Yorucu ve yoğun geçen iki günün ardından dergi için yazdığım uzun, kaliteli köşe yazısını yolladım. Uzun zamandır içime bu kadar sinen bir yazı hazırlamamıştım. Masamın üzerinde o günden beri beklemekte olan anahtara gitti gözlerim. Aybars Bey'in anahtarı. Ne evine gitmiş ne de bir iletişim kurmuştum. Mafya diye bahsettikleri bu adam, eğer kötü biri olsaydı şimdiye evimi basıp kendi bildiğini yaptırmaz mıydı? Komikti doğrusu. Demek ki düşmanlarımı öyle bir korkutmuştu ki, zalim sanmışlardı onu. Böylesi daha iyiydi. Böylesi daima daha iyiydi. Laptobumu kapattıktan sonra ayağa kalktım ve esnedim. Günün tamamı bu koltuğun üzerinde yazıyı oluşturmakla geçtiğinden hava kararmıştı çoktan. Bu saatler ruh hastası Ercüment'in beni aradığı saatlerdi. İti an çomağı hazırla, sözüne uygun olara

