşının sesi alt kattan ulaşıyordu. “Efendim” dedi, Burcu’yu gördü. “Toplantı yapacağız, seni bekliyoruz” dediğini duydu, kafasını olumlu anlamda salladı, her soygun sürecinde bu tür toplantılar yapılıp durum değerlendirmesi yapılırdı. “Tamam geliyorum.”   Geri dönüp odanın kapısı örttü, merdivenlere yönelip aşağı indi, gözleri arkadaşlarına kaydı, salonun orta yerindeki masada oturmuşlardı,en baş koltukta da Barış vardı, toplantıyı o yönetecekti belli ki. Sera sessizce yaklaşıp yerine oturdu. Barış’ın gözleri ona döndü, “Son durum nedir Sera?” diye sordu. Genç kızın gözleri önce Can’a döndü, planı iptal etmek için elinden geleni yapmıştı. Derin bir nefes verdi, “Kolyeye dair bir şey öğrenedim hala, sadece Yavuz Bey’e yakın olmaya çalışıyorum.” Dedi, Can’ın gözleri ona döndü, “Kolye nerede olabilir?” diye sordu, Sera kafasını yavaşça iki yana salladı, tam emin olduğu bir şey yoktu ama bir defasında kulak misafiri olmuştu. Kolye genç adamın evinde bir yerlerde saklıydı. “Bilmiyorum” dedi, bakışlarını hızla arkadaşlarının bakışlarından ayırdı. Şimdilik herhangi bir şey söylemek istemiyordu. “Nişanlısı vardı ya..” dedi Barış , Sera anında istem dışı , “Sözlüsü” diye düzeltince Can’ın bakışları hızla ona döndü. Niye böyle küçük bir ayrıntıya önem vermişti. Derin bir nefes verdi genç adam, daha sonra sormak için erteledi. “Sözlüsüne hediye etmiş olabilir mi?” diye sordu. Sera kafasını iki yana salladı, “Hayır o cadı da değil kesinlikle!” aynı anda tüm arkadaşlarının gözleri ona döndü. Genç kızın gözleri büyüdü, nasıl ağzından kaçırmıştı? Alt dudağını yavaşça ısırıp derin bir nefes verdi, bir açıklama yapmak zorundaydı. “Bir şey bilmediğini söylemiştin Sera?” diye sordu emin olmak adına Barış. “Gizlediğin bir şeyler olabilir mi?” diye anında atıldı Can da, Sera kafasını yavaşça iki yana salladı, bildiği bir şey hala yoktu ama kolyenin evde olduğuna büyük ihtimal veriyordu. Derin bir nefes verdi, “Sözlüsü ile arasında büyük bir sevgi yok anladığım kadarıyla, öyle değerli bir kolyeyi ona vermeyecektir.” Dedi, Barış kafasını onaylar anlamında salladı. “Sera haklı olabilir, kolye büyük ihtimal evdedir. Evin içerisinde kimsenin bilmediği gizli bir yer vardı, onu öğrenmemiz gerek.”  dedi, gözlerini Sera’ya çevirdi. “Duydun mu hiç Sera?” diye sordu, genç kız kafasını olumsuz anlamda salladı. Barış derin bir nefes verdi, “O zaman başka bir plana ihtiyacımız var” Can’ın gözleri şaşkınlıkla büyüdü, buna izin vermek ,onu böylesine bir tehlikeye tek başına dahil etmek istemiyordu. Her ne kadar öfkelendiği anlar çok olsa da hayattaki en yakınlarından , en değer verdiklerinden biriydi. İtiraz etmek istedi, gözleri Barış’la buruştu, bir sorun çıkarmaması için uyarıcı bakışkları vardı, susmak zorunda kaldı. “Nasıl bir plan?” diye sordu merakla. “Sera’nın bir şekilde o eve girmesi gerekiyor.” Dedi, Can şiddetle kafasını sallaldı, buna kesinlikle müsaade etmeyecekti, şirkete dahil olmak gibi değildi, ev ayrıydı çok ayrı.   “Hayır, Sera o eve girmeyecek!” diye itiraz etti. Barış’ın gözleri hızla ona döndü, “Sen planı bozmaya mı çalışıyorsun? En baştan hedefimiz buydu, Sera o eve girecek!” Sera şaşkındı, iki arkadaşının öfkesini izliyordu. Tek kelime etmiyordu, zaten ona fikri de hiç sorulmamıştı. Kabul etmekte başka çare bırakılmamıştı, derin nefes verip gözlerini ikisine çevirdi. “Karar verdiyseniz ben uyumaya gidiyorum, sabah erkenden uyanacağım.” Diyerek ayağa kalktı, Barış’ın gözleri ona döndü. “Son kararımız, o eve gireceksin” dedi, genç kız kafasıyla onaylayıp arkasını döndü. Tartışmalardan öylesine yorulmuştu ki itiraz etmeye bile gücü yoktu, ağır adımlarla merdivenlere yürüdü, odasına girdiği anda kapıyı örttü. Bedenini yatağa attı, gözleri anında tavanla buluştu, kalbinden geçen her şeyi sadece bakışalarıyla anlatmaya çalıştığıydı tavan, sessizce izledi, yan pozisyon aldı, yarını düşünmemeye çalıştı, patronu kim bilir ne çok kızacak, azarlayacaktı?
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE