Üstten bakarak sorduğum soruya "Haydi, cevabını sen bil." diyordu sanki gözleriyle. Geri adım atmadım. Bakışlarımı çevirmedim. Oldukça basit bir soruydu bu. Ya iyisindir ya da kötü. Orta yolu olamaz bu işin. -İyiliğin ve kötülüğün göreceli olduğunu düşünüyorum. Beni tanıdıkça kendi kararınızı kendiniz verirsiniz. Tahmin edildiği gibi politik bir cevapla kaçmıştı sorudan. Gözlerimi yumdum ve gülümsedim. -Pekala. Diyerek ayağa kalktım beraberinde gözlerimi açarak. -Çay için teşekkürler. Yeniden uğrayacağım. Sağlığınıza iyi bakın. Kapıya kadar götürüp dışarı çıkışını izledim. Ceplerini karıştırdıktan sonra bana döndü. -Ah, sanırım arabamın anahtarını unuttum. İçeriye bakar mısınız? Tabii konuşmaya dalmıştık. Anahtarı unutmuş olması normaldi. Başımı eğerek tekrar içeri girdi

